11 Ağustos 2018 Cumartesi
5 Temmuz 2018 Perşembe
HIRSIZ-LIK!..
HIRSIZLIK…
Yonca Tokbaş,
Hürriyet gazetesinde çıkan bir yazısında, Yazısını çalan ve kendi yazmış gibi
okuyuculara sunan kişileri eleştiriyor ve KhaledHosseini’nin“Uçurtma Avcısı”
kitabından bir alıntıyla yazısını şöyle bitiriyor:
“…Yalnızca bir günah vardır, tek
bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir
çeşitlemesidir.
Bir insanı öldürdüğün zaman, bir
yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı
almış olursun.
Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe
ulaşma hakkını çalarsın.
Hile yaptığın, birini aldattığın
zaman doğruluğu, adaleti çalmış olursun…”
***
Benim de yazılarımı çaldıkları
için bu yazı bana ilginç geldi.
İnanır mısınız, yazdığım yazıyı
bana, kendi yazmış gibi, gönderen, özür dileyeceği yerde altında imzanız yoktu,
ne bileyim sizin yazdığınızı diyen kişiler gördüm. Böylelerine “yavuz hırsız ev
sahibini bastırır” der atalarımız…
Lisede öğretmenken öğrencilerime
ödev vermiştim. Bir öğrencim yazımı kendi yazmış gibi getirdi. “Bunu sen mi
yazdın?” diye sordum. “Evet” dedi. “Kesinlikle sen yazmış olamazsın” dedim.
“Niye?” dedi. “Çünkü bu yazıyı ben yazmıştım. Bir dergide de çıkmıştı” dedim.
Sonra işi anlaşıldı. Bir öğretmen kitap yazmış, öğrencilerden yazı istemiş. Biri
yazımı kendi yazmış gibi alıp getirmiş. Öğretmen de araştırmadan kitabına
koymuş Bu öğrenci de yazımı oradan almış. Şu işe bak! Nereden nereye…
Neyse lafı fazla uzatıp vaktinizi
almak istemiyorum.
Çünkü en kötü hırsızlar
gevezelerdir, “Vaktimizi çalarlar.”
3 Temmuz 2018 Salı
SÜRPRİZ
Size sürpriz yapılmasını ya da başkalarına sürpriz yapmayı sever misiniz? Acı olmaması kaydıyla sürpriz güzel bir şeydir. İlişkileri sağlamlaştırır, sevgi ve dostluğu pekiştirir, her iki tarafı da heyecanlandırır, acı ya da tatlı bir gülümseme ile karşılanır...
Size üç sürpriz fıkrası anlatacağım. Bakalım hangisini beğeneceksiniz?
SEKRETERİN SÜRPRİZİ
İşveli ve cilveli sekreter patronunu evine davet etmiş. “Size bir sürprizim var” demiş. “Ama gözlerinizi kapayacak, ben aç demedikçe açmayacaksınız. Ben yan odaya geçiyorum, biraz sonra yanınıza geleceğim.”
Patron çoktandır beklediği anın geldiğini, sekreterin teklifini kabul edip en sonunda kendisiyle yatacağını düşünerek soyunup yatağa yatmış.
Bir süre sonra sekreter gelmiş, patrona “gözlerinizi açın” demiş.
Patron gözlerini açınca emrinde çalışan memurların hep birlikte kendisini alkışlayarak, “Sürpriz doğum günü partisine hoş geldiniz!” diye bağırdıklarını duyunca şaşırmış ve ne yapacağını bilememiş.
EŞİN Sürprizi
Adam kuru fasulyeyi çok severmiş ama karısı sevmez, kendisine de yedirmezmiş. Bir süre sabreden koca dayanamamış, bir lokantada iki porsiyon kuru fasulye yiyerek eve gelmiş. Kapıdan içeri girerken kadın, “Çabuk gözlerin kapa. Sana bir sürprizim var. Biraz bekle” diyerek onu salona götürmüş. Kendisi yan odaya geçmiş.
Adam, “Herhalde kuru fasulye pişiriverdi” diye düşünüp bol bol yellenmiş. Karısı gelip “Gözlerini açabilirsin” deyince bir de bakmış ki kaynanası, kayınpederi orda değil mi!
