20 Mart 2012 Salı
18 Mart 2012 Pazar
Vatan gazetesinde çıkan Şiirim(Can Ataklı'nın köşesinde)
Bugün sizlere Çanakkale Zaferi ile ilgili günümüze de gönderme yapan Erhan Tığlı’nın bir taşlamasını sunmak istiyorum;
Şanımızdır Geçmişten Geleceğe
Düşman yığdı karşımıza demirini çeliğini
Siperler döndü kıyamete
Bora, fırtına olmuş yağıyordu
Kurşun, top-tüfek ve gülle
Ama Mehmetçik tınmıyordu bile
Yıkıyordu elinin tersiyle
İnsanlık düşkünlerini yere
Ne işin var burada diye...
Akıyor akıyordu sel gibi
Dalıyordu doludizgin
Şehitliğin gül bahçesine.
***
Ders al bu destandan ey genç!
Saklanma köşe bucakta
Sarmasın benliğini kara düşünce
Savaş kötülerle kelle kucakta
Kaçma sorumluluktan iş başa düşünce.
Çiçekler derle atanın gücünden
Olma miskinliğe kul köle
Kalk ayağa, durma öyle
Hadi koş, hadi coş, hadi gürle!
*****
Yıldırım Tuna’dan bu hafta gelenler
İşin bitmiş
Hayli yaşlı adam çapkınlık yapmak için şehrin “Kırmızı fenerli” otellerinden birine gitmiş, onu odasında gören lolita “Şaka yapıyor olmalısın amca” demiş, “Senin işin bitmiş.. Bitmişşş!” Adam “Nasıl?” demiş. “Bitmiş diyorum, bitti artık..!” Yaşlı adam “Hadi ya?” demiş sevinerek, “Borcum ne kadar?..”
Bir de onu görseydiniz
Küçük Timmy sınıftaki yoklama defterinin üzerine bir sinek resmi çizmiş, sınıf öğretmeni onu sahici zannedip cetvelle patlatıp durmuş üzerine, sınıf defteri yırtılıp gerçek ortaya çıkınca hayli sinirlenip küçük oğlanı babasına şikayet etmek için okula çağırtmış, “Sınıf defteri paramparça oldu“ diyerek. “O da bir şey mi efendim?” demiş adam perişan bir vaziyette, “Bir gece geç saatte arkadaşlarla buluştuğumuz bardan eve geldim, seninki sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş, bacaklarımın, kollarımın içini, çenemin altını bir görseydiniz, inanın bir yıl yanık tedavisi gördüm..!”
Tek teşhis
“ D.. Doktor” demiş emekli profesör, “Rektal muayene çok canımı acıttı.. Ne yaptınız öyle?..” Doktor “2 parmağımla birden muayene ettim efendim” demiş. “T.. Tevekkeli.. N.. Neden?” diye sormuş emekli profesör. Doktor cevaplamış: “Hatırlamıyor musunuz? Dersinizin sınavında tek teşhisle yetindim diye beni 1 yıl sınıfta bırakmıştınız efendim..”
Saçmalıyorum
“Kadınlardan anlayan en çapkın erkek” yarışmasına İngiliz, Amerikalı ve bizim Temel katılmış. İlk soru İngiliz’e sorulmuş, “Bir kızla ilk defa çıkıyorsunuz, onu öpmek istediniz, neresinden öperdiniz?” diye.“Ellerinden” diye cevap vermiş İngiliz. Jüri “ Doğru” diye onaylamış. İkinci soru Amerikalı’ya sorulmuş, “Aynı kızla 2. defa buluştunuz, onu öpmek istediniz, neresinden öperdiniz?” Amerikalı “Dudaklarından..” diye cevap vermiş. Jüri cevabın doğruluğunu onaylamış ve 3. yarışmacı Temel’e dönüp sormuşlar “Aynı kızla 3. defa buluştunuz, onu öpmek istediniz, neresinden öpersiniz?” diye. “Arkadaşlar, ben yarışmadan çekiliyorum” demiş Temel, “İlk 2 soruda da saçmaladım ve aynı yanlış cevabı verip duruyorum, devam edemem yani..!”
