Follow by Email

25 Aralık 2015 Cuma

Üyelerimden biri

İşte üyelerimden birkaçı
sevgi ve dostluğu ileridir
bu üyelerimin
aşkları diri


DERNEK

Kısa adı GÜL-DER olan Gülelim Gülüşelim Mutluluğu Bölüşelim adlı bir dernek kuruluyor. Derneğe üye olmak isteyenler gülen bir fotoğraflarıyla www.erhantigli.blogspot.com adresine başvurmalıdırlar. Üyeler ağlayana gülmeyecekler, ağlatanlarla savaşmaya söz vereceklerdir. Ayrıca gülü sevip dikenine katlanacaklar, dikensiz gül bahçesi aramayacaklardır.

24 Aralık 2015 Perşembe

Doğadan-Frank Sinatra- Hazırlayan Kafkas Gökalp

Yönünü Aşka Döndür

Kin ateşini söndür
yönünü aşka döndür
süpür gönlünden
kötüyü çirkini
çiçeklerle doldur

KAZ!

Adamın biri ölmüş. Öbür dünyada sorgu meleğinin karşısına çıkarmışlar. Sorgu meleği adama, “Sağlığında hiç sevdin sevildin mi?” diye sormuş. “Hayır” demiş adam. “Peki, kitap okudun mu, bilgi öğrenmek için dergi, ansiklopedi karıştırdın mı?” Adam bunlara da hayır deyince melek oradakilere, “Bir kanat getirin” demiş. Adam sevinçle, “Melek mi oluyorum?” diye ellerini çırpmış. “Hayır, demiş melek. Kaz oluyorsun!”

RESSAM KEES VAN DONGEN

RESSAM LİSA NOONİS KEREM GÖRSEV HAZIRLAYAN KAFKAS GÖKALP

23 Aralık 2015 Çarşamba

Güzelin Gülüşü

Güzelin gülüşü
mutluluk ırmağının
sevgi denizine dökülüşüdür

YAŞAMAK...

Yaşamak
değerini bilenler için karanfildir güldür
Mutlu olmak istiyorsan
hüzün ateşini söndür
gönlünü aşka döndür
içindeki çocuğu güldür

19 Aralık 2015 Cumartesi

Aşk Denklemi

  1. Cosinus ailesinin genç delikanlısı X matematik üzerindeyken koordinat düzlemindeki sinüs ailesinin güzel kızı Y'ye aşık olur. X'de Y'de aynı duygularla bağlanır. Matematik kitabının 39.sayfasında buluşmaya karar verirler. Trigonometrinin zalim tanjantı bu haberi alır ve bu iki aşığı ayırmak için zalimce bir  plan yapar, çünkü tanjant kızı Y'yi zengin bir fonksiyonla evlendirerek sayı değerini arttırmayı planlar. Y'ye gidin X'in polinomla yasak bir aşk yaşadığını söyler. Buna inanan Y hemen X'i terk eder. Tüm matematik köyü halkı X'i yalnız bırakır, artık kimse X'e değer vermez X'de matematik köyünü terk eder. Babasının zalim planını ve X'in köyü terk ettiğini duyan Y karekökünü alarak hayatına son verir. X'in nereye gittiğini kimse bilmez, o gün bu gündü X bir bilinmeyen olur.
    Kaynak:
  2. yeniden blogladı

3 Aralık 2015 Perşembe

26 Kasım 2015 Perşembe

DURUM İŞTE BU...

Cüzdan vicdanı sınır dışı etti/dostluk mezarda...sevgi nazara geldi/yorgan döşek yatıyor/insanlık haraç mezat/satılıyor pazarda...

Fesuphanallah - Erkin Koray

Yurdaer Doğulu-El Cordobes-1976

25 Kasım 2015 Çarşamba

Yaşamaya BAK!

BU NASIL YAŞAMAK

Bu ne biçim hayat
Cüzdanlar turp gibi
Vicdanlar sakat
Namus çıkmış pazara
Satılıyor haraç mezat!
            ***
Bu ne biçim hayat
Çıkıyor uyanıklar
Kat üstüne kat
Biz barakaya bile
Bulamıyoruz takat...
            ***
Bu ne biçim hayat
Bulamadım bir tat
Azıcık kıpırdansan
İniyor cop, tokat...
Çile çekip durmaktan
Yaşamaya yok fırsat.