ÇOCUKLA BABA
Çocuk, “Baba, bir kardeş istiyorum.”
Baba, “İyi öyleyse, annene söyleyelim.”
Çocuk, “Hayır, söylemeyelim. Sürpriz yapalım!”
***
Size üç sürpriz fıkrası anlatacağım. Bakalım hangisini beğeneceksiniz?
SEKRETERİN SÜRPRİZİ
İşveli ve cilveli sekreter patronunu evine davet etmiş. “Size bir sürprizim var” demiş. “Ama gözlerinizi kapayacak, ben aç demedikçe açmayacaksınız. Ben yan odaya geçiyorum, biraz sonra yanınıza geleceğim.”
Patron çoktandır beklediği anın geldiğini, sekreterin teklifini kabul edip en sonunda kendisiyle yatacağını düşünerek soyunup yatağa yatmış.
Bir süre sonra sekreter gelmiş, patrona “gözlerinizi açın” demiş.
Patron gözlerini açınca emrinde çalışan memurların hep birlikte kendisini alkışlayarak, “Sürpriz doğum günü partisine hoş geldiniz!” diye bağırdıklarını duyunca şaşırmış ve ne yapacağını bilememiş.
EŞİN Sürprizi
Adam kuru fasulyeyi çok severmiş ama karısı sevmez, kendisine de yedirmezmiş. Bir süre sabreden koca dayanamamış, bir lokantada iki porsiyon kuru fasulye yiyerek eve gelmiş. Kapıdan içeri girerken kadın, “Çabuk gözlerin kapa. Sana bir sürprizim var. Biraz bekle” diyerek onu salona götürmüş. Kendisi yan odaya geçmiş.
Adam, “Herhalde kuru fasulye pişiriverdi” diye düşünüp bol bol yellenmiş. Karısı gelip “Gözlerini açabilirsin” deyince bir de bakmış ki kaynanası, kayınpederi orda değil mi!
ÇOCUKLA BABA
Çocuk, “Baba, bir kardeş istiyorum.”
Baba, “İyi öyleyse, annene söyleyelim.”
Çocuk, “Hayır, söylemeyelim. Sürpriz yapalım!”
***
29 Haziran 2018 Cuma
Güzellik Çeşmesi
GÜZELLİK ÇEŞMESİ
Profesör İ. Hakkı
Baltacıoğlu, öğrencilerine Sultanahmet Çeşmesi’nin güzelliğinden söz ediyormuş.
Biri ayağa kalkmış,”Efendim, ben o çeşmeyi inceledim ama sizin söylediğiniz
güzellikleri göremedim “. Profesör ona kitap okuyup okumadığını, güzelliklere
düşkün olup olmadığını sormuş. Hepsine de hayır yanıtını alınca acı acı gülmüş.
“Boşuna uğraşmayalım, demiş. Ne ben sana bu çeşmenin güzelliğini anlatabilirim
ne de sen anlayabilirsin.
İşte burada olduğu gibi
gönül gözü kör kişiler her gün önünden gelip geçtikleri güzelliklerin farkına
varamadıkları gibi, doğanın doğal güzelliklerin kirletilmesine, bahçeli evlerin
yıkılıp apartman yapılmasına aldırmazlar.
Çevreyi temiz tutmak,
doğayı korumak akıllarına gelmez. Onlar için önemli olan güzellik değil, bu
güzelliğin kaç para ettiği, ne kadar çıkar sağlayacağıdır.
Güzellikleri
özümsemeyen bu tür kişilere insan gözüyle bakmayalım, güzelliklerimizi yok
etmelerine, kirletmelerine engel olalım.
HİÇ KESİLMESİN MUTLULUK
ÇEŞMEMİZİN SUYU VE KURUMASIN GÜZELLİK ÇİÇEKLERİMİZ ÖMÜR BOYU.
ERHAN TIĞLI
21 Haziran 2018 Perşembe
G-ECE...
G-ECE...