*****
Gani Yıldız’dan
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni en çok ihlal eden ülkeymiş. Avrupa’da da iyi sabır var; bu kadar ihlale rağmen sözleşmeyi tek taraflı feshetmiyor!
***
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Kentsel dönüşüm kapsamında vatandaş riskli binasını kendisi yıkmazsa biz yıkacağız” demiş. İyi bari, aranızda halledin de işi depreme bırakmayın!
***
Litresi 4.53 TL’lik fiyatıyla Avrupa’nın en pahalı benzinini kullanıyormuşuz. Bari durumdan olumlu bir şey çıkarıp Türkçe’ye bir katkı yapalım; ucuz şeyler için “sudan ucuz” deriz, bundan sonra pahalılar için de “benzinden pahalı”yı kullanalım!
***
Meydan savaşına sahne olan Eğitim Komisyonu’nun AKP’li vekilleri “Medya dışarı” diye bağırmış. Bu ülkede medyanın gerçekleri göstermesi istenmediği zaman mensuplarının başına iki şey gelir; ya “içeri girerler” ya da dışarı çıkarılırlar!
*****
Çobana konser: Bu kadar komik olmak zorunda mısınız?
Gazetelerde harika bir fotoğraf vardı. Gerçi televizyonlarda görüntüsünü de izledik ama bazen bir fotoğraf akan görüntülerden çok daha fazla şey ifade edebiliyor.
Fotoğraf şuydu: Dağın başı. Bir çoban kepeneği ile bir tabureye oturtulmuş. Karşısında bir klasik müzik orkestrası. Bir şey çaldıkları anlaşılıyor.
Çobanın etrafını şehirli giyimli kişiler sarmışlar. Çoban şaşkın. Çevresindekiler çok önemli bir iş yapıyor olmanın mutluluğu ile çobanı hayranlıkla izliyorlar.
Komik, absürd bir görüntü.
Neymiş Kültür Bakanlığı’nın senfoni orkestrası Anadolu’da konser vermeye gidiyormuş.
Yolda bir koyun sürüsü ve onları otlatan çoban görmüşler.
Hemen inmişler otobüsten, aletlerini almışlar. Çobanı da otobüsten getirdikleri bir tabureye oturtmuşlar, başlamışlar klasik müzik konseri vermeye.
Güler misiniz ağlar mısınız?
Anadolu insanının klasik müzikle tanıştırılması olarak nitelemişler durumu.
Oysa korkunç bir şey.
İşgüzarlık mı diyeyim, saçmalık mı, aptal popülizm mi yoksa Kültür Bakanlığı’nın klasik müzikle alay etmek için bulduğu dahiyane bir yol mu?
Hepsi. Ama en ağırlıklısı sonuncu şık gibi geliyor bana. Bugünkü iktidar zihniyetinin klasik müzikle ilgisi olmadığı gibi aslında karşılar da.
Ama ne çare ki tümden yok edemiyorlar.
İşte bu yolla küçük düşürmeye alay etmeye çalışıyorlar.
Sadece o görüntü bile klasik müzikle ilgisi olmayan kesimlerde sadece kahkaha attırır.
Kendini aydın sanan, iktidarın güdümünde menfaatlerini kollamak için Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan klasik müzik faaliyetlerini alaya alanların bile aklına bu kadar saçmalık gelmemişti.
Şanımızdır Geçmişten Geleceğe
Düşman yığdı karşımıza demirini çeliğini
Siperler döndü kıyamete
Bora, fırtına olmuş yağıyordu
Kurşun, top-tüfek ve gülle
Ama Mehmetçik tınmıyordu bile
Yıkıyordu elinin tersiyle
İnsanlık düşkünlerini yere
Ne işin var burada diye...
