30 Aralık 2025 Salı

Güzellik Çeşmesi

GÜZELLİK ÇEŞMESİ Profesör İ. Hakkı Baltacıoğlu, öğrencilerine Sultanahmet Çeşmesi’nin güzelliğinden söz ediyormuş. Biri ayağa kalkmış,”Efendim, ben o çeşmeyi inceledim ama sizin söylediğiniz güzellikleri göremedim “. Profesör ona kitap okuyup okumadığını, güzelliklere düşkün olup olmadığını sormuş. Hepsine de hayır yanıtını alınca acı acı gülmüş. “Boşuna uğraşmayalım, demiş. Ne ben sana bu çeşmenin güzelliğini anlatabilirim ne de sen anlayabilirsin. İşte burada olduğu gibi gönül gözü kör kişiler her gün önünden gelip geçtikleri güzelliklerin farkına varamadıkları gibi, doğanın doğal güzelliklerin kirletilmesine, bahçeli evlerin yıkılıp apartman yapılmasına aldırmazlar. Çevreyi temiz tutmak, doğayı korumak akıllarına gelmez. Onlar için önemli olan güzellik değil, bu güzelliğin kaç para ettiği, ne kadar çıkar sağlayacağıdır. Güzellikleri özümsemeyen bu tür kişilere insan gözüyle bakmayalım, güzelliklerimizi yok etmelerine, kirletmelerine engel olalım. HİÇ KESİLMESİN MUTLULUK ÇEŞMEMİZİN SUYU VE KURUMASIN GÜZELLİK ÇİÇEKLERİMİZ ÖMÜR BOYU. ERHAN TIĞLI

Aşkınızı Yemeyin

AŞKINIZI YEMEYİN Bir şiirimde şöyle demiştim: Koyunu seviyorsun Kurban ediyorsun Horozu seviyorsun Kesip yiyorsun Kuşu seviyorsun Kafeste hapsediyorsun Sakın böyle sevme beni Aman ne olursun! Sevgimiz, aşkımız budur bizim. Sevdiklerimizi nazla, kaprisle, kıskançlıkla canlarından bezdiririz, sevdiklerine seveceklerine pişman ederiz. Kara zindanlara atarız bencil tutkularımızla, ah of çektirmekten, bunaltmaktan adeta zevk alırız. Sevgimizle öldürürüz sevdiklerimizi ya da yaşayan ölü haline getiririz. Gelin bu duygumuzu da şöyle şiirleştirelim: Balığın Kaderi Seni o kadar severiz ki Ya akvaryumda hapsederiz Ya da avlar yeriz! Kusura bakma İnsanız biz Yamyamdır sevgimiz! Ana baba evladı arasında da görülür bu çeşit bir sevgi(!)... Oysa sevgi, aşk özveri, erdem ve güzellik demektir. Birbirimizin başını yemek, kafa ütülemek, sadece kendini düşünmek değildir. Hoşgörü ve emektir, ben değil biz demektir. Gönül bahçesine çiçek dikmektir. *****************

29 Aralık 2025 Pazartesi

Yabancı Dil Yalancı Dil

YABANCI DİL- YALANCI DİL Bir duvar yazısında “Kolay iş bulmak istiyorsanız, yabancı dil öğreneceğinize yalancı dil öğrenin” deniliyor. Okullarda öğretilen(?) yabancı dile bakıyorum da bu öğretim öğrencilere ne kadar yabancı ve ne kadar yalancı diye düşünüyorum. Laf salatasını bırakalım da yabancı dil öğretimiyle ilgili birkaç gülünç olayla, fıkrayla baş başa bırakayım sizleri. SEN KALK FİLİZ! İngilizce öğretmeni anlattığı dersi kimsenin dinlemediğini, dinler görünenlerin de anlamadığını görünce kızdı, “Niye dinlemiyorsunuz?” diye sordu. Öğrenciler, “Dinliyoruz hocam” dediler. Öğretmen, “Şimdi anlarım ben kimin dinleyip dinlemediğini” diye mırıldanarak birden “Stendap piliz!” diye bağırdı. Kimse kıpırdamadı, birbirinin yüzüne baktılar. Bir kız ayağa kalktı, “Buyurun hocam” dedi. Öğretmen, “Aferin! Stendap pilizin lütfen ayağa kalkın demek olduğunu bir tek sen anlamışsın koskoca sınıfta” deyip kıza on verdi ve diğer öğrencileri azarladı. Teneffüste arkadaşları Filiz adlı kızın başına toplandılar, öğretmenin ne demek istediğini nasıl anladığını sordular. Filiz gülerek, “Aslında ben de anlamadım ama bozuntuya vermedim. Sen kalk Filiz, dediğini sandım da ondan ayağa kalktım” diye konuştu. ÇIKIN Öğrenciler İngilizce dersine geç kalmışlardı. İçeri girerlerken öğretmen “çıkın” dedi. Çocuklar şaşırarak dışarı çıkmaya hazırlandılar. Öğretmen nereye gittiklerini sordu. “Çıkın dediniz ya hocam!” Öğretmen güldü: “Ben size çıkın demedim, çikın yani tavuk dedim. Sakın size tavuk dediğimi sanmayın ha! İşlediğimiz konuda bu sözcük geçiyordu” diye konuştu. (Yukarıdaki fıkralar gerçektir ve bana öğrenciler tarafından anlatılmıştır.) KAHVERENGİ KULAK! Bu fıkraları anlattığım Ebru adlı bir komşumuz da şunları dile getirdi: İngilizce kompozisyon yazarken friend(arkadaş) yerine fried(kızarmak) sözcüğünü kullandım ve sonsuza kadar arkadaş olarak kalacağız demek isterken sonsuza kadar kızarmış olarak kalacağız demiş oldum. Gözlerim kahverengidir diyeceğim yerde de, kulağım kahverengidir dedim. Çünkü iki sözcük de e ile başlamaktaydı... BEN ÇANTAYIM Öğrenciliğimde bir tatil kentine gitmiştim. Çantamı dışarıda bırakıp bir mağazaya alışveriş yapmaya girdim. Tam bu sırada oraya iki turist geldi. Çantamı satılık sanıp ellerine aldılar. Mağaza sahibine bu çantanın kaç para olduğu sordular. Telaşla yanlarına koştum, çantanın benim olduğunu anlatmaya çalıştım ama turistler gülmeye başladılar. Mağaza sahibine, “Niye gülüyor bunlar böyle?” diye baktım. Adam, “Nasıl gülmesinler,” diye bir kahkaha attı. “Çanta benim diyeceğin yerde, ben çantayım, dedin!” (Bu olay sırasında lise son sınıf öğrencisiydim. Anlayın artık yabancı dil öğretiminin durumunu. Mağaza sahibi ilkokul mezunuydu ama çok pratik yaptığı için yabancı dili benden daha iyi biliyordu...) Erhan Tığlı

Güllü Günaydın

GÖNÜL DOSTLARINA GÜNAYDIN Bir umutla başlar her güzel gün Gün güzel olunca umut da özel olur. Her yeni gün size umut getirsin.Sevgiler😊

28 Aralık 2025 Pazar

Mutluluğun Resmi

Bir anket yapsak, çeşitli kişilere mutluluğun resmini yaptırmaya kalksak ne yaparlar acaba? Aç bir yemek resmi yapardı herhalde. Şişman zayıflığı mutluluk resmi olarak çizerdi muhakkak. Parasız para, evsiz ev resmini yeğlerdi herhalde. Çevreciler doğayı gösterirlerdi resimlerinde mutluluk simgesi olarak; çiçekler, ağaçlar, mavi deniz ve gökyüzü gülümserdi tuvallerinde. Yapsatçı apartman, site yapardı, bire mal eder, bine satardı...

