Follow by Email

16 Ekim 2018 Salı

DEĞNEKTEN AT



DEĞNEKTEN AT

            İki çocuklu bir aile hafta sonunu kırda geçirmeye karar verirler. Anne yemekleri hazırlarken çocuklar da babalarıyla yürüyüşe çıkarlar. Geri dönerken yorulan küçük çocuk yorulduğunu söyler ve babasının kendisini kucağında taşımasını ister. Baba, “Ben de yoruldum” diye bunu kabul etmeyince çocuk ağlamaya başlar. Baba tek kelime etmeden bir ağaçtan iki dal keser, birini yontup büyük çocuğuna verir, “Sana güzel bir at yaptım” der. Çocuk sevinçle dal parçasından yontulmuş ata biner, sıçrayarak koşmaya başlar.
            Küçük çocuk ağlamayı keser, babasından aynı şeyi ister. Baba onun bu isteğini yerine getirir. Çocuk yorgunluğunu unutur, atına binip onlardan önce annesinin yanına döner.
            Baba gülerek büyük çocuğunun başını okşar ve şöyle der:
            “İşte hayat budur;  içimizde bir yorgunluk hissettiğimizde kendimize değnekten bir at bulup neşeyle yolumuza devam etmeliyiz. Bu at bir arkadaş, bir çiçek, bir şiir ya da herhangi bir sanat eseri olabilir. Değnekten atın yanından hiç eksik olmasın.”

11 Ekim 2018 Perşembe

Aşk Ne Yapar?!

AŞK NE YAPAR?
Aşk yıkar arıtır hepimizi
Aşk parlatır ışıklandırır gözlerimizi
Aşkla sıyrılırız bencilliğimizden
Sırf kendimizi düşünmekten
Aşk tutar elimizden
Tam uçuruma düşecekken
Aşktır kurtaran yalnızlık cehenneminden
Issızlıktan kimsesizlikten
Aşktır kuruyup gitmemizi önleyen
Gönlümüze su serpen
Sekizinci bir renktir aşk
Süsler düşlerimizi
Yaşamak güzelleşir aşkla
Özleyiş özelleşir
Umut devleşir
Aşkla temizleniriz çerden çöpten
Tüm kirlerimizden
Ama bu kadar özveri karşılığında
Sevmek sevilmektir tek dileği
Başka bir şey beklemez bizden

10 Ekim 2018 Çarşamba

En Güzel...

En güzel köprü Gönüller arasında kurulandır
En güzel göz Her şeye sevgiyle bakandır
En güzel söz Yalansız olandır
En güzel ateş Benliğimizi ısıtandır
En güzel çiçek Sevgiliye armağandır
En güzel ırmak Dost bahçesine akandır
En güzel ağız Gerçekleri konuşandır
En güzel yol Hasret kavuşturandır
En güzel kol Zalime karşı kalkandır
En güzel el Bilgiye, kültüre uzanandır
En güzel kapı Mutluluğa açılandır
En güzel kalem Doğruyu, iyiyi, güzeli yazandır

8 Ekim 2018 Pazartesi

AŞK OCAĞI ve DOST KUCAĞI



AŞK OCAĞI ve DOST KUCAĞI

Aşktır içimizi ısıtan duygu
Güzelliğimizi yansıtan ayna
İçinde kuşların ötüştüğü
Özlemlerimizin öpüştüğü dünya
                        **
Gönül kapısının anahtarını
Dostluğun gül elinde bulursun ancak
Arama boşuna başka yerde
Dosttur bizi çileden kurtaracak.
                        **
Ne zaman darda kalsak
O açar bize kucak
Gündüz güneş olur
Gece ayla yıldız
Ve sımsıcak bir ocak...
Yokuşlar düzleşir onunla
Şenlenir köşe bucak
Erhan Tığlı

6 Ekim 2018 Cumartesi

Kurtar

KURTAR
Gel de kurtar beni ayrılığının ayazından
geçirsin üşümemi sımsıcak bakışların
ört aşkının şiir yüklü yorganıyla
ruhumu bedenimi
yaksın güzelliğinin ateşi
gönlümün ocağını

