Follow by Email

22 Nisan 2018 Pazar

HELVA HANIM

HELVA HANIM
Konuya girmeden önce sorayım. Helvayı sever misiniz? Ben pek severim. Taze ekmekle helva çok iyi olur. El gücüyle çalışanlar helva ekmek yiyince enerji toplarlar, yorgunluklarını unuturlar. Çeşit çeşit helva vardır: Koz helvası, tahin helvası, irmik helvası, yaz helvası, cevizli helva, çikolatalı helva, kar helvası, keten helva...(Yandı gülüm keten helva diye de bir deyim var.)
Nasrettin Hoca yağan karı alıp içine pekmez koyuyor, kar helvası yaptığını söylüyor. Tadanlar beğenmiyorlar. Hoca onlara hak veriyor, “Yaptım ama ben de beğenmedim” diyor!
Dedemin anlattığı bir fıkra var.
Bir Fransız turist Konya’ya geliyor. Bir helvacı dükkânının önünden geçerken vitrindeki helvalar dikkatini çekiyor. Onlarda böyle bir şey olmadığı için bunların ne olduğunu merak ederek içeri giriyor. Dükkân sahibine,” Kes köse?” (Bu nedir) diye soruyor.
Adam onun “Kes bir parça” dediğini sanıyor ve helvadan kesip veriyor. Turist helvayı yedikten sonra bir daha “Kes köse?” diyor. Adam kesip veriyor. Turist bir daha “Kes köse?” deyince bizimki kızıyor: “Kese kese helva kalmayacak be! Sen buraya alışveriş etmeye mi geldin, bedava helva yemeye mi?” diyerek turisti kovuyor.
Dostlarımız helvamızı yemek isterler. Hastalanan arkadaşlarına, “Helvanı ne zaman yiyeceğiz?” derler. Neden böyle diyorlar biliyor musun? Biri ölünce hayır olsun diye arkasından helva dağıtırlar da ondan. (Ne kötü şaka değil mi bu!)
Her ortama uyduklarını belirtmek isteyenler, “Ben helva demesini de bilirim, halva demesini de” derler. (Anadolu’nun kimi yerlerinde helvaya halva, elmaya alma derlermiş.)
Gerçi konuyu çok dağıtmış olacağım ama yeri gelmişken, bu konuda bir şey anlatmak istiyorum. Satıcının biri elma satıyormuş, öbürü de yoğurt. Yoğurtçu, “Tatlı yoğurt!” diye bağırırken elmacı da kendi ağız biçimiyle, “Ekşidir alma” diye ekşi elma sattığını belirtmek istiyormuş ama yoğurtçu bunu yanlış anlamış, onun yoğurduna ekşi dediğini sanmış ve kavgaya tutuşmuşlar. Zor ayrılmışlar.
Gelelim helvamıza. Helvacı türküsünü biliyor musunuz? Bilmiyorsanız söyleyivereyim.
“Kara koyun etli olur
Kavurması tatlı olur
Buralarda yâr seven
Ölmez ama dertli olur.
Helvacı helva!
Keten tohumlu helva
Şeker lokumlu helva!”
Helvadan niye bu kadar söz ediyorum da asıl konuya hemen girmiyorum? Helvayı çok sevdiğim için, sözünü ederken yemiş gibi oluyorum da ondan. Bizimkilerin kilo, kolesterol
sorunu olduğu için evimize helva girmiyor uzun zamandır.
Bu kadar giriş yeter. Şimdi öyküme geliyorum.
Almanya’ya giden bir işçimiz orada Helga adında bir Alman kızıyla evleniyor. Bir süre sonra Türkiye’ye dönüyorlar, bir ev alıp temelli kalmaya başlıyorlar. Alman kızı Türkçe öğreniyor ama tam değil. Daha birçok eksiği oluyor. Konuşma biçimi de Türklere uymuyor. Çevredeki kadınlarla tanıştırırlarken Ayşe Teyze ona adını soruyor. Helga helva der gibi,”Helga” diyor. Teyzemiz, “Helva mı? Benim adım da baklava!” diye espri yapıyor. Bu olaydan sonra Helga’nın adı Helva olarak kalıyor. Eski adı unutuluyor.
Helva hanım kocasının gözüne girmek için Türk yemekleri yapmak istiyor. Bir yemek kitabı satın alıp oradaki tariflere bakarak yemek yapmaya başlıyor. Kitapta yemek için gereken malzemeler sayılırken bazı adların yanına “arzuya göre” yazılmıştır. Bunu da bir yemek malzemesi sanan Helva hanım çarşıdaki bütün dükkânları dolaşıp “arzuya göre” yi arıyor, tabii bir türlü bulamıyor. Çaresiz, “arzuya göre” olmadan yemek yapmak zorunda
kalıyor. Merakla kocasını bekliyor. Kocası geliyor, yemek yerken beğendi mi acaba diye sürekli kocasının yüzüne bakıyor Helva hanım. Bir şey anlayamayınca daha fazla bekleyemiyor, kocasına yemeği nasıl bulduğunu soruyor.
“Çok güzel olmuş. Eline sağlık” diyor erkek.
Bu sözlere inanamıyor Helva hanım.
“Gerçekten beğendin mi, yoksa beni üzmemek için böyle mi söylüyorsun?” diye soruyor kocasına.
“Beğendim tabii. Sana niye yalan söyleyeyim?” diyor erkek.
“Aslında bu yemeğin bir eksiği var” diyor Helva hanım.
Erkek dudak bükerek:
“Ben bir eksik bulamadım. Neymiş o?” diye soruyor.
“Kitapta arzuya göre de var ama aradım, bir türlü bulamadım” diye önüne bakıyor kadın.
“Arzuya göre diye bir yemek malzemesi duymadım ben. Getir şu kitabı da bakalım içine” diyor adam.
Kadın yemek kitabını getirip gösteriyor.
Erkek gülmeye başlıyor.
Kadın bozuluyor, onun alay ettiğini sanıyor. Erkek gerçeği açıklamak zorunda kalıyor:
“Arzuya göre demek; isteğe bağlı, isteyen koyar, istemeyen koymaz demektir” diyor.
Türkçeyi iyi bilmediği için boşu boşuna arzuya göre aradığını anlayan Helva hanım da gülmeye başlıyor. Birlikte öyle gülüyorlar ki bu gülüş tatlı yerine geçiyor, yemeğin üstüne tatlı yemiyorlar artık.