Akıyor akıyordu sel gibi
Dalıyordu doludizgin
Şehitliğin gül bahçesine.
***
Ders al bu destandan ey genç!
Saklanma köşe bucakta
Sarmasın benliğini kara düşünce
Savaş kötülerle kelle kucakta
Kaçma sorumluluktan iş başa düşünce.
Çiçekler derle atanın gücünden
Olma miskinliğe kul köle
Kalk ayağa, durma öyle
Hadi koş, hadi coş, hadi gürle!
*****
Yıldırım Tuna’dan bu hafta gelenler
İşin bitmiş
Hayli yaşlı adam çapkınlık yapmak için şehrin “Kırmızı fenerli” otellerinden birine gitmiş, onu odasında gören lolita “Şaka yapıyor olmalısın amca” demiş, “Senin işin bitmiş.. Bitmişşş!” Adam “Nasıl?” demiş. “Bitmiş diyorum, bitti artık..!” Yaşlı adam “Hadi ya?” demiş sevinerek, “Borcum ne kadar?..”
Bir de onu görseydiniz
Küçük Timmy sınıftaki yoklama defterinin üzerine bir sinek resmi çizmiş, sınıf öğretmeni onu sahici zannedip cetvelle patlatıp durmuş üzerine, sınıf defteri yırtılıp gerçek ortaya çıkınca hayli sinirlenip küçük oğlanı babasına şikayet etmek için okula çağırtmış, “Sınıf defteri paramparça oldu“ diyerek. “O da bir şey mi efendim?” demiş adam perişan bir vaziyette, “Bir gece geç saatte arkadaşlarla buluştuğumuz bardan eve geldim, seninki sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş, bacaklarımın, kollarımın içini, çenemin altını bir görseydiniz, inanın bir yıl yanık tedavisi gördüm..!”
Tek teşhis
“ D.. Doktor” demiş emekli profesör, “Rektal muayene çok canımı acıttı.. Ne yaptınız öyle?..” Doktor “2 parmağımla birden muayene ettim efendim” demiş. “T.. Tevekkeli.. N.. Neden?” diye sormuş emekli profesör. Doktor cevaplamış: “Hatırlamıyor musunuz? Dersinizin sınavında tek teşhisle yetindim diye beni 1 yıl sınıfta bırakmıştınız efendim..”
Saçmalıyorum
“Kadınlardan anlayan en çapkın erkek” yarışmasına İngiliz, Amerikalı ve bizim Temel katılmış. İlk soru İngiliz’e sorulmuş, “Bir kızla ilk defa çıkıyorsunuz, onu öpmek istediniz, neresinden öperdiniz?” diye.“Ellerinden” diye cevap vermiş İngiliz. Jüri “ Doğru” diye onaylamış. İkinci soru Amerikalı’ya sorulmuş, “Aynı kızla 2. defa buluştunuz, onu öpmek istediniz, neresinden öperdiniz?” Amerikalı “Dudaklarından..” diye cevap vermiş. Jüri cevabın doğruluğunu onaylamış ve 3. yarışmacı Temel’e dönüp sormuşlar “Aynı kızla 3. defa buluştunuz, onu öpmek istediniz, neresinden öpersiniz?” diye. “Arkadaşlar, ben yarışmadan çekiliyorum” demiş Temel, “İlk 2 soruda da saçmaladım ve aynı yanlış cevabı verip duruyorum, devam edemem yani..!”
*****
Gani Yıldız’dan
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni en çok ihlal eden ülkeymiş. Avrupa’da da iyi sabır var; bu kadar ihlale rağmen sözleşmeyi tek taraflı feshetmiyor!
***
Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Kentsel dönüşüm kapsamında vatandaş riskli binasını kendisi yıkmazsa biz yıkacağız” demiş. İyi bari, aranızda halledin de işi depreme bırakmayın!
