Follow by Email

17 Ekim 2019 Perşembe

Aşkının özlemiyle
dalgalanıp coşarım
,yar geliyor deseler
yalınayak koşarım

14 Ekim 2019 Pazartesi

Altın Semerli Eşek

ALTIN SEMERLİ EŞEK
Semer, eşeğin yük ya da insan taşımak için sırtına vurulan palandır. Bir atasözümüze göre, eşeği dövemeyen semerini döver. Ünlü bir sözde şöyle deniliyor: “Bir biri size eşek diyorsa kulak asmayın ama giderek beş kişi eşek diyorsa, artık kendinize bir semer almanın zamanı gelmiş demektir.” Ortalıkta semersiz dolaşan eşekler bu öğüdü niye dinlemiyorlar acaba; yoksa semercileri zengin etmekten mi korkuyorlar?
Ziya Paşa da kötü asıllı kişilerin üniformayla, büyük mevkilere gelmesiyle eşeklikten kurtulamayacaklarını vurguluyor ve altın işlemeli semer vursan eşek yine eşektir, diyor.
Sami N. Özerdim, “İnsan Bu, Bilinmez” yazısında bu konuya bakın nasıl değiniyor:
“Ziya Paşa, ‘Zerduz palan ursan eşek yine eşektir” demiş. Yanılmış. Eşeğin sırtındaki palanın cinsinden hiçbir zaman haberi olmaz. Gerçekten, o her zaman eşektir. Ama bilinen erdemleriyle! Kimseyi küçümsemez. Ne genel yazman tanır- daha doğrusu takar- ne de genel müdür! Kime böbürlenmiş ki eşek? Kime tepeden bakmış ki?
Biz insanların budalalığıdır hayvanlara sataşmak!”
Eşek deyip geçmeyin. Bakın ne olmuş: 1938 yılında Milton kasabasının belediye başkanı, seçmenlerin düşünmeden, sonuçlarına aldırmadan, laf olsun diye oy kullandıklarını kanıtlamak için bir eşeği aday gösteriyor, oy pusulasına da eşeğin resmini koyuyor. Seçim günü eşek, oyların yüzde elli birini alarak seçiliyor…
Çok şükür, bizde böyle eşeklik yapan yok!

13 Ekim 2019 Pazar

İŞGALİYE VERGİSİ!?

“Sorma soruşturma, gündem oluşturma merkezinden geliyoruz. Size birkaç soru soracağız. Boş vaktiniz var mı?”
“Pek boş vaktim yok ama sorun bakalım.”
“Aşk hakkında ne düşünüyorsunuz?”
“Şarkıda belirtildiği gibi, aşk eski bir yalan, Âdemle Havva’dan kalan.”
“Hiç âşık oldunuz mu?”
“Çok şükür olmadım.”
“Niye şükrediyorsunuz?”
“Cinayetler aşk yüzünden işlenir çoğu kez. Gençler anne babalarıyla aşk yüzünden bozuşur, aşk yüzünden intihar ederler. Aşk yuvaları bozar, karı kocayı birbirine düşman eder. Aşk evliliklerinin çoğu ayrılmayla sona erer. Geçenlerde bir iş adamı bir kadına tutuldu, gece gündüz onu düşünmekten işini ihmal etti ve iflas bayrağını çekti...”
“Kitap okuyor musunuz?”
“Böyle bir kötü alışkanlığım yoktur. Okuyup da ne olacak ki? Okuyanları görüyoruz işte! Çoğu işsiz ya da hapiste çile dolduruyor. Okumanın sürünmektir sonu.”
“Müzik, resim gibi güzel sanatlarla ilgilendiniz mi?”
“Sanat karın doyurmaz. Benim böyle boş şeylerle ilgilenecek boş vaktim yoktur.”
“Hiç ağaç dikip çiçek yetiştirdiniz mi?”
“Parayı verdikten sonra istediğin ağacı, çiçeği satın alabilirsin. Böyle şeyler yapacak işi olmayanlar, emekliler, köylüler içindir. Ben köyden kente göçtüm, işim gücüm var.”
“Doğayı kirletenlere engel oluyor musunuz?”
“Başımı belaya mı sokayım canım.”
“Toplumsal ve politik olaylar hakkında ne düşünüyorsunuz?
“Beni düşünce suçu işlemeye mi teşvik ediyorsunuz?”
“Böyle bir amacımız yok. Sadece fikrinizi öğrenmek istemiştik.”
“Külahıma anlat onu sen! Ne demişler: düşünen kafalara tehlikeli fikirler üşüşür, büyüklerimiz her şeyi bizden daha iyi düşünür. İşte o kadar!”
“Gezi...”
“Gezi olayları konusunda yorum isteme benden, buz gibi soğurum senden!”
“Ben sadece gezip dolaşmayı sever misiniz, nereleri gezdiniz diye soracaktım”
“Sana ne bundan?”
“Candan bir arkadaşınız, dostunuz var mı?”
“Eskiden mahalle, okul, askerlik arkadaşlarım vardı. Şimdi hiçbiriyle görüşmüyorum. Zaten bu dünyada dostluk, arkadaşlık kalmadı artık. Herkes çıkar peşinde, para pul derdinde.”
“Sorularınız bitti mi, sonuç ne?”
“Sorular bitti. Bu sonuca göre işgaliye vergisi ödeyeceksiniz.”
“Niyeymiş o?”
“Niye olacak, bu dünyayı boşuna işgal ettiğiniz için!”
ERHAN TIĞLI