Sevgi ve Dostluk

Sevgi ve dostluk hayatın bize sunduğu armağandır; bu armağanın değerini bilmeyenlerin hayatları yavan, yaşadıkları ise yalandır!

26 Aralık 2025 Cuma

Öyle bir kar yağsın ki

Bir kar yağsın istiyorum; Tüm kötülüklerin üstüne.. Hiç biri kalmasın yeryüzünde.. Bembeyaz olsun her taraf.. Ve yeşermesin bir daha, Sonsuza kadar.... - Bir yağmur yağsın istiyorum; Tüm yüreklere.. Bütün kötülükleri temizlesin.. Tertemiz olsun köşe bucak.. Kalmasın bir damla kin, haset... - Bir rüzgâr essin istiyorum; Şiddetli bir kasırga.. Tüm pislikleri alıp götürsün uzaklara.. Bir daha gelmemek üzere.. Sonra dinsin rüzgâr... - Bir güneş doğsun dünyaya; Pırıl pırıl, ışıl ışıl.. Tüm kalpleri ve beyinleri aydınlatsın.. Kalmasın karanlık bir yer.. Her yer aydınlık.. Her yer sevgi dolsun.. Sevgi konuşulsun sevgi düşünülsün.. Ve dört mevsim böyle olsun.. ***

25 Aralık 2025 Perşembe

ATEŞ

Yoktur sevgi ve dostluğun güzellikte bir eşi Odur gönlümüzü karanlıktan kurtaran mutluluk güneşi Ancak onunla yanar ve hiç sönmez içimizdeki aşk ateşi Erhan Tığlı

24 Aralık 2025 Çarşamba

MUTLU SÖZLER

MUTLU SÖZLER Mutluluk geriye baktığında pişmanlık, ileriye baktığında ise korku duymamaktır. ** Mutluluğa giden tek yol aşktır. Sevgiyi ve aşkı devam ettirmenin yolu, insanın aşık olduğu kişiye verdiği değeri hiç aklından çıkarmaması ve karşısındakine de her an hissettirmesidir. Bülent Eczacıbaşı ** Mutluluk sevgi ve dostluğa kolların daima açık olmasıdır Kapanırsa kollar Doğruya iyiye güzele uzanmaz yollar ** Bütün mutsuzluklar yokluktan değil, çokluktan doğar. Tolstoy ** Mutluluk başarıya, başarı ise zamanı değerlendirmeye bağlıdır. Seneca ** İnsan başkalarıyla mutlu yaşamak istiyorsa, onlardan yalnızca verebileceklerini istemelidir. Tristan Bernard ** Mutluluk için beklemekten vazgeçin. Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur. Pek çok kişi mutluluğu insandan daha yüksekte, bazıları daha alçakta arar; Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır. Konfüçyus ** Mutluluk mutluluğu aramak zorunda olmamaktır. Çuang Tzu ** Yoktur sevgi ve dostluğun güzellikte bir eşi Odur gönlümüzü karanlıktan kurtaran mutluluk güneşi Ancak onunla yanar ve hiç sönmez içimizdeki aşk ateşi Erhan Tığlı

23 Aralık 2025 Salı

Mutluluk Simgesi

MUTLULUK SİMGESİ MUTLULUK SİMGESİDİR ÖLÇÜLEMEZ DEĞERİ VE EŞSİZ GÜZELLİĞİ İNCİ MERCAN YÜKÜDÜR SEVGİ VE DOSTLUK KİMİ ZAMAN ÖYKÜDÜR KİMİ ZAMAN DA ŞİİR GÖNLÜMÜZE GÜL SERPER USTA BİR NİŞANCIDIR ŞAŞIRMAZ HEDEFİNİ TAM ON İKİDEN ÖPER ***Erhan Tığlı***

Gülen Öğretmen

Hayat bazen sessiz bir öğretmen gibidir; ne kadar sabırla gülümseyebildiğini ölçer. Gülümsemek, teslimiyetin en zarif halidir — çünkü direnmeden, ama vazgeçmeden “olana” güvenmektir. Sabır, zamanı beklemek değil; içindeki enerjinin olgunlaşmasına izin vermektir. Belki de mucizeler, tam da bu teslim olmuş tebessümün içinden doğar. 🌸

Eşeğe bak

Dedum, Galiba Sen Bağa Abayi Yakaysun... Dedu, Napayum, Sende Çook Tatli Bakaysun :))

21 Aralık 2025 Pazar

Aşka Sesleniş

AŞKA SESLENİŞ Sensin bizi bencilliğe kul olmaktan toz gibi oradan oraya savrulmaktan kurtaran çöldeki vahamız sensin ağacımız dalımız yaprağımız sen. Hadi gel, gel artık gel de bitsin mutluluk özlemimiz şiirleşsin evrenimiz

20 Aralık 2025 Cumartesi

Sevginin Doğuşu

Mutluluk sevgiden doğar
sevgi ve dostluğun değerini bilmeyen kişilerin bağına çamur yağar

SEVMEK NEDİR

Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide, bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında kendini bulmaktır. Dostoyevski

19 Aralık 2025 Cuma

Taşlı-Yorum

HALİMİZE Bak! Vicdan tatile çıktı Yolda kazaya uğradı Bir türlü geri dönemiyor Erdem emekli oldu Artık iş göremiyor Suya düştü iyilik Yardımına koşan yok Kendi de kalkamıyor Güzelliği kirlettiler Kimse aldırmıyor Doğruluk çamura bulandı Maskarası oldu herkesin Özveri palyaçoluk yapıyor İş ayağa düşünce, Havlu attı düşünce Ayıp çoktandır kayıp Komaya girdi sevgi Dostluk masalına şimdi Çocuklar bile gülüyor *** Ne olacak halimiz? Hep boş kalıyor elimiz Onda bunda değildir Hepsi kendi suçumuz! Erhan TIĞLI

Güllü ileti

Gül dibinde gül biter dalında bülbül öter güzel kızlar gülünce akıl
gezmeye gider

18 Aralık 2025 Perşembe

Bu çeşme başka çeşme

Sevgi ve dostluk öyle bir çeşmedir ki suyundan içen güzelleşir çiçeklenir gönül bahçesi mutlulukla dolup taşar benliği saçı ağarsa da ruhu gençleşir

17 Aralık 2025 Çarşamba

Dilek kumbarası

Her gün günaydın merhaba ve iyi dileklerimizi sevgi ve dostluğumuzun kumbarasına koyalım kumbaramız dolunca da hemen mutluluk bankasına yatıralım

