24 Mart 2021 Çarşamba
Dünyanın En güzel çiçeği
EN GÜZEL ÇİÇEK HANGİSİDİR?
Sizce en güzel çiçek hangisidir; gül mü, karanfil mi, papatya mı, manolya, lale ya da akasya, menekşe mi?
Şarkılarda, şiirlerde en çok gül geçer. Sevgili güle benzetilir. Belki de dikenli oluşundandır bu...Ne olursa olsun, gülü seven dikenine katlanır, gülün kokusuyla kendinden geçer, kanatlanır, sanki canına can eklenir. Özel günlerde daha çok gül beklenir. Gülün de kırmızısı istenir. Karanfil de güzel bir çiçektir. Yanık bir kokusu vardır. Ahmet Haşim’in dediği gibi, “Yârin dudağından getirilmiş/ Bir katre alevdir bu karanfil.”
Lale de bir devre adını vermiş bir çiçektir. Kıpkırmızı olanı aşk ateşiyle yanan aşığa benzetilir. Politik bir simgedir aynı zamanda. Papatya bir kır çiçeğidir: “Papatya gibisin beyaz ve ince/ Bir hoş oluyorum seni görünce” denilir bir tangoda.
Zeki Müren’in manolyası vardır: “Koklamaya kıyamam/ Benim güzel manolyam...”
Akasya baygın kokusuyla koklayanları mesteder: “Yârimle biz biz bize/Otururduk diz dize/ Sevişirdik göz göze/ Akasyalar açarken” diye şarkı söyletir. Menekşe gökkuşağını andıran renkleriyle gönül tellerimizi titretir. Sümbülün morluğu ve boynu bükük duruşu ozanlarımıza yas tutanları anımsatmıştır. Zambağın çeşitli renkleri vardır ama daha çok beyazı olanı yeğ tutulmuş, masumiyet simgesi sayılmıştır. Orkide, krizantem gibi çiçekler daha çok sosyetik çevrelerde görülür, hediye edilir.
Görüldüğü gibi, her çiçeğin kendine özgü bir özelliği, değişik bir güzelliği vardır. Herkes kendi zevkine, kişiliğine göre bir çiçeği sever, onu diğer çiçeklerden daha güzel sayar, üstün tutar. Zevkler ve renkler münakaşa edilemez, niye bunu seviyorsun diye sorulamaz.
Ama bana soracak olursanız, en iyi, en güzel çiçek dürüstlük çiçeğidir. Ne o, böyle bir çiçek adı duymadınız mı? Eğer öyleyse aşağıdaki öykücüğü okuyun da bir düşünün.
Bir Çin prensi tahta çıkacaktı ama yasalara göre, daha önce evlenmesi gerekiyordu. Uygun bir aday bulmak için bölgedeki genç kızları huzuruna çağırdı.
Saraydaki hizmetçilerden birinin kızı prensi çok seviyordu. O da prensin huzuruna çıkmak istedi. Annesinin uyarılarını dinlemedi, çünkü sevdiği adamı bir kere bile görmek onu mutlu edecekti.
Beklenen gece geldi. Genç ve güzel kızlar en güzel giysilerini giymişler, süslenmişler, kendilerini beğendirmek için her çareye başvurmuşlardı. Prens kızlara birer tohum verdi. Bunu saksılarına dikmelerini, altı ay sonra gelmelerini söyledi. En güzel çiçeği yetiştiren kızı kendine eş olarak seçecekti. Herkes tohumu alıp heyecanla evlerine geri döndü.
Genç kız da kendisine verilen tohumu alıp saksıya ekti. O kadar bakmasına, özenmesine karşılık toprakta tek bir filiz bile görünmedi. Her şeyi denedi, uzmanlara danıştı ama bir fayda göremedi. Altı ay dolmuştu ama saksı hâlâ bomboştu. Prens sunacağı bir çiçek olmadığı halde gene de belirtilen gün ve saatte boş saksıyla saraya gitti. Oysa diğer kızlar güzel çiçekli saksılarla gelmişlerdi...
Sonunda beklenen an geldi. Prens salona girdi, kızların arasında dolaştı, saksıları birer birer inceledi. Hizmetçinin kızını kendine eş olarak seçtiğini duyurdu. Herkes şaşırmıştı. Diğer kızlar bu karara tepki gösterdiler, itiraz ettiler. Boş saksıyla gelen kız nasıl eş olarak seçilirdi? Prens durumu şöyle açıkladı:
“Bu genç hanım en değerli çiçeği yetiştirip bana sundu. O çiçeğin adı dürüstlük çiçeğidir. Çünkü sizlere dağıttığım tohumların hepsi sahteydi ve çiçek açmaları olanaksızdı.”