21 Nisan 2018 Cumartesi


Bahara döndürür mevsimimizi sevincimiz
Çocukların güldüğü gülüştüğü ülkede
Yediveren güller açar bahçelerimizde
Kuşlar uçar umut yüklü maviliklerde
Yakamozlar yağar denizlerimize

Görüntünün olası içeriği: 1 kişi

16 Nisan 2018 Pazartesi

Turist Ördek mi Kaz mı?!

Turist altın yumurta yumurtlayan tavukmuş ama biz sanırız onu kaz, yolmak isteriz biraz. Dinlemeyiz ne itiraz ne ikaz, atarız kazıkları. Kazıklarımız buradan oraya yol olur, yollarımızda trafik canavarı bol olur. Acılı kebaplarımızla karnını, acıklı şarkılarla kafasını şişiririz; halis tereyağlı(!) yemekler pişiririz, zorla yediririz. Üstüne de sunarız ekşimiş ayran, kurtlu kiraz. Çalar teneke orkestra, söyler kurbağa solist; deriz buna caz!
Çok severiz biz turistleri, bağrımıza basmak isteriz karısını kızını. Turizm gönüllüsü delikanlı alamaz hızını, biriyle dans ederken öbürünün avuçlar kalçasını. Plajda da yalnız bırakmaz, iyice yanına sokulur, onu kem gözlerden korur! Bu ekstra hizmetlerden asla para almaz, turist memnun oluncaya dek onu başka bir yere salmaz.
Tam turist mevsiminde belediye aşka gelir; yollar kazılır, turistik faaliyetlerle gözler boyanır. Tam sekiz ay yatılır, yumurta kapıya gelince ancak o zaman uyanılır...
Sen istediğin kadar bağır, istediğin kadar yaz; bizde böyledir turizm.
Ne söylesek boş; turizm mevsimi başladı, koş vatandaş koş! Atılan nutuklarla sen de coş, turistlerin gönüllerini ediver hoş. İlginle, sevginle olsunlar sarhoş...
Turist tavuk değil kaz. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!
ERHAN TIĞLI


Bakışlar Neler Söylüyor?!