26 Eylül 2018 Çarşamba

Dilimiz Kilitlendi kültürümüz Bitlendi

Dilimiz Kilitlendi- Kültürümüz Bitlendi!
DİLİMİZ TİKLENDİ- TÜRKÇEMİZ KİLİTLENDİ

Eskiden dilimiz bu kadar tikli değildi. Bebeklere giydirilen patikte vardı tik. Çok “asortik” giyinen kişilere “sosyetik” denirdi sadece. Bu tür insanlar hizmetçilerine “domestik” diye seslenirlerdi. Aydın çevrelerde estetik, fantastik, ekzotik, betik gibi sözler kullanılırdı, duygusal kişiler “romantik”ti. Derken medyatikleştik ve tikler akın etti. Güzelleşme sevdalısı kadınlarımız, kızlarımız estetik ameliyatlar olunca estetik sözü yaygınlaştı. Estetik nedir bilmeyen, kullanmayan kalmadı. Sonra “butik”ler ortaya çıktı; terzilerin pabuçları dama atıldı. Sentetik kumaşlar kullanıldı, insanlar da sentetikleşti!
Tıraş olan erkekler ustura, jilet yerine “permatik” kullanır oldular. Yıldızlarımız “erotik” pozlar verdiler, erotik filmler çevirdiler. Bankalarımız bankamatik kartları çıkardılar, insanları bu kartlara alıştırdılar. Temizleme tozlarımız da “matik”lendi! Atılan “madik” ler yetmedi; temiz sözcüğü yerine “hijyenik” denildi, olaya “otomatik” bir kültürel giriş yapıldı; doğru yol varken eğri yollara sapıldı. “Hijyenik” sözcüğünde hem bir derinlik, serinlik, hem de “akustik” bir özellik vardı. Temiz sözcüğü onun yanında pek basit kalıyordu!
Reklâmlarla bu söz kulaklarda yer edindi. Bilmeyenler daha başka bir şey sandı. Bu pek “etik” olmadı ama kimse önemsemedi, tepki göstermedi. Zaten “etik” sözcüğünü ahlak değil de başka bir şey, “sosyal içerik”li bir söz olarak algılayanlar vardı...
Bunlar yetmemiş gibi, Türkçe dokunmak sözcüğünden “dokunmatik” türetildi(!)
Bakalım bu üretme ve türetmeler daha ne kadar sürecek? Orası belli değil ama bilinen bir şey var. O da şu; Dilimiz kirlendi, tiklendi, tikleri arttıkça Türkçe kilitlendi. Kapımızı yabancı hayranlığına, yabancı sözcüklere ardına dek açtık; başkalarına özenip onları gökyüzüne yükseltirken, özümüzü yerlere saçtık, ayaklar altına aldık.
Durumumuz “kritik”, işimiz “bitik”tir.
Türkçemize kıyanlar bizden daha atiktir!

ERHAN TIĞLI

23 Eylül 2018 Pazar

Eşeğin Gölgesi?

EŞEĞİN GÖLGESİ
Büyük Yunan hatibi Demostenes bir toplantıda konuşmak istedi ama halk onu dinlemeyip gürültü etmeye başladı. Bunun üzerine ünlü konuşmacı:
“Sadece birkaç söz söyleyeceğim, dedi. Vaktiyle bir delikanlı Atina’dan Megara’ya gitmek için bir eşek kiraladı. Eşeğini kiraya veren adam da aynı yere işi düştüğü için, birlikte yola çıktılar. Öğle sıcağı basınca biraz dinlenmek ve yemek için bir su kenarına oturdular. Ama ortalıkta gölge edecek bir şey yoktu. Eşeğin sahibi, eşeğin gölgesine sığındı. Eşeği kiralayan genç buna itiraz etti, orada oturmanın kendi hakkı olduğunu söyledi.
Tartışmaya başladılar.
Eşeğin sahibi, “Ben eşeği kiraya verdim sana, eşeğin gölgesini değil” diye bağırdı.
Delikanlı, “Eşeği kiraladığıma göre gölgesi de benimdir” dedi.
Derken aralarında bir kavga çıktı, birbirlerine girdiler…”
Demostenes sözün burasına gelince kürsüden indi.
Halk merakla, “Gerisini söylesene! Ne olduğunu söyle be adam!” bağırıştı.
Demostenes tekrar kürsüye çıktı:
“Ey ahali,” diye bağırdı. “Sizin iyiliğiniz için konuşmak, sizi aydınlatmak istedim, dinlemediniz de, bir eşeğin gölgesini merak ediyorsunuz. Bu ne biçim iştir?” dedi.
***
Aradan yüzyıllar geçti ama şimdiki ahalinin ilgisi, merakı gene aynı!
Aydın kişilerin uyarılarını değil de, eşeğin gölgesini dinlemek, daha doğrusu izlemek istiyorlar. İşte halimiz, durumumuz bu; sayın seyirciler!