14 Aralık 2025 Pazar

Şakaklara yağan kar

Ben Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeniyim. Türk dili ve edebiyatla ilgili o kadar ilgi çekici olaylar oluyor ki, bunlar bana “Güleriz ağlanacak halimize” dedirtiyor. Geçenlerde okula gitmek için yola çıkmıştım. Komşunun çocuğu kendisini anaokuluna götürecek arabaya binerken, işe gidecek babasına el salladı. Annesi çocuğunu, “Babana bay bay desene oğlum” diye zorladı. Oysa bizim, “Güle güle”, “Hoşça kal” gibi ne güzel sözlerimiz vardı. Gülmeyi, hoşluğu dile getiriyordu bunlar; karşımızdaki kişinin gülmesini hoş olmasını istiyordu. Peki bay bay sözü ne yapıyor yapmacıklık ve özentiden, yabancılaşmadan başka? Okulda derse girdim. Namık Kemal’in “Zavallı Çocuk” adlı eserini işleyeceğiz. Önce bir yoklama yapayım dedim. Tembel bir çocuğa Namık Kemal’in kim olduğunu sordum. Dudak bükerek, “Adı yabancı gelmedi hocam. Görsem tanırım” demesin mi! “Ne yazık ki göremezsin. Uzun yıllar önce öldü” dedim. Delikanlı üzüntüyle başını salladı: “Allah rahmet etsin!” Bir başka öğrenciyi kaldırdım. Namık Kemal’in hangi eserini işleyeceğimizi sordum. Bir cevap veremedi. Oysa birkaç gün önceden konuyu hazırlamalarını söylemiştim. Hayırsever bir arkadaşı eğilerek, “Zavallı Çocuk! Zavallı Çocuk!” diye fısıldayıp kopya vermeye başladı ama bunu duymayan zavallı çocuk put gibi duruyordu hâlâ. Gülerek şöyle dedim: “Arkadaşın seni ayıplıyor, sana zavallı çocuk diyor bak.” “Niye hocam?” “Namık Kemal gibi bir vatan ve hürriyet şairinin eserini bilemediğin için seni zavallı çocuk olarak görüyor da ondan!” *** Bir başka sınıfta Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş Şiiri”ni inceleyecektik. Bir öğrenciyi kaldırıp şiiri açıklatmaya başladım. Öğrenci şiirin, “Şakalarıma kar mı yağdı ne var?” mısraına gelince durdu. Ona ipucu vermek için, “İnsanın şakaklarına kar yağınca ne olur?” diye sordum. “Üşür efendim!” demesin mi… Ağaran şakaklarımı göstererek, “İyi ama ben üşümüyorum ki” dedim. Zeki bir öğrenci gülerek şöyle dedi: “Arkadaşımızın bu cevabından sonra üşümüşsünüzdür.” *** Bir öğrencimi tahtaya kaldırmış, şiir açıklatıyordum. Şiirde geçen, “yâr” kelimesinin ne demek olduğunu bilemedi. Kızdım. “Bir de genç olacaksın. İnsan genç olur da bu kelimenin ne demek olduğunu bilemez mi? Otur, öğren de öyle gel” diye bağırdım. Ya bir arkadaşı söyledi ya da ilham geldi. Öğrenci oturmaya hazırlanırken, “Sevgili hocam” diye bağırdı. Ama bunu öyle söylemişti ki, beni sevgili yapmış, “Sevgili, hocam” demesi gerekirken, “sevgili hocam” demişti. Sınıfta bir kahkaha koptu. Bozuntuya vermedim, gülerek: “Son anda bildin. Aferin sevgili öğrencim” dedim. İşte böyle, öğrencilerimiz her zaman kızdırmazlar bizi. Arada sırada da olsa böyle güldürenler de olur. Yoksa öğretmenlik çekilmez. *** Bir başka gün de, ne zaman aklıma gelse güldüğüm, “güleriz ağlanacak halimize dedirten bir olay oldu. Hatırladıkça acı bir gülüş yerleşir dudaklarıma. Ders işlerken öğrenciler hep bir ağızdan “Oley!” diye bağırıştılar. Şaşırdım, niye böyle bağırdıklarını sordum. Çok normal bir şey yapmışlar gibi gülerek: “Kar yağıyor hocam” dediler. “Ne oluyor kar yağarsa, niye seviniyorsunuz bu kadar?” “Kar yağarsa okullar tatil olur. Onun için seviniyoruz.” Ben kendi kendime, “Eskiden sizin yaşlardayken biz sevincimizi yaşa, yaşasın diye belirtirdik. Bu yabancı kaynaklı oley de nereden çıktı?” diye mırıldandım. Öğrenciler kendi âlemlerindeydi. Beni dinlemediler bile. İçlerinden biri: “Siz sevinmediniz mi hocam?” diye sordu. Ben de ortama uydum, onlara onların diliyle cevap verdim: “Herıld yani!” *** Teneffüsteydik. Baktım bir kız öğrenci arkadaşlarını başına toplamış, heyecanla onlara bir şey anlatıyor. Yanlarına yaklaşıp ne olduğunu sordum. Filiz adlı öğrenci şöyle dedi: “İngilizce öğretmenimiz ders anlatırken arkadaşlarımız dinlemedi, gürültü yaptılar. Öğretmen kızdı, niye dinlemediklerini sordu. Hep bir ağızdan, ‘Dinliyoruz’ dediler. ‘Şimdi dinleyip dinlemediğinizi anlayacağım, dedi öğretmen. Stendap piliz!’ diye bağırdı. Bütün arkadaşlarımız şaşkın şaşkın birbirlerine baktılar. Ben ayağa kalktım. Öğretmen beni tebrik etti, ‘Aferin, dedi. Stendap pilizin lutfen ayağa kalkın demek olduğunu anlayıp bir tek sen ayağa kalktığın için sana on veriyorum.’ Oysa ben, öğretmenimizin, sen kalk filiz, dediğini sanmıştım!” Bu olay okullardaki yabancı dil öğretiminin acıklı halini gözler önüne seriyor. Ben de liseyi bitirdiğim yıl turistik bir yöreye gitmiştim. Çantamı dışarıda bırakıp bir mağazaya girdim. Tam o sırada bir turist geldi, çantamı satılık sanarak tezgâhtara fiyatını sordu. Ben, “o çanta benim” demek istedim ama turist nedense gülmeye başladı. Tezgâhtara turistin niye güldüğünü sordum. Adam, “Nasıl gülmesin, dedi. Sen, o çanta benim diyeceğin yerde, ben çantayım, dedin.” Yabancı dilde biz böyle çantayız işte! *** Lise son sınıf kitabında “Ziya Gökalp”in “Türkçülük Nedir?” adlı bir makalesi vardır. Yazarımız bu eserinde, “İnsanlarda secere yani soy sop aranmaması gerektiğini, soy sopun içgüdüleriyle hareket eden atlarda aranabileceğini, bir insan hangi terbiyeyi almışsa o terbiyeye göre davrandığını” belirtiyordu. Bu konuyu işledikten bir gün sonra anlayıp anlamadıklarını öğrenmek için bir öğrenciyi tahtaya kaldırdım, secerenin ne olduğunu, kimde aranacağını sordum. Öğrenci bilemedi. Bir arkadaşı, “At at at!” diye kopya vermeye başladı. Ben gülerek şöyle dedim: “Bak, arkadaşın sana at diyor ama sen sakın atma. Bu işler atmakla olmaz.” Bazıları edebiyatı küçümserler. “Edebiyat uydur uydur at”tır. “Edebiyat edepli yatmak”tır, derler. Uydurma sözler söyleyenlere, parlak laflar edenlere “edebiyat yapma” derler… Bu hükümler yanlıştır. Edebiyat; kötüyü, çirkini kaldır at, yazına, sözüne güzellik kat demektir. Edebiyat yat demez, ayağa kalk, gerekeni yap der. Edebiyat yapanlar edebiyatı kötüye kullananlar, onu kendi çıkarlarına alet edenlerdir. Günümüz test çağı. Okul müdürleri edebiyat öğretmenlerine, “kompozisyonla, şiir açıklatmakla fazla uğraşma, test çözdür de, öğrenciler üniversite sınavlarında başarılı olsunlar, okulumuzu adı duyulsun” diyorlar. Bu yüzde iki lafı bir araya getiremeyenler, güzel konuşamayanlar, güzel yazmayanlar, okur- yazar geçindikleri halde kitap okumayanlar, kitap okumayı gereksiz bulanlar çoğalıyor… Yaramaz bir öğrencim bir gün bana, “Siz de öğrenciyken bizim gibi normal miydiniz?” diye sordu. Yüzüne gülerek baktım, “Ben senden daha normaldim” dedim. Günümüzün gençlerine bakıyorum da onlar mı normal, biz mi diye soruyorum kendi kendime. İnşallah bir gün normallikte birleşiriz! Erhan Tığlı