Gece çözmüş sim-siyah saçlarını
Aydan bir kolye takmış boynuna
Yıldız yıldız parlıyor gözleri
Sözcükler kıyafetsiz
Duygular tanımsız kalıyor
Bu yakamozlu güzellikte
Mutluluk denizinde yüzüyoruz
Doğanın yazdığı şiirle
Aydan bir kolye takmış boynuna
Yıldız yıldız parlıyor gözleri
Sözcükler kıyafetsiz
Duygular tanımsız kalıyor
Bu yakamozlu güzellikte
Mutluluk denizinde yüzüyoruz
Doğanın yazdığı şiirle
11 Haziran 2018 Pazartesi
AŞK DENİZİ
AŞK DENİZİ
Kurtuluyorum yalnızlıktan seninle
Çoğalıyorum
Özlem renkli testimi
Gönül pınarından
Ağzına dek dolduruyorum
Sevginden aldığım güçle
Doğruya iyiye güzele yürüyorum
Ama uçardım sevinçten
Ah bir de aşk denizinde
Balık olsam...
**&&***%%%***
Çoğalıyorum
Özlem renkli testimi
Gönül pınarından
Ağzına dek dolduruyorum
Sevginden aldığım güçle
Doğruya iyiye güzele yürüyorum
Ama uçardım sevinçten
Ah bir de aşk denizinde
Balık olsam...
**&&***%%%***
10 Haziran 2018 Pazar
BÖYLESİNİ GÖRDÜNÜZ MÜ?
Bir kadının “böylesi” adını verdiği bir köpeği vardı. Sahibi banyodayken köpek aralık bulduğu kapıdan dışarı kaçıverdi. Kadın bunun farkına vardı ve arkasından koşmak istedi ama çıplak olduğu aklına geldi. Aceleyle boy aynasını söküp önüne koyarak köpeğini aramaya başladı. O telaşla aynanın kendisini değil çerçevesini almıştı. Bundan haberi olmadığı için rahat hareket ediyor, “Böylesi, neredesin, çık ortaya, böylesi! “diye bağırıyordu.
Karşısına bir adam çıktı, kadın ondan medet umdu, “Böylesini gördünüz mü acaba?” diye sordu, adam dudak bükerek kadını baştan aşağıya süzdü:
“Çok gördüm ama böyle çerçevelisini görmemiştim” dedi.
İşte bu fıkrada olduğu gibi, kral çıplak ama farkında değil!
Çok iktidar gördük ama bankaları, fabrikaları satıp, basınla, aydınlarla, işçi ve memurlarla, yargıyla kavga eden, kendisine oy vermeyen vatandaşlarını küçük gören, dışlayan, doğa aşığı gençleri çapulcu olarak niteleyen, iğneden ipliğe her şeye zam yapılmasına ses çıkarmayan ama kendisine muhalefet eden kişileri gaza boğan, çöle çevirdiği çevreyi güllük gülistanlık gösteren bir iktidar görmemiştik şimdiye kadar...
Onu da gördük çok şükür!
Erhan Tığlı
Bir kadının “böylesi” adını verdiği bir köpeği vardı. Sahibi banyodayken köpek aralık bulduğu kapıdan dışarı kaçıverdi. Kadın bunun farkına vardı ve arkasından koşmak istedi ama çıplak olduğu aklına geldi. Aceleyle boy aynasını söküp önüne koyarak köpeğini aramaya başladı. O telaşla aynanın kendisini değil çerçevesini almıştı. Bundan haberi olmadığı için rahat hareket ediyor, “Böylesi, neredesin, çık ortaya, böylesi! “diye bağırıyordu.
Karşısına bir adam çıktı, kadın ondan medet umdu, “Böylesini gördünüz mü acaba?” diye sordu, adam dudak bükerek kadını baştan aşağıya süzdü:
“Çok gördüm ama böyle çerçevelisini görmemiştim” dedi.
İşte bu fıkrada olduğu gibi, kral çıplak ama farkında değil!
Çok iktidar gördük ama bankaları, fabrikaları satıp, basınla, aydınlarla, işçi ve memurlarla, yargıyla kavga eden, kendisine oy vermeyen vatandaşlarını küçük gören, dışlayan, doğa aşığı gençleri çapulcu olarak niteleyen, iğneden ipliğe her şeye zam yapılmasına ses çıkarmayan ama kendisine muhalefet eden kişileri gaza boğan, çöle çevirdiği çevreyi güllük gülistanlık gösteren bir iktidar görmemiştik şimdiye kadar...
Onu da gördük çok şükür!
Erhan Tığlı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