****
18 Mart 2021 Perşembe
Adam aranıyor!
Diyojen, güpegündüz elinde fener, çarşıda pazarda dolaşıyor, sağa sola bakarak bir şeyler mırıldanıyordu. Ne aradığını sordular. İçini çekerek;
“Adam arıyorum adam!” dedi.
Güldüler, “Adamdan bol ne var? Her taraf adam dolu” dediler.
“Ama ben sadece kendini değil, başkalarını da düşünen, zalimlerin değil, yoksulların seslerine kulak veren, dertlerine çare arayan birini arıyorum” dedi. “Var mı içinizde böyle biri?”
Bu soru oradakileri şaşırttı, ne diyeceklerini bilemediler.
Diyojen, çevresinde toplananları süzdü:
“Sevgi ve dostluğu en yüce değer bilen, bencil değil özverili, çıkarcı değil, erdemli bir adam arıyorum ben. Anladınız mı ne demek istediğimi? Sustuğunuza göre, demek ki buralarda yok öyle bir kişi. Gölge etmeyin boşuna da gidin işinize!” diye aramasını sürdürdü.
Duyduğuma göre hâlâ arıyormuş…
Bulursanız haber verin de derdi, çilesi bitsin, umduğu dağlara yağan kar dinsin!
17 Mart 2021 Çarşamba
Güldüren Fıkralar
YABANSI FIKRALAR
MEVAŞİ...
Bürokraside Arapça, Farsça sözcüklerin çok kullanıldığı eski devirlerden birinde kaymakamlığa yukardan, “İlçenizde bulunan mevaşi adedinin bildirilmesi” diye bir emir geldi. Kaymakam mevaşinin ne olduğunu bilmiyordu. Sordu soruşturdu, bir bilen çıkmayınca, herhalde maaşlı yazacakken yazıcı yanlışlık yapmış olacak diye düşündü ve en başa kendisini koyarak devletten maaş alan memurların listesini gönderdi. Zehir zemberek bir yanıt geldi. Çünkü mevaşi büyükbaş hayvan demekmiş...
Ne dersiniz, o zamandan bu zamana mevaşi sayısı arttı mı acaba?
DUNKOF
Dağ köylerinden birinde oturan bir köylü alışveriş ettikten sonra kentteki bir berbere tıraş oldu. Berber köylünün konuşmalarından onun biraz bön olduğunu anladı ve köylü tıraş olup giderken arkasından, “Maşallah çok dunkofsun!” diye bağırdı.
Köylü ses çıkarmayıp köyüne doğru yola çıktı. Yarı yolda dunkofun ne demek olduğunu merak etti. Geri dönüp berbere, “Demin sen bana dunkof, dedin. Ne demek o?” diye sordu. Berber, “Ben Almanya’da çalıştım. Orada senin gibi bönlere dunkof derler” derse köylünün kızacağını düşünerek, “Dunkof, güçlü kuvvetli demek” dedi.
Köylü sevinerek gitti ama bir sonra gene geri döndü. Berberin içi cız etti, “Eyvah! Dunkofun ne demek olduğunu öğrendi galiba” diye söylendi.
Bizimki berberin yanına geldi, omzuna bir şaplak attı, gülerek, “Demin söylemeyi unuttum. Babam benden daha dunkoftur. Bir de onu görecektin. Ben ona çekmişim” dedi.
11 Mart 2021 Perşembe
Matematikçinin Aşkı
Matematiksel aşk mektubu..........