***
Litresi 4.53 TL’lik fiyatıyla Avrupa’nın en pahalı benzinini kullanıyormuşuz. Bari durumdan olumlu bir şey çıkarıp Türkçe’ye bir katkı yapalım; ucuz şeyler için “sudan ucuz” deriz, bundan sonra pahalılar için de “benzinden pahalı”yı kullanalım!
***
Meydan savaşına sahne olan Eğitim Komisyonu’nun AKP’li vekilleri “Medya dışarı” diye bağırmış. Bu ülkede medyanın gerçekleri göstermesi istenmediği zaman mensuplarının başına iki şey gelir; ya “içeri girerler” ya da dışarı çıkarılırlar!
*****
Çobana konser: Bu kadar komik olmak zorunda mısınız?
Gazetelerde harika bir fotoğraf vardı. Gerçi televizyonlarda görüntüsünü de izledik ama bazen bir fotoğraf akan görüntülerden çok daha fazla şey ifade edebiliyor.
Fotoğraf şuydu: Dağın başı. Bir çoban kepeneği ile bir tabureye oturtulmuş. Karşısında bir klasik müzik orkestrası. Bir şey çaldıkları anlaşılıyor.
Çobanın etrafını şehirli giyimli kişiler sarmışlar. Çoban şaşkın. Çevresindekiler çok önemli bir iş yapıyor olmanın mutluluğu ile çobanı hayranlıkla izliyorlar.
Komik, absürd bir görüntü.
Neymiş Kültür Bakanlığı’nın senfoni orkestrası Anadolu’da konser vermeye gidiyormuş.
Yolda bir koyun sürüsü ve onları otlatan çoban görmüşler.
Hemen inmişler otobüsten, aletlerini almışlar. Çobanı da otobüsten getirdikleri bir tabureye oturtmuşlar, başlamışlar klasik müzik konseri vermeye.
Güler misiniz ağlar mısınız?
Anadolu insanının klasik müzikle tanıştırılması olarak nitelemişler durumu.
Oysa korkunç bir şey.
İşgüzarlık mı diyeyim, saçmalık mı, aptal popülizm mi yoksa Kültür Bakanlığı’nın klasik müzikle alay etmek için bulduğu dahiyane bir yol mu?
Hepsi. Ama en ağırlıklısı sonuncu şık gibi geliyor bana. Bugünkü iktidar zihniyetinin klasik müzikle ilgisi olmadığı gibi aslında karşılar da.
Ama ne çare ki tümden yok edemiyorlar.
İşte bu yolla küçük düşürmeye alay etmeye çalışıyorlar.
Sadece o görüntü bile klasik müzikle ilgisi olmayan kesimlerde sadece kahkaha attırır.
Kendini aydın sanan, iktidarın güdümünde menfaatlerini kollamak için Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan klasik müzik faaliyetlerini alaya alanların bile aklına bu kadar saçmalık gelmemişti.
17 Mart 2012 Cumartesi
HARBİCİ MİZAH: ERHAN TIĞLI TAŞLAMALARIYLA ARAMIZDA !...
HARBİCİ MİZAH: ERHAN TIĞLI TAŞLAMALARIYLA ARAMIZDA !...: Mizah Yazarlarının en delikanlısı Erhan Tığlı Ağabeyimiz taşlamalarıyla HARBİCİ MİZAH'ta. Erhan Abimize bu taşlamalar için çok teş...
16 Mart 2012 Cuma
Anlayışlı Koca...
Bir sabah kadın uyanır uyanmaz;
- Kocacığım, rüyamda ne gördüm biliyor musun? akşam eve elinde çok güzel bir paketle geliyordun…
- Eee?
- Ben de paketi heyecan içinde açıyorum ve içinden ne çıkıyor bir bilsen!
- Neymiş?
- Bir inci kolye! Sence bunun anlamı ne?
Adam gülümser:
- Bu akşam öğrenirsin sevgilim.
Akşam olur adam elinde güzel bir paketle eve gelir.