Erhan Tığlı

5 Kasım 2015 Perşembe

23 Ekim 2015 Cuma

Çetin Altan diyor ki

Bir İngiliz’e sormuşlar, “Sizde erkeklik organına kibarca ne denir?” diye.
            “Centilmen denir” demiş.
            “Neden?”
            “Kadınları görüce ayağa kalkar da ondan.”
            Bir Fransız’a da sormuşlar aynı soruyu.
            “Perde denir” demiş.
            “Neden?”
            “Oyun bitince iner de ondan.”
            Bir Bolşevik’e de sormuşlar erkeklik organının adını.
            “Partizan denir” demiş.
            “Neden?”
            “Önden mi, arkadan mı saldıracağı belli olmaz da ondan.”
            Bir İranlıya da tekrarlamışlar aynı soruyu.
            “Kalleş denir” diye cevap vermiş.
            “Neden?”
            “Daima arkadan saldırır da ondan.”
            Bir Türk ise bu soruya şöyle karşılık vermiş:
            “Bizde şef denir ona.”
            “Neden?”

            “Bizi o idare eder çünkü...”

22 Ekim 2015 Perşembe

2 Eylül 2015 Çarşamba

Aşkın Gösterdiği

AŞK NE GÖSTERİR?
Aşkın saatiyle kalmam hiçbir gün geri
Aşkın pusulasıdır gösteren
Güzelliklerle gidilmesi gereken yeri
Aşk olmasa biz neyiz ki
Sadece et ve deri...
Bencil mutluluktan daha iyidir
Aşkın derdi kederi...
Erhan Tığlı

*********

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Sevgiye Bak!..

Balığı seviyorsun
tutup yiyorsun
koyunu seviyorsun
kesip yiyorsun
muhabbet kuşunu kafese
süs balığını akvaryuma
hapsediyorsun...
Kedinin köpeğinin sana
 kul köle olmasını istiyorsun.
*
Sakın böyle sevme beni
böyle sevgi eksik olsun!

16 Ağustos 2015 Pazar

Müzede gezenlerden biri yorulmuş. Orada gördüğü bir koltuğa oturuvermiş. Müze bekçisi telaşla koşup gelmiş: “Ne yapıyorsun hemşerim? Orası Dördüncü Murad’ın tahtı. Çabuk kalk oradan!” diye bağırmış. Bizimki hiç istifini bozmamış: “Ne var yahu? Demiş. Kimim koltuğu olursa olsun, yemedik ya? Gelsin kalkarız!”
            O öyle demiş ama oturduğu koltuktan kalkmak bilmeyen, ancak silah zoruyla kalkan çok politikacılar gördük biz... İktidar koltuklarını tapulu malı sayar böyleleri

6 Haziran 2015 Cumartesi

2 Haziran 2015 Salı

KAHVELİ DİZELER

Kahve koydum cezveye
dostlarımla içmeye
Keyfime diyecek yok
yarim yanıma geldi
gönlüme gül dikmeye
 ***
Kahve pişti hadi gel
köpükleri taştı gel
Öyle çok sevelim ki
Aşka giden yollardan
Kalksın her türlü engel
***
İçtiğim kahvedir
etrafı telvedir
Her çiçek güzeldir
ama gönlüm güldedir

Sertab Erener - Öyle De Güzel

31 Mayıs 2015 Pazar

SEVGİ ve DOSTLUK

Sevgi ve dostlukla sil
gönüllerdeki kiri pası
Aşk olsun evreninin anayasası
Sarıl güzelliklere dört elle
ve ırmak gibi ak gönüllere
kararmasın insanlığının aynası

Giovanni Marradi - Tango de Roses

DOSTLUK ve AŞK

DOSTLUK ve AŞK...

