GÜLELİM GÜLÜŞELİM
Gülelim gülüşelim, neşeyi zevki paylaşalım, mutlulukta buluşalım.
3 Şubat 2026 Salı
1 Şubat 2026 Pazar
Ömer Seyfettin'den şarkılı bir anı
Yazarımız Yunanistanda görev yapan bir subaydı. Kiraladığı evin karşısındaki şarkı söyleyip oynayan kız dikkatini çekti. Kız gülerek el sallıyordu ona. Rumca bilmediği için kızın ne söylediğini anlayamadı ve bir arkadaşına durumu anlattı. İlerde kızla evlenmek istediğini belirtti.
Rumca bilen arkadaşı eve geldi, kızın şarkısını dinlemeye başladı. Dinlerken renkten renge giriyordu.
Şarkı bitince;
" Ömer buradan hemen uzaklaş, başın belaya girebilir" dedi.
"Niye, neden?" dedi bizimki.
"Kız şarkısında Türkler buradan gitmeli Yoksa başlarına çorap öreceğiz, dünyaya geldiklerine pişman edeceğiz gibi şeyler söylüyor" diye konuştu.
Ömer Seyfettin ne diyeceğini blemedi;
"Çok yazık, sevmiştim yosmayı" diyerek penccereden uzaklaştı.
Cinayete teşvik eden şarkı ve türküler
Radyoda bir türkü çalınıyor, kulak veriyorum. Türkü gayet güzel başlıyor: Su akar güldür güldür/Gel de yar beni güldür. Ne güzel bir dilek ama arkası feci:Bir damlacık kanım akmaz/öldürürsen sen öldür!
Sevgilisini resmen cinayete teşvik ediyor!
Bir çarşamba türküsünde edilen şu duaya bakın:Çarşamba yollarında/kelepçe kollarımda/Allah canımı alsın o yarin kollarında...
Bu duayı eden kişi sevgilinin kollarına belki mutlu ölebilir ama geride kalan sevgili mutlu olur mu be Bu ne bencil bir istektir!?
Eski bir türküde de şöyle deniliyordu;
Bahriyeli güzelsin/Niçin beni üzersin/öldürürsen sen öldür/sevabıma girersin.
Geçenlerde bir düğünde dans edenlerin hangi şarkıyla dans ettiklerini duyunca ürperdim: Damarımda kanımsın/sevgilimsin canımsın(Aman ne güzel) ama gerisi işi berbat ediyor: başkasını seversen bil ki yaşatmam seni. Resmen sevgili tehdit ediliyor!...
Hele şu oynak şarkıyla dans eden kızları görünce acı acı gülümsedim: Al kızını koy çuvala/salla salla vur duvara!..
Bu konuda daha birçok örnek verilebilir.
Ne dersiniz, son zamanlarda çoğalan aşk(!?) cinayetlerine bu tür şarkı ve türkülerin az da olsa bir katkısı ve etkisi yok mu?
Sevilen kişiyi öldürmek değil yaşatmayı, mutlu etmeyi düşündüren, öğütleyen şarkı ve türküleri baş tacı edip bu tür kanlı, öldürücü şarkı ve türküleri unutmamız, unutturmamız gerekmez mi?
30 Ocak 2026 Cuma
Ağzımızın Tadı Ne Zaman Gelecek
AĞZIMIZIN TADI NE ZAMAN GELECEK?
Kente çalışmaya giden Irgat Ali, orada bir yıl kaldıktan sonra güç bela köyüne dönebilmişti. Yolcuk o kadar çetin geçmişti ki, evine gelir gelmez hemen kendini yatağa attı ve derin bir uykuya daldı. Kocasından umduğu sevgiyi, ilgiyi göremeyen kadın hayal kırıklığıyla uyuyamadı, kalktı, süt sağmaya gitti. İnek huysuzluk edince öfkesini ondan aldı, ineğe bir şamar indirdi, “Tepemi attırma sarıkız! Uslu dur yoksa karışmam ha!” diye bağırdı. Gürültüyü duyan meraklı komşusu ne olduğunu sordu.
“Daha ne olsun?” dedi dertli kadın. “Aydın’dan dayı geldi/Dayı değil, ayı geldi!”
Sabahleyin Irgat Ali neşeyle yatağından kalktı, uykusunu almanın, yorgunluğunu gidermenin verdiği mutlulukla karısına gereken ilgiyi gösterdi, onu öptü kokladı. Kadın sevinçle süt sağmaya gitti. İnek gene huysuzluk etti ama bu sefer kızmadı:
“Uslu dur bakayım kızım” diyerek ineğini okşadı.
Meraklı komşu gene ortaya çıktı:
“Bu sabah pek neşelisin. Hayrola, nedir bunu sebebi?” diye sordu.
Kadın, ağzı kulaklarında şöyle dedi:
“Aydın’dan kadı geldi
Ağzımın tadı geldi!”