Kadın gözlerine inanamaz; çok heyecanlanır:
- Kocacığım, sen bir harikasın!
Ve aceleyle paketi açar. Kutunun içinden bir kitap çıkar. Üzerinde ‘rüya tabirleri’ yazmaktadır.
Fıkranın Kategorisi: Kadın Erkek Fıkraları
Fıkrayı Ekleyen Bilal on Mart 10, 2012
Etiket: Fıkarlar, Fıkra, Fıkraları, Fıkrası, Kadın erkek, Oku, YEni
Düşüncelerinizi Bizlerle Paylaşın
İsminiz(gerekli)
Email Adresiniz(gerekli)
Kişisel Blogunuz
Yorumlar
Daha Eski Ve Daha Yeni Fıkralar
Daha Yeni Fıkra: Net Cevap
Bir Önceki Fıkra: Yol Verin
Arama
Fıkra Kategorileri
+18 Fıkralar
Asker Fıkraları
Avcı Fıkraları
Çeşitli Fıkralar
Cimri Fıkraları
Deli Fıkraları
Doktor Fıkraları
Erzurumlu
Genel
Hayvan Fıkraları
Kadın Erkek Fıkraları
Kayserili
Mühendis Fıkraları
Nasreddin Hoca Fıkraları
Okul / Öğrenci
Politika Fıkraları
- Kocacığım, rüyamda ne gördüm biliyor musun? akşam eve elinde çok güzel bir paketle geliyordun…
- Eee?
- Ben de paketi heyecan içinde açıyorum ve içinden ne çıkıyor bir bilsen!
- Neymiş?
- Bir inci kolye! Sence bunun anlamı ne?
Adam gülümser:
- Bu akşam öğrenirsin sevgilim.
Akşam olur adam elinde güzel bir paketle eve gelir.
Kadın gözlerine inanamaz; çok heyecanlanır:
- Kocacığım, sen bir harikasın!
Ve aceleyle paketi açar. Kutunun içinden bir kitap çıkar. Üzerinde ‘rüya tabirleri’ yazmaktadır.
Fıkranın Kategorisi: Kadın Erkek Fıkraları
Fıkrayı Ekleyen Bilal on Mart 10, 2012
Etiket: Fıkarlar, Fıkra, Fıkraları, Fıkrası, Kadın erkek, Oku, YEni
Düşüncelerinizi Bizlerle Paylaşın
İsminiz(gerekli)
Email Adresiniz(gerekli)
Kişisel Blogunuz
Yorumlar
Daha Eski Ve Daha Yeni Fıkralar
Daha Yeni Fıkra: Net Cevap
Bir Önceki Fıkra: Yol Verin
Arama
Fıkra Kategorileri
+18 Fıkralar
Asker Fıkraları
Avcı Fıkraları
Çeşitli Fıkralar
Cimri Fıkraları
Deli Fıkraları
Doktor Fıkraları
Erzurumlu
Genel
Hayvan Fıkraları
Kadın Erkek Fıkraları
Kayserili
Mühendis Fıkraları
Nasreddin Hoca Fıkraları
Okul / Öğrenci
Politika Fıkraları
15 Mart 2012 Perşembe
Söz Meclisten Dışarı: Aşklı Meşkli Sözler
Söz Meclisten Dışarı: Aşklı Meşkli Sözler: AŞKLI MEŞKLİ SÖZLER DEYİŞLER Sevgide yoksan hayatın noksan. Sevgin kadar büyük, kinin kadar küçüksün. İnsanlar susarsa duvarlar konuşur, s...
Kitabım İçin Denilenler...
ERHAN TIĞLI’nın BÜYÜ adlı şiir kitabı hakkında Ne Dediler Ne Demediler?
Türkan Şoray: Benim büyüleyici güzelliğimden daha etkili bir şiir kitabı. Okuyanın benliğine güneş doğuyor, gönlüne de ay...