12 Aralık 2025 Cuma

Ezginin Günlüğü - Ebruli

Ezginin Günlüğü - Ebruli

hayatımıza anlam katanlar

Hayatına anlam katan her olay özeldir, Seni yaşama bağlayan herşey aslında bir mucizedir, Önüne geçemediğin tek şey kaderdir, Bu gün yaşadığın herşey dünden kalma sebeplerdir, Ve aslında hayat, yaşayabildiğin kadar güzeldir..."

9 Aralık 2025 Salı

Dostluk Şiirdir

Dostluk Şiirdir Dost vardır şemsiye olur; yağmurdan, kardan korur Dost vardır; yağmur, kar yağdığında hemen ortadan kaybolur! Dost vardır; işine gelirse dağları bile deler, İşine gelmezse ipe un serer... Kimi dostların aldanırsın havasına Şemsiye almazsın yanına Ama birden sarar gökyüzünü kapkara bulutlar Islanırsın iliklerine kadar yağmurunda karında... Ne olursa olsun gene de dara düştüğünde Dosttur ilgi ve sevgisiyle tutan elini Onunla anlarsın yaşamanın güzelliğini. “Ne olur her zaman gel Başıma taç olursun Sen benim eski değil Eskimeyen dostumsun” Diyebileceğimiz kişilerin bol olması dileğiyle dost selamlar. Erhan Tığlı

5 Aralık 2025 Cuma

öpüş

Alnından öptüm seni gözlerin hani bana hani bana dedi Gözlerinden öptüm seni yanakların hani bana hani bana dedi Dudaklarından öptüm seni kalp bahçesinin bülbülü dile geldi hadi bir daha bir daha dedi...

TEZ ZAYIFLAMA MERKEZİ

Ne yapsa bir türlü zayıflayamayan bir adam yolda giderken "ÇABUK ZAYIFLATAN MERKEZ" diye bir levha görür ve sevinçle bu levhanın bulunduğu yere girer. Karşısına iki kapı çıkar. Birinde bir kilo zayıflatan yer, diğerinde İki kilo zayıflatan yer yazılıdır. Önce bir kilo zayıflatan yere girer, içinde göğüslerinde "Beni yakalarsan senin olurum" yazılı güzel kızlar vardır. Onları yakalayayım derken bir kilo zayıflar. Biraz dinlenip öbür kapıyı açar. Orada haydut kılıklı iri yarı kişiler vardır. Göğüslerinde de "yakalarsam benim olursun" yazılıdır. Adamcağız yakalanmamak için öyle koşar ki, iki kilo zayıflar.

4 Aralık 2025 Perşembe

Ah İstanbul Ah!

AH İSTANBUL AH! Ah İstanbul ah! Sensin beni can evimden vuran, kalbimi yakan Masum sanır güzelliğine aldanan, kanan Ama deryaları doldurur döktüğün kan… Niye böldün ayırdın koca kenti tam ortadan? Kimbilir kimlerin ahını aldın ki Gelmiyor bir araya iki yakan! %%%%&&&&******%%%%

3 Aralık 2025 Çarşamba

merhaba

Merhaba bir çeşmedir sevgi ve ilgiye olan susuzluğumuzu gideren gönlümüzün bahçesine karanfil, gül diken

1 Aralık 2025 Pazartesi

Gerçek Zafer

Başkalarını alt etmeye duyulan heves bana yabancıdır; çünkü gerçek zafer, insanın kendi içinde kazandığı savaştır. Kendi zaaflarını dizginleyemeyenlerin, büyük ülküler (idealler) peşine düşmeleri ise ancak hayaldir.

uyarı

18 Kasım 2025 Salı

Aşk ve Yalan

AŞK VE YALAN Aşkı yalan başlatır, gerçek bitirir Aşk ve politika birbirine benzer, ikisi de yalansız yaşayamaz Yalan aşktan daha hızlıdır yalan aşkın doğrularını eder talan Yalandan kim ölmüş, diyorlar; Aşk ölür ve sevenin kalbine gömülür Aşk yalansız yaşayamaz ama fazla yalanı da taşıyamaz Yalan aşkın süsüdür Aşk, yalana "ben senden daha güzelim" dedi. Yalan güldü "Ben sensiz yapabilirim ama sen bensiz yapamazsın, kalplere adını yazamazsın" diye konuştu.