            Dostlukla aşk yolda karşılaştılar. Aşk takmış takıştırmış, süslenmiş, iki dirhem bir çekirdek olmuştu. Dostluk ise sade ve duruydu, doğaldı. Aşk gururla giderken şöyle bir baktı dostluğa: “Hayrola, nereye gidiyorsun böyle?” diye sordu.
            Bu küçümseyen, tepeden bakan bakışa güldü geçti dostluk:
            “İnsanları teselli etmeye, avutmaya gidiyorum” dedi.
            Aşk dudak bükerek konuştu:
            “Ben hiçbir insanın yanına gitmem. Onlar benim yanıma gelirler. Kendilerine pek yüz vermesem bile muhakkak arar sorarlar, bensiz yapamazlar. Sen de öyle yap, kendini naza çek. O zaman değerin artar, benim gibi el üstünde tutulursun, baş üstünde gezersin.”
            “Hayır! Bu dediklerini yapamam” dedi dostluk. “Benim yüzümden acı çekmelerine dayanamam onların. Dert ortağı olurum kendilerine. Yalnızlıklarını gideririm.”
            “Enayiliğine doyma o zaman” diye alayla güldü aşk. Dünyada en güzel şey benim. Her zaman ve her yerde rağbet görürüm, şarkılara, şiirlere konu olurum. Sen ne işe yararsın ki?”
            “Sen öyle san” diye başını salladı dostluk. Sen gidince ben gelirim insanların yanlarına. Döktürmüş olduğun gözyaşlarını silerim, açtığın yaraları sararım, yalnızlıklarını paylaşırım. Dünyadaki en güzel şey sen olabilirsin ama benim gibi, benim kadar iyi olamazsın. Sen yakarsın yürekleri, ben su serperim. Senin dikenin ve verdiğin acılar, benim diktiğim gül ve ferahlattığım gönül çoktur. İşte farkımız budur.”
            Aşk söyleyecek söz bulamadı. Burnu havada çekip gitti.
            Dostluk ise erdem ve özveri ile birlikte doğruya iyiye güzele doğru yürüdü, yürüdüğü yolları güllere, lalelere, karanfillere bürüdü.



Yine Bir Gülnihal Aldı Bu Gönlümü

28 Mayıs 2015 Perşembe

DENİZ ÇAĞIRIYOR

DENİZ ÇAĞIRIYOR
Deniz çağırıyor bizi
Gelin diyor gelin
Kucaklaşalım doya doya
Balıklarıma bir merhaba deyin
Güzelliklerini sunmak için
Sabırsızlanan mavi suya
Sevginizi sebil edin…
Deniz çağırıyor bizi deniz
Gelin diyor gelin
El ele tutuşun dalgalarla
Martılarla hora tepin
Mutluluğu edelim gelin
yakamozlarla


26 Mayıs 2015 Salı

EKMEK...