Hülya Avşar: Bu kitapta şeytan tüyü var herhalde. Okuduktan sonra her çorbaya maydanoz olmaktan vazgeçtim, pilav üstü döner olmaya karar verdim!
Kibariye: İyi ki okuma yazma öğrenmişim anacığım, yoksa bu kitabı okuma zevkini tadamayacaktım.
Sibel Can: Bu kitap beni yarım kilo zayıflattı.
Mustafa Topaloğlu: Allah sizi inandırsın, uzaylıların elinde bu kitap vardı...
Muhbir Vatandaş: Kitaptaki taşlamalar hem muzır hem de hınzır neşriyata giriyor. İçindeki taşlamaları okuyunca kızdım. Taşlama yerine güzelleme yazsaydı ya. Çocukları ve gençleri taş atmaya teşvik etmek istediği belli.
Böyle kitapları toplatmalı, çarpmalı, dört işleme tabi tutmalı. 18 yaşından küçüklerin okumasını yasaklamalı ve de zinhar okullara sokmamalı. Araştırdığıma göre, kitabın yazarı öğretmenken tebliğler dergisinde tavsiye edilmeyen kitapları okutmak, okunmalarını sağlamak gibi yüz kızartıcı bir suçtan cezalandırılmış. Şimdi galiba emekli ama hâlâ uslanmamış demek ki!
Öküz Altında Buzağı Arama Derneği Yönetim Kurulu:
Kitap tarafımızdan incelenmiş olup okunması, okutulması sakıncalı görülmüştür.
İlk sayfadaki şiirde şair, adam aradığını yazıyor. Adam yok mu yani, sayın büyüklerimiz adamdan sayılmıyor mu? Doğ Güneşim Doğ şiirinde, güneşin doğması, sisi karanlığı kovması isteniyor. Her taraf güllük gülistanlık, günlük güneşlikken bu istek abes kaçtığı gibi, ortalık karanlık gösteriliyor. Barış adlı şiir dindar ve kindar gençlik yetiştirme politikasına ters, şiirin son paragrafında sevginin cumhuriyeti kurulur, denilerek içinde bulunduğumuz cumhuriyet yok sayılıyor, zihinler bulandırılıyor karamsarlık aşılanıyor...
“Hadi Öp”, “Öptüm Seni” ve diğer aşk şiirlerinde etik değerler yerle bir ediliyor. Yaşlı ve evli barklı bir kimseye bu tür şiirler yakışmıyor, gençlere kötü örnek olunuyor.
Daha verilecek birçok misal var ama kafamız, pardon, yerimiz dar. Çok şükür, gençlerimiz okumaktan çok internete dadandılar da, böyle kitaplarla zehirlenmiyorlar.
Mualla Dantela: Bu kitabı şahsen bizzat büyü hakkında fikir edinmek için almıştım ama şiir çıktı, içinde büyü yapmakla ilgili bir şey bulamadım. Paramı geri isterim. Dizi izlemek varken ne yapayım şiir kitabını canım, hem zaten ben kendim şiirim ayol!
Falcı Cevriye Bacı: Büyü yapmak, büyü bozmak benim işim. Kitabına niye başka bir ad vermedin be kardeşim? Çabuk değiştir, yoksa alırım façanı, kurtaramazsın elimden paçanı!
Elleştirmen Erten Bilen: Kitap ünlü ve bol reklamlı bir yayınevinden çıkmadığı için söz etmeye değmez. Üstelik içindeki şiirler imgeden yoksun, simgelere yaslanamamış, postmodern renk armonisinden uzak kalmış. Modalara adalara el atamamış...
Şairi 50 yıldır yazıyormuş ama hiç semtimize uğramadı, meyhanede içki falan ısmarlamadı. Bir kokteyl verip kitabını tanıtmadı. Verdiğim mesaj anlaşıldı herhalde...
Türkan Şoray: Benim büyüleyici güzelliğimden daha etkili bir şiir kitabı. Okuyanın benliğine güneş doğuyor, gönlüne de ay...