17 Kasım 2025 Pazartesi

GÜLMEKTEN ÖLDÜRENLER

Misafir odasında baca deliği olmadığı halde "Anne, sobayı bu sene misafir odasına kuralım mı?" diyen abime, "Olur, boruyu da kafana sokarız, camdan çıkarırsın, sorun olmaz." diyen anneye, —————————————— Kaza mahalinde elinde cep telefonuyla koşturup "112′nin numarasi neydiiiii?" diye bagıran sarışına, ——————————————– Birbirlerine ana avrat küfür eden iki kişinin arasına girip ikisine de birer tokat atan ve "Analar kutsaldır, analara küfür etmeyin, o.çocuklari!!" diyen Karadenizli ağır abiye, ———————————————- Annesine kızıp, buharlı ütünün içine işemeyi akıl eden! Annesini buram buram çiş kokularıyla iş yerine yollayan! Annesi; ancak arkadaşları ”acayip kokuyorsun” dediğinde işi çözen anneye ve çocuğuna, ———————————————- Banyonun lambası yanmayınca elektrikler kesik zannedip yarım saat gelmesini bekleyen. Beklerken de canı sıkılmasın diye televizyon seyreden kişiye, ————————————————– Ailecek televizyon izlerken üst komşu küçük oğlunu göndermiş. Çocuk, anneme ”X teyze, annem dedi ki, bari haberleri açsınlar da, biz de dinleyelim”. Biz de kırmadık, açtık. Ailecek çok iyi niyetli olduğumuzdan, televizyonları bozuk sandık. Yüksek sesten dolayı bize laf soktuklarını anlamamız çocuğun ikinci gelişinden sonra oldu. Bu olayı yaşayan aileye, ————————————————– Lisedeki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenimiz AIDS’in açılımını yapıyor: (A)llaha (İ)syan eden (D)eyyusların (S)onu… diyen hocaya,birer alkış istiyorum:)) ————————————————– Ayrıca aşağıdakiler de birer tebrik hakediyor: Acı Kaybımız: 3 ay önce ailemize katılan, "Necmi" ismini verdigimiz kaplumbağamız dün vefat etmiş. Aile arasında sade bir törenle evin arka bahçesine gömdük. Hayvancağız durduk yerde can verdiği için gidip, Necmi’yi aldığımız dükkanın sahibine sebebinin ne olabileceğini sorduğumuzda ”Abi onlar kış uykusuna yatar” cevabını almış bulunmaktayız. Hepimizin başı sağolsun. Bu vicdan azabıyla ben de çok yaşamam herhalde. ————————————————– Annemin Maceraları: Shrek’in fragmanlarını gösteren bir televizyon kanalında, el ele tutuşmuş Shrek ve Fiona’yi gören annem, ‘Bunlar Süleyman ve Nazmiye Demirel çifti mi?’ diye sordu! Seçememiş gözleri o mesafeden. ————————————————– Alfabe: Ben de bu yıl okula başlayan torunum için kuvvetli bir moral alkışı istiyorum. Daha ikinci gün: ‘örrrtmenim, taa evden buraya tel çizmeye mi geldik, hep yumarlak mı yapcaz, harf felan öretmicen mi?’ deme cesaretini gösterdiği için, ————————————————– Annem: "Bu taraf bitti" diye CD’yi arkasına çeviren ve sonra da "CD çalar çalışmıyor!" diye feryat eden anneme alkış az geliyor! ————————————————– Modem: Yemek masamın üstünde duran modeme uzun uzun bakan anneanem "Bu ne?" diye sordu. Ben de kolay anlasın diye "Hani benim bilgisayarım var ya, onunla internete giriyorum. İşte internete girmek için o kutu zorunlu" diye uzun uzun açıkladım. Anneannem dinledi beni ve "Yani modem bu" dedi ve konu kapandi… ————————————————– Yaz Okulu: Bir alkış da annesine yaz okulunu kazandığı müjdesini veren üniversite ögrencisine gelsin. Bu yaratıcılıga şapka çıkarılır. ————————————————– Beyin Göçü: Tikky olduğu her halinden belli olan kızımız Beşiktaş-Taksim midibüsünde yanındakı arkadaşına dert yanmaktadır. ”Şekerim dördüncü kez girdim ÖSS’ye, ama yine kazanamadım, gidicem sonunda Amerika’ya o olucak. Böyle böyle beyin göçü oluyor işteeaa!” Sen git, masrafları ben karşılıyorum. ————————————————– Alman Yazar: Bir alkış da lisede edebiyat dersinde okuduğu şiir bitince sınıfa dönüp "Bu şiiri ünlü Alman yazar Goethe yazmıştır" diyen hocaya, "Niye, kağıt bulamamış mı?" cevabını veren arkadaşa gonderelim. ————————————————– Düz Mantık: Eğer bir sokakta yürüyorsanız ve camında ”Bu ev kiralıktır” yazılı bir evin yanından geçip birkaç adım sonra önüne geldiğiniz bir başka evin camında ”Bu da” yazısını görürseniz, bilin ki Trabzon’dasınız. ————————————————– İngilizce Yazılısı: Bir alkış da İngilizce sınavında "Nice …….." şeklindeki boşluğu "Nice mutlu yıllara!" biçiminde dolduran, dahi mi yoksa aptal mı olduğunu henüz anlayamadığımız öğrencime istiyorum. ————————————————– Hugo’lar Beşledi: Bir alkış da lisede edebiyat kitabından bir metni tüm sınıfa sesli olarak okurken V. Hugo’ya "Beşinci Hugo" diyen arkadaşımıza gelsin. ————————————————– Ne Zaman? Kardeşim karne almıştı; fakat birçok zayıf notu vardı. Annem, babamla beni kenara çekip uyarıları sıralıyordu: "Sakın çocuğun moralini bozmayın, sakın kötü bir şey söylemeyin" uyarılar özellikle babama yönelikti: "Hele de sen, sakın çocuğun gururunu kırma". Babam daha fazla dayanamadı ve sordu: "Karne için ne zaman özür dileyeceğiz?" ————————————————– Havale: Bankada gişenin önünde işlemimin yapılmasını bekliyorum. Yanımdaki gişede işlem yaptıran yaşlı teyzeye, işlemini yapan kadın soruyor: "Parayı kim alacak teyze? Alıcısına ne yazalım?" Teyzem cevap veriyor: "Bu paranın hayrını görme inşallah yazalim" evladım. ————————————————– Lamba: Dün gece evime giderken yolun tenhalığından olsa gerek kırmızı ışıkta geçtim. Ardından yurdum polisine alkışı hak ettiricek anons: "Bacım o geçtiğin gece lambası değildi; çek sağa". ————————————————– Hacim nedir? Öğretmen bir arkadaşımdan naklen: 5. Sınıfların Fen Bilgisi sınavının 2. sorusu: "Hacim nedir? Bir örnek vererek açıklayınız". Öğrencimizden gelen cevap: "Hacdan gelenlere hacim denir. Örnek: Nasılsın hacim?" Nusret ÖKER'den alıntı

12 Kasım 2025 Çarşamba

En Büyük Mutluluk

EN BÜYÜK MUTLULUK Havada uçan kuşlar Bal yapan arılar Renk renk açan çiçekler Çiçeklere konan kelebekler Dosttur dost Yüzümüzü güldüren insanlar Şiir nakışlı dilberler Düşünce duygu sanatçıları Gönüldeşler güldeşler Dosttur dost Bu güzelliklerle bütünleşmek Ve dostluk dünyasındaki yolculuk İşte budur en büyük mutluluk

9 Kasım 2025 Pazar

En büyük sermayemiz

UMUT insanın en büyük sermayesidir Hastane odalarındaki gülücüklerin kaynağıdır UMUT Hapishane hücrelerinde çıldırmamanın adıdır UMUT Buğulu pencereden hiç ayrılmayan bir çift gözün beklediğidir UMUT Çilelerle geçen bir gebeliğin doğum anındaki adıdır UMUT Hayatın tüm çile ve sıkıntılarına dik duruştur UMUT Yaşama bağlanman diğer adıdır UMUT Bir gün hayatınızda yepyeni sayfaların açılacağının müjdecisidir UMUT HAYATTAKİ EN BÜYÜK VE TÜKENMEZ SERMAYEDİR UMUT...