11 Eylül 2018 Salı

BİR Numaralı Adam!

    klâmlarda bir zamanlar bir numaralı adama rastlardık sık sık. Son zamanlarda ortadan kayboldu. Nereye gitti acaba? (Dolaşır, seyircilere bakar. Sırtında bir numara yazılı olan, beden eğitimi yapan bir adamın yanına yanaşır, sorar) Hayrola, ne yapıyorsunuz böyle, yoksa yeni çevireceğiniz bir film için kondüsyon kazanmaya mı çalışıyorsunuz?
    Adam: ne kondüsyonu yahu? Anarşik bir olay çıktığı zaman çabucak kaçabilmek için alıştırma yapıyorum. (Elini kolunu kaldırır, sağa sola koşar)
    Gazeteci: Çok şakacısınız. Üstünüzdeki giysiler dökülüyor. Oysa biz sizi çok şık giyinir bilirdik. Yoksa bunları rol gereği mi giydiniz?
    Adam: Ne rolü be kardeşim, yoksulluktan giydim yoksulluktan.
    Gazeteci: Televizyondaki bir numaralı adama pek benzemiyorsunuz. Çok iyi bir makyaj yapmışsınız. Bravo doğrusu!
    Adam: Ne makyajı yahu? Benim karım bile yapamıyor o dediğin şeyi.
    Gazeteci: Makyaj yapmayan, yapamayan kadın olur mu? Neyse, geçelim orasını. Bir numaralı adam olmanızı neye borçlusunuz?
    Adam: Efendim, anlayamadım. Borç mu dediniz, uçan kuşa bile borcum vardır benim.
    Gazeteci: Devlet gibi bir adamsınız öyleyse. Nereden giyiniyorsunuz?
    Adam: BPS’den.
    Gazeteci: Efendim? Anlayamadım. Neresi orası?
    Adam: Bit pazarı sanayi. Anladın m enayi!
    Gazeteci: Anladım anladım.Peki sırtınızdaki bir numaranın anlamı ne?
    Adam: Haa o mu? Bizim yoksulsporun kalecisi sakatlanmış, onun yerine kaleci duracağım da...
    Erhan Tığlı bir anı paylaştı.
    Dün, 11:27
    Erhan Tığlı bir bağlantı paylaştı.
    TİGLİERHAN.BLOGSPOT.COM
    ÖPÜVER GEÇSİNBen karanlıktan korkarımAşkınla aydınlat beniGönlüme güller diksin ellerinBahçem şiirleşsinYandım kavruldum sensizliktenGel de bahar yelleri essinSevgin içime su serpsinKalbimde açtığın yaraSensiz nasıl iyileşsinÖpüver geçsinErhan Tığlı*********
    Yorumlar
    Ihsan Korkankorkmaz 2009 dan esen rüzgarın izleri ...hocam bugüneee....
    Yönet
    Yanıtla13s
    yalancılar okumasın
    BİRMİLYONKALEM.BLOGSPOT.COM
    birmilyonkalem, 1milyonkalem, iyilik, kampanya, okul, eğitim, çocuklar, edebiyat, sanat, blog
    Erhan Tığlı bir anı paylaştı.
    Dün, 11:23
    ŞİİRİM SENSİN ÖYKÜM SEN
    Sensin gönlümün ikebanası
    aşkımın sevecen anası
    gül yağmuruna tutuyor
    yediveren bakışların ...
    Devamını Gör