3 Mart 2016 Perşembe
2 Mart 2016 Çarşamba
CEMRELİ BİR FIKRA
Bir gazeteye torpilli bir genç alınmış. Genç, torpilli
olduğu için pek çalışmadığı gibi kimseyi takmıyor, gazetede çalışan herkese saygısızlık
ediyormuş. Bu saygısızı bir türlü kovamayan yazı işleri müdürü onu yanına
çağırtmış:
“Gölbaşı
yöresine cemre düştüğü söyleniyor. Git şunun resmini çek de gel. Başaramazsan
sakın geri gelme!” demiş.
Şımarık genç gitmiş, gidiş o gidiş!
Kendisinden haber alınamamış.
Birkaç gün
sonra jandarma karakolundan bir telefon gelmiş:
“Sizin bir
muhabiriniz buradaki tarlaları, bahçeleri dolaşıp düşen cemrenin resmini
çekeceğim diye tutturuyor. Deli midir nedir? Şuna bir şey söyleyin” diyormuş
komutan.
Müdür
doğaya düşen sıcaklığın resminin olamayacağını bildiği için karakol komutanına
gerçeği açıklamak istemiş, tam, “Biz onunla dalga geçtik. Bilgisini ölçmek
istedik” diyecekmiş ki, karakol komutanı sözlerini sürdürmüş:
“Beyefendi
bu ne biçim iştir, cemre düşecek de bizim haberimiz olmayacak mı yani? Eğer
öyle bir şey olsaydı nöbetçiler görür, bana bildirirlerdi!”
24 Şubat 2016 Çarşamba
16 Şubat 2016 Salı
SOSYETİK VE MANYETİK HABERLER
SOSYETİK ve de MANYETİK HABERLER
X Ünlü
hayali ihracatçılarımızdan Ali Utanmaz, dün gece arkadaşlarıyla birlikte Şakrak
tavernada kurtlarını döktü. Bir süredir seviyeli beraberlik yaşadığı manken
Ebru Uslu ile sabaha kadar eğlenen Utanmaz, su gibi para harcadığı halde, niye
vergi vermediği sorulunca, “Böyle sakıncalı sorular sormayın bana, şekerim. Harcarım
tabii. Paralar sizden çıkmıyor ya! Bana yeteri kadar para bıraktı rahmetli
pederim. Kendinizi harcatmadan çekip gidin. Kafamı kızdırmayın ha, hepinizi
korumalarıma havale ederim” dedi.
Ebru Uslu
ise, vücudunu göstererek, “Hepsi de Allah vergisi. Hiç estetik yaptırmadım
vallahi, dermişim” diye soslu bir yanıt verdi. Göz kırparak çıngıraklı bir
kahkaha attı. Attığı kahkahayı tinerci çocuklar kapıştı. Ali beyle sevgilisi de
arabalarına binip oradan uzaklaştı.
X Sosyetenin
şen dulu, iadeli taahhütlü pulu Şükriye Şakıyan bir estetik ameliyat daha oldu
ve burnunu üç milimetre yukarı kaldırttı. Bir süre sonra gene dostunun, pardon,
bıçağın altına yatacak olan dilberimizin kalçasındaki yağları aldıracağı ve
yoksullara dağıtacağı söyleniyor. Şen dulumuza geçmiş olsun der, yağ almak
isteyenlerin şimdiden kuyruğa girmelerini duyururuz. Böyle hayırseverler
oldukça daha ne yoksullar doyururuz.
X
Fabrikatör Vehbi beyin sayın eşleri Refika Silikon, bu yıl leyleği havada
görmüşe benziyor. Avrupa’ya gidip giysilerini yeniledikten sonra, bir tatlı
huzur almak için Havai’ye uçan hanımefendi, şimdi de bacağındaki sivilceyi
tedavi ettirmek amacıyla İsviçre’ye uzanacakmış. Laf aramızda, orada yeni bir
aşka yelken açacağı, sevgilisinin paralarını afiyetle yedikten sonra kaçacağı
söyleniyor. Bu hormonlu yolculuk hakkında fikrini sorduğumuz Fabrikatör Vehbi
Silikon, bu dedikodulara güldüğünü, karısından emin olduğunu söyledi. Ama duyduğumuza göre, yeni
metresiyle olan ilişkisini duymasın diye, karısını bu seyahatlere gönderen
Vehbi Silikon beymiş. Ah vah edenlere bıyık altından gülmekteymiş.
Alan razı
satan razı, işte böyle laf salatalarıyla, oyalar, yolarlar kümesteki kazı.