3 Kasım 2025 Pazartesi

Cennetim Cehennemim

Cennetim Cehennemim Sen yanımdayken her yanım cennet sen gidince kopar kıyamet sevdanın kıldan ince kılıçtan keskince sırat köprüsünde başı döner duygularımın tutunacak dal bırakmaz ayrılığının cehennemi Şiirle kurtulurum yalnızlığın yaktığı ateşten yıldız yağar gönlüme Erhan Tığlı

31 Ekim 2025 Cuma

Hayat kime güzeldir

Hayat güzeldir sevmesini yaşamasını bilene...!! Hayat güzeldir ufacık şeylerle mutlu olmasını bilene...!! Hayat güzeldir anın değerini bilene...!! Hayat güzeldir paylaşmasını bilene...!! Hayat güzeldir dostluk arkadaşlık kurmasını bilene...!! Hayat güzeldir içten gülebilene...!! Hayat güzeldir saygı ve huzuru yakalayabilene

30 Ekim 2025 Perşembe

On Öğüt

1. Aslında hayatın çok güzel olduğunu kabul edip onu mahvedenlerin insanlar olduğunu fark etmeli. Bu yüzden hayata karşı değil insanlara karşı önlem almaya çalışmalı. 2. Hiç bir dert bizden büyük ve güçlü değil!!! 3. Karşındaki kim olursa olsun sen kendin olmadıktan sonra NE ÖNEMİ VAR... 4. Üzülmek hiçbir zaman kesin bir çözüm değildir.Sadece oyalar bizi. Çözümden uzaklaştırır.Bu yüzden hiçbir şeye gereğinden fazla üzülmemek gerekir. 5. Hayatta başımıza ne gelirse gelsin önemli olan kendini kaybetmemektir kendini kaybettiğinde geriye bir şey kalmaz çünkü. 6. Hiçbir şey çözümsüz değildir. Her derdin bir dermanı vardır. Bu yüzden bazen olayların fazla üstüne gitmemek gerekir. Oluruna bırakmaktır en iyisi bazen... 7. Çalışmak çok önemli bir silahtır. Çünkü boş kaldıkça kendine sorunlar bulur insan. Hem bizden geriye dünyaya bir şeyler bırakmak hem de hayatı bırakmamak için çok çalışmak gerek. 8. Başkalarının kötülükleriyle uğraşmak sadece kendi güzelliklerini örter... TECRÜBEYLE SABİT!!! 9. Hayat çok önemli bir nimettir ve hala yaşıyorsak mutlaka yapacak bir şeyler vardır. 10)Herşey bitse bile UMUT her zaman vardır.Umutsuz yaşayamazsa insan ara sıra sulamalı umudun çiçeğini. Alıntı

28 Ekim 2025 Salı

Gül Yağmuru

GÜL YAĞMURU Gönlümün dalına Bir kuş kondu Adı aşk Güzellik taşıdı Şiir yüklü kanatlarıyla Duygularımın bahçesine Sırılsıklam oldum Gül yağmuruyla

27 Ekim 2025 Pazartesi

Şair ve Yazarın Tesellisi

YAZARIN TESELLİSİ Bakmayın aşklı meşkli şiirler yazdığıma başımda kavak yelleri esmiyor artık Aynaya bakıyorum da inanamıyorum gördüğüme benim mi bu pamuk tarlası saçlar kar ne zaman yağdı... diyorum Yanıt bulamıyorum sorularıma ama dostlarımın sevgisi ilgisi derman buluyor dertlerime şiir oluyor gönlüme

26 Ekim 2025 Pazar

25 Ekim 2025 Cumartesi

Aşka Sesleniş

AŞKA SESLENİŞ Sensin bizi bencilliğe kul olmaktan toz gibi oradan oraya savrulmaktan kurtaran çöldeki vahamız sensin ağacımız dalımız yaprağımız sen. Hadi gel, gel artık gel de bitsin mutluluk özlemimiz şiirleşsin evrenimiz

23 Ekim 2025 Perşembe

Hüsnü Şenlendirici & Halil Sezai Hüsn-ü Dream Konseri - Aynalar

En Yüce Değer

Boyun eğmeyelim çileye ve kedere direnelim kötüye çirkinliklere ağlamasın sakın boş yere gülmek yakışır sevenlere çünkü erişemez herkes adı AŞK olan o yüce değere.

Sezen Aksu - Candan Ercetin' le Beraber ve Solo Şarkılar (1)

Candan Erçetin - Yalan

20 Ekim 2025 Pazartesi

kitaplı söz

İyi kitap okumak, geçmiş zamanların en iyi insanlarıyla sohbet etmek gibidir..!!!

16 Ekim 2025 Perşembe

Damat nereli

DAMAT NERELİ Orta yaşlı iki Darendeli kadın yolda karşılaşmışlar, biri ötekine bizim kız nışanlandı demiş.Diğeri hayırlı olsun demiş.Damat nereliymiş ? Vallahi feysbuktanmış ama tam olarak neresi olduğunu bilmiyorum.