Bakış... 
Gönülden gönüle akış 
Bakış... 
Güzelliğe alkış 
Bakış... 
Eder sözlerle yarış 
Bakış... 
Aradaki buzları eritmek için ateş yakış 
Bakış...
Limandan kalkış, enginlere dalış
Bakış...
Yerine göre bahar ya da kara kış
Bakış...
Yakaya karanfil, gül takış
Bakış...
İlişkilere çivi çakış
Bakış...
Dostlarla barış, düşmanlara taş atış! 




SÖZLÜ GÜZELLİKLER

Bilge kendi mutluluğunun ustasıdır
Plautus
Kitap zeka çeşmesidir
Plautus
Aşk bir bedende iki ruh, dostluk iki bedende bir ruh
Joseph Roux
Ağaçlar toprağın göğe yazdığı şiirlerdir
Yaşamak aramaktır içndeki defineyi
Daima ara...Bugün altın ararken bakır bulursun, yarın bakır ararken altın.
Yorumlas

14 Nisan 2018 Cumartesi

GEL BAHAR GEL!



Gel bahar gel
Gel de düşsün aşkın cemresi
Havama suyuma toprağıma
Şenlensin gönlümün bahçesi
Şiir yüklü çiçeklerinle
Gel bahar gel
Gel de uçsun özgürce
Mutluluğun maviliklerinde
Sevgi ve dostluğun
Kuşları kelebekleri
Yeşertsin doğamı
Estirdiğin bereket saçan yel
**&&%%**

13 Nisan 2018 Cuma

Kitap okumayanlaın gülünç halleri(fıkralar)

Hoca camide vaaz veriyormus. Iceriye bir adam girmis. "Hocam, ben esegimi kaybettim. Bir soruverin bakalim. Esegimi goren var mi?" demis. Hoca cemaate donmus. Icinizde kitap okumayan, sanatla ugrasmayan biri var mi?" diye sormus. Biri ayaga kalkmis, "Ben varim, ben, demis. Boyle bos seylerle vakit gecirmem. Yer, icer, keyfime bakarim."
Hoca esegini kaybeden adama donmus, "Bosuna baska yerde arama, demis. Iste esegin burada."
Adamin biri olmus. Obur dunyada sorgu meleginin karsisina cikarmislar. Sorgu melegi adama, "Sagliginda hic sevdin sevildin mi?" diye sormus. "Hayir" demis adam. "Peki, kitap okudun mu, bilgi ogrenmek icin dergi, ansiklopedi karistirdin mi?" Adam bunlara da hayir deyince melek oradakilere, "Bir kanat getirin" demis. Adam sevincle, "Melek mi oluyorum?" diye ellerini cirpmis. "Hayir, demis melek. Kaz oluyorsun!"
Profesor I. Hakki Baltacioglu, ogrencilerine Sultanahmet Cesmesi'nin guzelliginden soz ediyormus. Biri ayaga kalkmis,"Efendim, ben o cesmeyi inceledim ama sizin soylediginiz guzellikleri goremedim ". Profesor ona kitap okuyup okumadigini, guzelliklere duskun olup olmadigini sormus. Hepsine de hayir yanitini alinca aci aci gulmus. "Bosuna ugrasmayalim, demis. Ne ben sana bu cesmenin guzelligini anlatabilirim ne de sen anlayabilirsin."
Severek oku, sevdigini oku. Dogrulugu, iyiligi, guzelligi ilmek ilmek doku.
Kitap okumayan hapi yutar. Bilgisizlik batakligina duser, cirpindikca daha da batar.
Kitap okursan, olamasan da bir balta sap, dogru yolu araya araya dusmezsin bitap.
Rehberin olsun kitap, yerlerde surunmeyi birak, okumuslar arasinda kendine bir yer kap. Tapacak bir sey bulamiyorsan, kitaba tap. Maval okuyacagina kitap oku. O zaman, maval okumakla gecirdigin zamana yanarsin, o gunleri pismanlikla anarsin.
Kimi "Insan dusundugu kadar insandir" demis. Kimi "Insan guldugu kadar insandir."
Bilincsiz, bos bos dusunmek, gulmek neye yarar, oyleyse insan okudugu kadar insandir.
Erhan TIGLI