EKMEK…

Belli başlı bir gıdamız olan ekmek günlük hayatta çok geçer. “Bir dilim ekmek, biraz da peynir/Aman efendim, ne güzel yenir” deriz. Ekmek paramızı kazanmak için var gücümüzle çalışırız. Mehmet Akif Ersoy, “Kim kazanmazsa bir ekmek parası/Dostunun yüz karası, düşmanının maskarası” diyor. Halk arasında ekmekli sözler, deyimler pek boldur. Gençlere, “Senin adam alman için kırk fırın ekmek yemen lazım” deriz. Tedbirsiz kişilere, kimseye güvenilmemesi gerektiğini anlatmak için “Güvenme dayına, ekmek al yanına” öğüdünü veririz. Para kazanmanın zorluğunu, “Ekmek aslanın ağzında” diye belirtiriz. Ekmek parası kazanmanın zorluğunu “ekmeği taştan çıkarmak” deyimiyle vurgularız…
Bir gazete haberine göre, Türkiye’de yılda ortalama iki milyar 280 milyon ekmek israf ediliyor, bunun ekonomik maliyeti ise yılsa iki milyar lirayı aşıyor. Ekmek israfının bir yıllık maliyetiyle 387 bin öğrenciye 12 ay boyunca aylık 280 TL burs vermek, yüz yataklı 63 hastane, 16 derslikli 394 okul, 3000 öğrenci kapasiteli 217 yurt yapmak mümkün…
Yiyeceğinden fazla ekmek alıp çöpe atanlara, ekmek bayatlayınca peksimet, tirit, papara olarak değerlendirmeyerek taze ekmek arayanlara duyurulur.
Yoksulların umutlarını kesmemeleri “Ümit fakirin ekmeği/Ye Mehmet ye/Ye Mehmet ye!” dizeleriyle dile getirilmiştir. Yoksul denince aklıma şu dizeler geldi:
            “Zenginin yolu asfalt
            Yoksulun yolu çamur
            Zenginin ekmeği pişkin
            Yoksulun ekmeği hamur”
            Adamın biri açlığını şöyle dile getirmiş; “Karnımın açlığı dünden/Bir ekmek olsa yerdim altı okka undan!”
            Eskiden ev ekmeği ve çarşıdan alınan Pazar ekmeği vardı. Şimdi ekmek çeşitleri çoğaldı: Çavdarlı ekmek, Alman ekmeği, Trabzon ekmeği, tam buğdaylı ekmek, çok tahıllı ekmek, ruşemli ekmek, Kastamonu ekmeği, tost ekmeği…
            Yoksul çocuklar genellikle ekmekle beslenirler, yemeği ekmekle yerler, yemeğin suyuna ekmek banarlar, çorbanın, sütün içine ekmek doğrarlar, ekmeğin üstüne yoğurt, bal, pekmez, yağ sürüverir anneleri. Bu konuda şöyle bir fıkra var: Annesi tarlada çalışırken çocuğunun önüne sütle ekmek koyuvermiş. Annesi görmeden bir yılan gelip sütü içmeye başlamış. Bir gürültü duyup bakan anne bir de ne görsün! Sütü ekmekle içmeye alışmış çocuk kaşığını yılanın başına vurup “Ekmekle ye! Ekmekle ye!” diye bağırıyormuş!
            Günümüzde ekmek israfı var; oysa eskiden ekmeğin bir kırığı bile ziyan edilmez, bayat ekmeklerden papara, tirit, peksimet yapılırdı…
Bazı kişiler sevgiden, güzelliklerden anlamazlar. Akılları fikirleri para kazanmaktadır. Neyzen Tevfik böyle kişileri bir şiirinde bakın nasıl taşlıyor:
Düşeli derdi firakınla sevdaya meye
“Müptelayım deliyim sinmişim esrarı neye
            Feleğin kahpe başında paralansın parası
            Ben güzel sevmeye geldim, değil ekmek yemeye”

           

24 Mayıs 2015 Pazar

Manyak Olmak Bedava!

Söz aramızda, tıp fakültesinin yanından bile geçmemiş ve de kendi derdine derman olamadığı halde, başkalarına ilaç sunan, akıl veren doktorlar(!) pek çok. Ama toplumumuz gene de hastalıktan kurtulamıyor bir türlü. Hele politika doktorları, halkı tedavi edeceklerini, onları dertten kurtaracaklarını söyleyerek başa geçiyorlar da, hastalıkları azaltacaklarına çoğaltıyorlar büsbütün. Kendileri hastalığın ta kendisi oluyorlar, söz ve davranışlarıyla bizi hasta ediyorlar. Öldürmekten, kan dökmekten zevk alan manyak teröristlere karşı gereken önlemleri almıyorlar, lafla vakit geçiriyorlar, birkaç kınama mesajıyla görevlerini yaptıklarını sanıyorlar! Bu durumda, biz manyak olmayalım da kim olsun?
*****

Erhan Tığlı     

Selami sahin..Seninle basim dertte

18 Mart 2015 Çarşamba

16 Mart 2015 Pazartesi

2 Mart 2015 Pazartesi

Manili Mektup

Askerdeki delikanlı babasına mektup yazdı, geride bıraktığı karısının hamile olup olmadığını merak etmişti. Bir maniyle durumu sordu: ""Ey mektup güzel mektup/köyden haber al da gel/Bir iken iki olduk/üç olduk mu sor da gel" dedi. Babadan şöyle bir cevap geldi: "Bahçelerde olur saz/böyle mektup gene yaz/tarlan ürün vermedi/dönüşünde yine kaz!"

27 Şubat 2015 Cuma

MİZAH HABER: ÇAĞDAŞ KARİKATÜRÜN KURUCU USTALARINDAN CEMAL NADİR...

MİZAH HABER: ÇAĞDAŞ KARİKATÜRÜN KURUCU USTALARINDAN CEMAL NADİR...: Çağdaş karikatürün ülkemizdeki kurucularından bir büyük ustayı, Cemal Nadir Güler’i bundan tam 67 yıl önce, 27 Şubat 1947’de yitirmiştik....