15 Ekim 2025 Çarşamba

Güldüren düşündüren anekdotlar

Bir Tibetli der ki: " Uzun yaşamak istiyorsanız, iki kat yürüyün, üç kat gülün ve sınırsız sevin." Zeki insanların aynı zamanda nüktedan bir yapıları vardır. Onların düşünce sporları esnasında bir de kıvrak zekâlarına hayran kalırız. En kritik anlarda verdikleri hazır cevaplarıyla neşeleniriz. Bizi şaşırtan, bu nüktedan kişilikler genelde siyasi arenalarda, sahnede, söz sanatında da oldukça pratik ve rahattırlar. Birkaç örnek vermek gerekirse, Atatürk, Necip Fazıl, Neyzen, Madam Newton, Benjamin Franklin, Abraham Lincoln, Hayyam, vs tarihi değerleri gösterebiliriz. Biraz onların anekdotlarıyla bizim de neşeyle ıslansın gönlümüz. Birgün; Atatürk, İngiltere Kralı 8. Edward ile yemekteymiş. Yemek ve servisten memnun kalan kral teşekkür eder. Masalarına servis eden garson önderimiz ve İngiliz konuğunun karşısında heyecanlanır. Servis esnasında tabağı yere düşürür. Kırılan tabaktan yemekler yere dökülür. Utanan, özür dileyen garsonu farkeder etmez ulu önderimiz İngiliz Kralı ve misafirlerine eğilir. Masadaki konukların duyabileceği bir sesle şöyle der: "Ben bu millete savaşmayı öğrettim, ama bir türlü uşaklığı öğretemedim." ... Necip Fazıl, da hazır yanıtlı şairlerimizdendir. Onun kıvrak zekası günümüzde halen konuşulur. Çok sigara içermiş. Birgün öğrencisi yanına gelmiş: " Hocam dün gece bir rüya gördüm. Bütün bitkiler Allah'a secde ediyordu. Bir tek tütün etmiyordu." Necip Fazıl; " O halde getirin o kafiri yakalım!" ... Madam Newton verdiği seminer sonrasında salondaki konuklarım sorularına cevap vermektedir. Sorular bitmiş ve tam kürsüyü terkedecekken protokoldeki bir gazeteci parmak kaldırıp söz alır: " Biliyor musunuz?" Der. Newton merakla; " Neyi?" " Çok çirkin olduğunuzu!.." der gazeteci. Salondaki tüm konuklar pür dikkat kesilirler. Bakalım ünlü bilim kadını ne diyecektir? Madam Newton bakışlarını kaçırmaz: " Sizde sarhoş olduğunuzu biliyor muydunuz?" Gazeteci gülmüş: " Ama benim sarhoşluğun yarın geçecek!.." ... İngiliz Başbakanı Churchill basına demeç vermektedir.. Bir gazeteci, kurnaz, aklı sıra başkanı utandırmaktır. Ve şu soruyu soruyor: " Efendim sizin için eşcinsel, diyorlar. Bu konu hakkında ne diyorsunuz?" Churchill ayağa kalkıp eliyle önce kıçına vurur, arkadan başını işaret eder. "Ben bu ülkeyi kıçımla değil, beynimle yönetiyorum." Der. ... Ünlü orkestra şefi ve bestekarı konser sonrası müthiş yorgundur. Kuliste onu küçük bir çocuk beklemektedir. Elinde ünlü bestekarın fotoğrafı vardır. Uzatır imzalaması için. Ama yorgun olduğunu ve resmin üzerine çocuğun yazmasını istemiş. Çocuk: " Efendim bende çok yorgunum. yazamam! Der. Ünlü şef hayretle sorar: " Hadi ben saatlerce sahnede ayakta kalıp, koca bir orkestrayı idare ettim. Peki sen ne yaptım çocuk? " der. Ve çocukla dalga geçer gibi kahkaha atar. Çocuk fotoğrafı uzatıp ısrar eder. Amacı ünlü bestekarın kendi eliyle yazdığı bir fotoğrafa sahip olmaktır: " Bende saatlerce sizi alkışladım. Ellerim yoruldu Efendim!" Tabi ünlü besteci gülümser, hoşuna gitmiştir çocuğun yanıtı. İmzalar. ... Abraham Lincoln, oldukça çirkindir ve kendisi de zaten bunun farkındadır. Birgün mecliste kürsüde konuşurken muhaliflerinden Douglas, oturduğu yerden Lincoln için; “Sayın milletvekilleri, A. Lincoln’ın her dediğine sakın inanmayın! O, ikiyüzlüdür…” diye laf dokundurur. A. Lincoln, gayet sakin bir şekilde karşılık verir; “Hanımefendiler ve beyefendiler! İkiyüzlü olmam konusunda sizlerin değerli kanaatlerine müracaat etmek istiyorum. Soruyorum size, eğer benim iki tane yüzüm olsaydı, öbürü dururken hiç bu yüzümü kullanır mıydım?” ... Mizah bir nevi klima gibidir, yeri geldiğinde ortamı serinletir, çoğu zaman havayı ısıtır, sık sık da gergin atmosferi yumuşatır. ... Bir de hiciv ustası Neyzen'in hoş birkaç anısını aktarayım size: Dr. Fahrettin Kerim Gökay, içkinin zararları hakkında bir konferans veriyormuş. " Rakının her kadehi hayatımızı birkaç saat kısaltır," Der. Bu sözleri ön sıralarda duyan Neyzen, birden ayağa fırlar: " Eyvah yandık!" Der. " Ne oldu?" " Hesap ettim, meğer ben öleli tam 40 yıl olmuş." Tabi bu konuşma üzerine salondakiler gülme krizi geçirir. ... Dönemin maliye bakanı hakkındaki yolsuzlukları hakkında dedikodular almış başı gidiyordur. Yine Neyzen'e bir gün sormuşlar: " Çalarken mi, neşelenirsin, yoksa neşeli olduğun zaman mi çalarsın?" Neyzen; " Maliye vekili değilim ki, çalarken zevk alayım!" ... Neyzen'in dini bütün bir arkadaşı sorar: " Beni tanırsın. Cennetin anahtarı sende olsaydı, beni oraya almaz mıydın? Neyzen onu süzer ve gülümser; "Bende cennetin değil, cehennemin anahtarı olsaydı, senin için daha hayırlı olurdu. Belki seni oradan çıkarırdım.!" ... Gelin sizinle 1000 sene öncesinde İran'da yaşamış, rubaileriyle sisteme ve din otoritelerine kafa tutmuş, Ömer Hayyam'ın yaşadığı döneme gidelim. Hayyam'a sık sık şarap içtiği için "Yaş Sapık" diye lakap takan Kara Sakallı Molla Hasan'ın dalkavukları Hayyam'a durumu iletirler: Hayyam dalkavuklara güler: " Söyleyin o kuru softaya! Cehennemde yaş sapık mı daha kolay yanar, yoksa kuru softa mı?" ... Günümüzde hazır yanıtlarıyla tanıdığımız bir güldürü sanatçımız da Cem Yılmaz'dır. Sanatçımızın nükteli yanıtları akıllara yer etmiştir. Bir gün Cem Yılmaz sahnede ki gösterisini salonu tıka basa doldurmuş halk tarafından kahkahalarla izlenmektedir. Sanatçı kendinden emin ön sıralardan izleyen yaşlı adama sorar: " Nasıldım, bey amca?" Yaşlı adam kendince akıl verir: " İyi güzel de bir de o kulağındaki küpeleri çıkartsan. Çok iyi olur. Ne öyle kadınlar gibi!.." Güldürü ustası bozuntuya vermez, anında yaşlı adamı yanıtlar: " Haklısın bey amca. Ama bana öyle bir söz söyle ki, bunları çıkartıp, senin sözlerini kulağıma küpe olarak takayım." ... Nükteli sözler farklı görüşleri çatışmaya girmeden, kırmadan incitmeden anlatma imkanı verir. Yanlış anlamaları silip yüzümüzdeki hüzünleri, hemen siler, gülümsetir. Yüzünüzden gülüşler eksik olmasın. Sevgiyle...

VATAN-TAŞLAR

VATANDAŞ Tarhana bulgurdur baş yemeği rüyasında bile yiyemez bifteği ve de baklava böreği hakkını aramaya kalksa her zaman meşgul çıkar! biraz dirense yer köteği gittiği her yerde taşları bağlamış ama salıvermişlerdir köpeği

Agapi Ensemble & Salih Bademci - İzmir'in Kavakları

Vazgeçtim

İŞGALİYE VERGİSİ

İŞGALİYE VERGİSİ... “Sorma soruşturma, gündem oluşturma merkezinden geliyoruz. Size birkaç soru soracağız. Boş vaktiniz var mı?” “Pek boş vaktim yok ama sorun bakalım.” “Aşk hakkında ne düşünüyorsunuz?” “Şarkıda belirtildiği gibi, aşk eski bir yalan, Âdemle Havva’dan kalan.” “Hiç âşık oldunuz mu?” “Çok şükür olmadım.” “Niye şükrediyorsunuz?” “Cinayetler aşk yüzünden işlenir çoğu kez. Gençler anne babalarıyla aşk yüzünden bozuşur, aşk yüzünden intihar ederler. Aşk yuvaları bozar, karı kocayı birbirine düşman eder. Aşk evliliklerinin çoğu ayrılmayla sona erer. Geçenlerde bir iş adamı bir kadına tutuldu, gece gündüz onu düşünmekten işini ihmal etti ve iflas bayrağını çekti...” “Kitap okuyor musunuz?” “Böyle bir kötü alışkanlığım yoktur. Okuyup da ne olacak ki? Okuyanları görüyoruz işte! Çoğu işsiz ya da hapiste çile dolduruyor. Okumanın sürünmektir sonu.” “Müzik, resim gibi güzel sanatlarla ilgilendiniz mi?” “Sanat karın doyurmaz. Benim böyle boş şeylerle ilgilenecek boş vaktim yoktur.” “Hiç ağaç dikip çiçek yetiştirdiniz mi?” “Parayı verdikten sonra istediğin ağacı, çiçeği satın alabilirsin. Böyle şeyler yapacak işi olmayanlar, emekliler, köylüler içindir. Ben köyden kente göçtüm, işim gücüm var.” “Doğayı kirletenlere engel oluyor musunuz?” “Başımı belaya mı sokayım canım.” “Toplumsal ve politik olaylar hakkında ne düşünüyorsunuz? “Beni düşünce suçu işlemeye mi teşvik ediyorsunuz?” “Böyle bir amacımız yok. Sadece fikrinizi öğrenmek istemiştik.” “Külahıma anlat onu sen! Ne demişler: düşünen kafalara tehlikeli fikirler üşüşür, büyüklerimiz her şeyi bizden daha iyi düşünür. İşte o kadar!” “Gezi...” “Gezi olayları konusunda yorum isteme benden, buz gibi soğurum senden!” “Ben sadece gezip dolaşmayı sever misiniz, nereleri gezdiniz diye soracaktım” “Sana ne bundan?” “Candan bir arkadaşınız, dostunuz var mı?” “Eskiden mahalle, okul, askerlik arkadaşlarım vardı. Şimdi hiçbiriyle görüşmüyorum. Zaten bu dünyada dostluk, arkadaşlık kalmadı artık. Herkes çıkar peşinde, para pul derdinde.” “Sorularınız bitti mi, sonuç ne?” “Sorular bitti. Bu sonuca göre işgaliye vergisi ödeyeceksiniz.” “Niyeymiş o?” “Niye olacak, bu dünyayı boşuna işgal ettiğiniz için!”.Yazan