Erhan Tığlı
*********
7 Şubat 2016 Pazar
2 Şubat 2016 Salı
TÜRKÜLEŞSİN DÜNYA
TÜRKÜLEŞSİN DÜNYA
Atın
sigarayı ağzınızdan, çıkarın derdi tasayı kafanızdan. Dudağınızda sigara yerine
türkü taşıyın. Her gün bir türkü tutturun, alışın türkü söylemeye. Bir türkünüz
olsun söylenecek. Kızdığınız olaylardan türkü söyleyerek alın hıncınızı. Bir
türkü tutturun, bir türkü tüttürün doğan güne karşı. Türküler silsin içinizdeki
isi, dumanı. Şöyle deyin örneğin:
Sigaranın
dumanı/ Yoktur IMF’nin imanı/Gelmeyecek mi daha/ Kredisiz yaşama zamanı?/ Dışa
bağımlı olursan/ Dinlemez kimse “aman”ı.
Hep paramız
dalgalanacak değil ya. Biz de dalgalanırız arada sırada. Hemen başlayın ı zaman
türkünüze: “Coştum yine dalgalanıyorum ben/Üç kadeh içtim sevdalanıyorum ben.”
Kendinizi
pek yalnız, dostsuz, arkadaşsız mı hissediyorsunuz, başlayın türküye:
“Hey
dingala dingala/ Kömür koydum mangala
Amerika,
Avrupa dostum çok/ Çalkala yavrum çalkala!”
Bakkala
gidip bir şeyler almak istediniz ama cebinizde para yok. Üzülmeyin, türküye
sığının: “Yaz tahtaya bir daha/Tut defteri hesabı/Sarı çizmeli Mehmet ağa/Bir
gün öder hesabı...” deyiverdiniz mi tamam. Ama dikkat edin ha! Bakkal da size,
“Veresiye vere vere kalmadı/ Allah canımı almadı” türküsünü söylemesin...
Sabahleyin
kalktınız. Terslikler üst üste geldi. Elektrik yanmadı, sular akmadı, buzdolabı
tamtakır kuru bakır. Kahvaltı yapamadınız. Beklediğiniz otobüse kalabalıktan
bir türlü binemediniz. İşinize geç kalmamak için yayan yapıldak yollara düşmek
zorunda kaldınız ve karda kışta çamurların içine daldınız. Sakın kızıp köpürerek
masmavi gününüzü karartmaya kalkmayın ha! Olur böyle vakalar...Beterin beteri
var. İşsiz de kalabilirdiniz. Olmayacak şey mi yani? Çatlasanız patlasanız da
neyi değiştirebileceksiniz ki tek başınıza. Öfkeyle kalkanın zararla
oturacağını unutmayın da uslu uslu türkünüzü okuyun bakayım.
Tek tek
basaraktan, bade süzerekten, inci dizerekten gel canım gel aman...
Kim mi
gelecek? Güzel günler gelecek. Zaten onun geleceği umudu değil mi bizleri
yaşama bağlayan, sabretmemizi sağlayan. Umut eski bir türküdür, hiç bıkmadan
söylenen gündüz gece, tümce tümce, hece hece. Eskidir ama yeniye açıktır
kapısı, sağlamdır yapısı. Umut türküsüdür yeşerten mutluluğumuzu. Öyle bir
türküdür ki o, filizlenir, dallanıp budaklanırız onunla, çiçek açarız, meyve
veririz, karamsarlığın, kötümserliğin canına okuruz.
Doğruluğu, iyiliği, güzelliği kilim gibi dokuruz.
Sımsıcak
bir sevda soluğuyla türküleşti mi dünya, gel de türkü söyleme doğayla birlikte.
Gel de doğmasın içine burcu burcu bir tutku, yaşama sevinci. Anadolu da bir türküdür
bilene, görene, anlayana. Gelin soldurmayalım onu, sulayalım özsuyumuzla,
canlandıralım emeğimizle, çabamızla. Başarılarımız kılıç olsun keskin,
geriliği, tutuculuğu yensin. Kalksın ortadan kavga, kin. Ekinimiz yeşersin.
Sıcacık ekmek olsun yaşamak, paylaşalım kardeşçe, yaşayalım özgürce. Erdem,
özveri yolunda yürüyelim gündüz gece.
“Görecek
günler var daha
Aldırma
gönül aldırma!”
Erhan
Tığlı
erhantigli@mynet.com
Not: Türküleşsin Dünya kitabımdan alınmıştır.
1 Şubat 2016 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