*****
Bu öykücükte olduğu gibi, ağzımızın tadı kaçtı yıllardır. Eski tadı alamıyoruz hiçbir şeyden. Meyve ve sebzeler hormonlu, dostluklar silikonlu, güzeller botokslu! Eşyalar plastik ve naylon, yaşamak da öyle... Doğal güzellikleri yok ediyor, her yanı suni, yapmacık güzelliklerle dolduruyoruz. Bahçeli evleri yakıp yıktıktan sonra yerlerine apartman dikmeyi marifet sanıyoruz. Çarpık kentleşme ve sözde uygarlaşmayla çevreyi kirletiyoruz. Kısacası hayatımız duman! Bu kötü gidişe son vermesi gereken kadılar kötülerle ortak. İşte bu yüzdendir ki, kurumuyor bir türlü içine düştüğümüz batak. Sonumuz karanlık. Çünkü doğruluk, iyilik, güzellik tutsak; aydından gelemiyor köyümüze hiç biri. Ayılarla dayılar yollanıyor ancak yanımıza, yöremize. Sağmal inek gibi sağılıyoruz boyuna. Son veremiyoruz bu alicengiz oyununa. Bu durumdan ne zaman kurtulacağız? Olaylara seyirci kalmaz ve olup bitenlere öküzün trene baktığı gibi bakmazsak...
29 Ocak 2026 Perşembe
Dost Seçme Sanatı
DOST SEÇME SANATI!!!
İnsanın çapı, dostlarının çapı kadardır.
Dostlarımızın, boyasıyla boyanır, ahlakı ile ahlaklanırız.
Kişinin kalitesini, dostları belirler.
Kim olduğunu bilmek isterse, kimlerle dost olduğuna bakmalı insan.
Herkes, kendi “ayarına”, aklına göre dost edinir.
Her kuş, kendi cinsiyle uçar.
Kartallar kartallarla...
Kargalar kargalarla.
Hayallerini, umutlarını, hedeflerini gerçekleştirmene destek veren, seni yüreklendiren, sana omuz veren, seninle aynı yöne bakan, aynı değerlere sahip insanla dost olmalı.
Akıllı insan, kime akıl danışacağını bilen insandır.
Akıl danışacağın insanla dost ol.
İnsanın hayatında, mutlaka kendine öğüt veren gerçek dostları olmalı.
Çünkü gerçek dostlar, insanın "hayat sigortasıdır."
Nasıl bir insan olmak istiyorsan, öyle insanlarla dost ol.
Yüreği temiz insanla dost ol.
Edindiğin dostlarının fikirleri kirliyse, senin “kalbin ve fikirlerin” ne kadar temiz olursa olsun, er ya da geç senin de kalbin ve fikirlerin kirlenir.
Duygular gibi, değerler ve inançlar da kişiden kişiye sirayet eder.
Doğru yolu yanlış insanla yürürsen, yolunu da doğrunu şaşırırsın.
Fedakarlığı, iyiliği, merhameti, sevgiyi istismar eden kişi, "ahmağın" ta kendisidir.!!!!!
Vefa, sadece "asil ruhlu" insanlarda bulunan bir özelliktir.
Vefası olmayan, duygularını istismar eden ahmak adamdan uzak dur.
Kendisine yapılan bir iyilik karşısında, teşekkür etmeyen ve kendisinin yaptığı hatadan dolayı, özür dilemeyen insanlardan uzak dur...!!!!
Asla dikene de güle de aynı değeri verme. Bu senin gülü de dikeni de tanımadığını gösterir.
Usta şair İsmet Özel’in deyimiyle; “Karlı bir gece vakti uyandıracağın” dostlar bul kendine.
Bir insanla birlikte olduğunda, mutlu hissetmen ve zevk alman seni aldatmasın.!!!
Gerçek dostlukta, bundan daha fazlası gerekir.
Yanında bulunduğunda, “iç huzursuzluğu hissettiğin” insandan uzak dur.!!!
İç huzuru, gerçek dostla sahte dostu ayırabileceğin en sağlam duygudur. Çünkü “iç huzursuzluğu” duyguların “sigortasıdır.”
Gerçek dostlar insana, mutluluğun yanında, iç huzuru verir.!!!
Ulu bilge Tebrizli Şems ne güzel söylemiş; “Biri gelir seni sen eder, biri gelir seni senden eder.!!!!!
Unutma; güvenine layık olmayan, sevgine de layık değildir.
Güven, sevgiden önce gelir...
Güvenmeden sevmek, dost olmak; üç günlüktür. Güvenerek sevmek, dost olmak;
Çünkü insanların, bir gerçek değerleri, bir de "sözde, sahte değerleri" vardır.
Sözde; herkes dürüsttür, adildir, anlayışlıdır, cömerttir, yardımseverdir, tutarlıdır, ahlaklıdır.
İnsanın gerçek değerlerini; sözü değil,
Nasıl bir insan olmak istiyorsan, o kalitede ve özellikte insanla dost ol.
Çünkü arifle oturan, arif kalkar.
Cahille oturan, cahil kalkar
Son söz; “Bazı insanlar, bazı insanlara şifadır.
Alıntı...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