13 Ekim 2025 Pazartesi

ZAMLI DİLEK

ZAMLİ DİLEK Her şeye zam var hadi biz de zam yapalım sevgi ve dostluğa Açılsın mutluluğun gonca gülleri ötsün bülbüller Şen olsun gönlümüz

8 Ekim 2025 Çarşamba

Bu ne biçim hayat

Bu ne biçim hayat dostluklar hep bayat nefret sapasağlam kin turp gibi maşallah! sevgi kör aşk sakat... iyinin yolu yokuş kötüler takmış kanat!

Le Vent, Le Cri - Ennio Morricone

2 Ekim 2025 Perşembe

BULUTLARA ÇAĞRI

Aydın Efesi dergisinin 85 ve 86.ncı sayıları geldi. Postacının getirdiği dergide MUSKA ve PEYNİRLİ TEST ARTIK YİYEBİRİZ öykülerim ve şu kısa şiirim var: BULUTLARA ÇAĞRI Ya yağmur olup yağın yeşertin özlemlerimizi ya da umut çiçekleri açtırın gönlümüzde şenlensin ve gülsün yüzü içimizdeki bahçenin bağın

1 Ekim 2025 Çarşamba

DİL: Kullanmayı Bil

DİL: KULLANMAYI BİL Dil bir silahtır, yerine göre, kullananın elinde ya kendisini ya da karşısındakini vuran… Kimi zaman da ilah olur, ah çektirir, egemenliği altına alır, kullanır kişileri. Kendi ana dilini tam öğrenmeden yabancı dil öğrenmeye kalkanlar, kekliğin yürüyüşünü taklit edeyim derken kendi yürüyüşünü unutan kargalara benzerler. Ya dilini, dilini iyi kullanmayı iyi bil ya da bildiğini güzel bir dille anlat. Ana dilini beğenmeyip konuşmasına, yazmasına ikide birde yabancı söz sokuşturan kişi! Dilini eşek arısı soksun, hiç dinmesin şişi! Güldür sevenin sevilenin dilinde; dikenleşir kin, nefret saçanların elinde. Düşünce ve duygular dille çiçeklenir, güzelliklere güzellikler eklenir. Sanatçılar olmasaydı dil kovanımız arısız, balsız kalırdı. Süsten, gösterişten uzak, sade bir dille oku yaz, doğallıktan sakın uzaklaşma; yoksa öküzlere özenen kurbağadan farkın olmaz. Çıkar dilinin altındaki baklayı, anlat doğruları, gerçekleri; işte budur aydın olmanın gereği. Çirkini, kötüyü belirt, dile getir, eleştir ama bunlarla yetinme; dilinle, eyleminle kötüyü, çirkini sil. Erhan Tığlı *********

30 Eylül 2025 Salı

GÜLDÜREN ÖYKÜCÜKLER

Oldukça kilolu bir kadın otobüse bindi. Bir yolcu alaycı bir şekilde bağırdı: “Bu otobüsün fillere ayrıldığını bilmiyordum!” Kadın ise sakince cevap verdi: “Hayır efendim, bu otobüs Nuh’un Gemisi gibi: hem filler hem eşekler binebiliyor!” Ünlü yazar Bernard Shaw’a kibirli bir yazar şöyle dedi: “Ben senden üstünüm çünkü onur için yazıyorum, sen ise para için.” Bernard Shaw anında cevap verdi: “Doğru söylüyorsunuz, herkes eksik olanın peşindedir.” Kör şair Beşşar bin Burd’a kaba bir adam şöyle dedi: “Tanrı, bir insandan görme yetisini almışsa mutlaka başka bir şeyle telafi eder. Peki sizi neyle telafi etti?” Beşşar cevap verdi: “Beni sizin gibi insanları görmekten kurtararak!” Kör bir adam bir kadınla evlenir. Kadın der ki: “Güzelliğimi ve beyaz tenimi görebilseydin hayran kalırdın!” Adam cevap verir: “Eğer gerçekten anlattığın kadar güzel olsaydın, görenler seni bana bırakmazdı!” Biri el-Mütenebbî’yi küçümsemek ister ve der ki: “Seni uzaktan kadın sandım!” El-Mütenebbî cevaplar: “Ben de seni uzaktan adam sandım!” Çok çirkin bir kadın bir adama şöyle der: “Ben senin karın olsaydım, kahvene zehir koyardım!” Adam cevap verir: “Ben de senin kocan olsaydım, hiç düşünmeden içerdim!” Winston Churchill bir gün Bernard Shaw’a şöyle der: “Seni görünce İngiltere’de kıtlık var sanıyor insan!” Bernard Shaw cevap verir: “Seni görünce de nedenini anlıyor!” Bir adam Nasreddin Hoca’ya şöyle der: “Seni sadece eşeğin sayesinde tanıdım!” Nasreddin Hoca cevap verir: “Eşekler birbirini tanır!” Bir adam bir kadına der ki: “Ne kadar güzelsin!” Kadın cevap verir: “Keşke sen de yakışıklı olsaydın, ben de aynısını söylerdim!” Adam cevap verir: “Sorun değil, sen de benim gibi yalan söyle!”💚

27 Eylül 2025 Cumartesi

Sevgi ve Dostluğu yayalım

Sevgi ve dostluğu öyle yayalım ki Kaplasın her yeri güzelliklerin gülü kelebeği Halkı kandıramasın yalancı ve dolandırıcılar Edemesinler kutsal değerlerimizi talan İşte budur insanlık Gerisi boş, gerisi yalan!

23 Eylül 2025 Salı

Sanatın edebiyatın önemi ve değeri

Sanat edebiyat apayrı bir tat gönlümüze takılan kanattır Sanata edebiyata değer vermeyenler gerçek güzelliklere erişemeden olurlar mat