Hülya Avşar: Bu kitapta şeytan tüyü var herhalde. Okuduktan sonra her çorbaya maydanoz olmaktan vazgeçtim, pilav üstü döner olmaya karar verdim!
Kibariye: İyi ki okuma yazma öğrenmişim anacığım, yoksa bu kitabı okuma zevkini tadamayacaktım.
Sibel Can: Bu kitap beni yarım kilo zayıflattı.
Mustafa Topaloğlu: Allah sizi inandırsın, uzaylıların elinde bu kitap vardı...
Muhbir Vatandaş: Kitaptaki taşlamalar hem muzır hem de hınzır neşriyata giriyor. İçindeki taşlamaları okuyunca kızdım. Taşlama yerine güzelleme yazsaydı ya. Çocukları ve gençleri taş atmaya teşvik etmek istediği belli.
Böyle kitapları toplatmalı, çarpmalı, dört işleme tabi tutmalı. 18 yaşından küçüklerin okumasını yasaklamalı ve de zinhar okullara sokmamalı. Araştırdığıma göre, kitabın yazarı öğretmenken tebliğler dergisinde tavsiye edilmeyen kitapları okutmak, okunmalarını sağlamak gibi yüz kızartıcı bir suçtan cezalandırılmış. Şimdi galiba emekli ama hâlâ uslanmamış demek ki!
Öküz Altında Buzağı Arama Derneği Yönetim Kurulu:
Kitap tarafımızdan incelenmiş olup okunması, okutulması sakıncalı görülmüştür.
İlk sayfadaki şiirde şair, adam aradığını yazıyor. Adam yok mu yani, sayın büyüklerimiz adamdan sayılmıyor mu? Doğ Güneşim Doğ şiirinde, güneşin doğması, sisi karanlığı kovması isteniyor. Her taraf güllük gülistanlık, günlük güneşlikken bu istek abes kaçtığı gibi, ortalık karanlık gösteriliyor. Barış adlı şiir dindar ve kindar gençlik yetiştirme politikasına ters, şiirin son paragrafında sevginin cumhuriyeti kurulur, denilerek içinde bulunduğumuz cumhuriyet yok sayılıyor, zihinler bulandırılıyor karamsarlık aşılanıyor...
“Hadi Öp”, “Öptüm Seni” ve diğer aşk şiirlerinde etik değerler yerle bir ediliyor. Yaşlı ve evli barklı bir kimseye bu tür şiirler yakışmıyor, gençlere kötü örnek olunuyor.
Daha verilecek birçok misal var ama kafamız, pardon, yerimiz dar. Çok şükür, gençlerimiz okumaktan çok internete dadandılar da, böyle kitaplarla zehirlenmiyorlar.
Mualla Dantela: Bu kitabı şahsen bizzat büyü hakkında fikir edinmek için almıştım ama şiir çıktı, içinde büyü yapmakla ilgili bir şey bulamadım. Paramı geri isterim. Dizi izlemek varken ne yapayım şiir kitabını canım, hem zaten ben kendim şiirim ayol!
Falcı Cevriye Bacı: Büyü yapmak, büyü bozmak benim işim. Kitabına niye başka bir ad vermedin be kardeşim? Çabuk değiştir, yoksa alırım façanı, kurtaramazsın elimden paçanı!
Elleştirmen Erten Bilen: Kitap ünlü ve bol reklamlı bir yayınevinden çıkmadığı için söz etmeye değmez. Üstelik içindeki şiirler imgeden yoksun, simgelere yaslanamamış, postmodern renk armonisinden uzak kalmış. Modalara adalara el atamamış...
Şairi 50 yıldır yazıyormuş ama hiç semtimize uğramadı, meyhanede içki falan ısmarlamadı. Bir kokteyl verip kitabını tanıtmadı. Verdiğim mesaj anlaşıldı herhalde...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