________________________________________
Türev tanem, bir tanem, bir sigma işareti kadar kıvrak bir Pi sayısı kadar sonsuzsun sevgilim. Sana olan sevgim limitlerin sonsuzluğuna ulaşıyor. Bir bakışın kalbimde matris kadar derin etkiler yapıyor. Kalem gibi kaşların, trigonametri gibi karışık saçların, tebeşir kokusu gibi burnumda tütüyor. Çarpanlara ayrılmayan denklemler gibi nazlanma. Senden mektup almak inan integral almaktan daha zor. Bilinmeyenlerimiz farklı olsa bile polinomlar gibiyiz. Eğer böyle devam ederse seni keşfedilmemiş dizi kuralları ile izleyeceğim.Seninle bir daire olalım. Merkezde ben, etrafımda eşit uzaklıklarda sen. Nereye bakarsam seni göreyim. Üzüntülerimiz teğet, sevinçlerimiz kiriş olsun. Birbirimize o kadar yakın olalım ki, yarıçaplarımızın limiti sıfıra yaklaşsın. Şu anda y=ax+bx+c parabolünün iki ayrı kolu isek de bir gün tepe noktasında buluşacağız. Sana bir sinx eğrisi gibi sürekli "k" sabiti kadar bağlıyım. Hiçbir parantez bizi ayıramaz
22 Şubat 2021 Pazartesi
Mendil ve AŞK
MENDİL VE AŞK
“Üsküdar’a gider iken bir mendil” bulur, mendilinin içine lokum doldururdu eski insanlar; gidenlerin arkasından mendil sallanır, dilberler kendilerini takip eden genci beğenmişlerse yere mendillerini atarlar, mendilin kendilerine geri verilmesini beklerlerdi. Böylece mendil tanışıp görüşmeye, muhabbete vesile olurdu…
Delikanlı sevdiğine “Bir mendil işle yolla/Ucunu gümüşle yolla/İçine beş incir koy/Birini dişle yolla” diye seslenirdi. Kız da ona “Duvara mıh çakarım/Sen sallan, ben, bakarım/Mendilin kirlendiyse/Sen gönder, ben yıkarım” derdi.
Evlenmeden önce söz mendili verilir, gelinin arabasına, atına mendil bağlanırdı.
Kişiler aşk özlemini “Sallasana sallasana mendilini/Akşam oldu, yollasana sevdiğimi” diye dile getirirlerdi. Kaybettikleri sevgililerini “Mendilimin yeşili/Ben kaybettim eşimi/Al bu mendil sende dursun/Sil gözünün yaşını” türküsüyle anarlardı…
Ama kağıt mendil çıkalı ve moda olalı bütün bu güzelliklerin pabucu dama atıldı. Herkes bu mendilin ham maddesi nerden geliyor, çevreye ve ekonomiye zararı nedir diye hiç düşünmeden kağıt mendil kullanıyor. Yıkama zahmeti yok. Silme işi bitince buruşturup atıyorsun. Şimdiki aşklar da öyle. Mendil kadar değeri kalmadı sevgi ve dostluğun
Eğitimci-Yazar ERHAN TIĞLI
19 Şubat 2021 Cuma
Komik bir Diyalog
ALİ ile VELİ- İKİSİ DE BİRBİRİNDEN DELİ
Ali, arkadaşına, “Bugün bir kız gördüm azizim. O ne güzellik, o ne boy bos, endam, onu görünce aklım başımdan gitti, deli oldum deli!” dedi.
Veli kendi kendine, “Sanki deli değilmiş gibi” dedi ama dışından, “Sahi mi? Hadi anlat şu dilberi, gel beri, aydınlat beni de unutayım karanlık gecelerimi” diye konuştu.
“Seni gidi seni!” dedi Ali. “Lafıyla bile mest olmak istiyorsun değil mi?” diye güldü.”Neyse, anlatıvereyim de sen de deli ol benim gibi” diyerek sözlerini sürdürdü.
“Gördüğüm güzel ya melekti ya da peri. Giydiği giysi sentetikti, vücudu da çok estetik. Bakışları romantikti. Hem güzeldi hem sempatik. Ama yoktu içinde zerre kadar cimrilik. Göğsü, kolu, bacağı açıktı, eteği miniydi. Transparan giysisinin içinde vücudunun bütün hatları belli oluyordu.”
Veli başını salladı: “Desene tam demokratik! Ama böyle biriyle evlenmek delilik. Ya hiç kıskanç olmayacaksın ya da gözünü, kulağını kapatacaksın. Laflara aldırmayacaksın.”
Ali içini çekti: “Gel de düşünme kendisiyle evlenmeyi ya da flört etmeyi. Yürürken öyle uzayıp kısalıyordu ki, sanırsın aynen bir lastik. Duruşu, pozu artistik, tavrı, edası fantastik Kaşı gözü ekzantrik, bakışları ekzotik. Bel kalça elastik, yapıyordu sağa sola jimnastik. Ekranı dokunmatik. Onu gören başka bir kanala yapamazdı zapping!”
Veli dudak büktü: “Desene çözülmez bir kadın, sanki matematik” diye konuştu.
Ali anlatmayı sürdürdü: “Üstündeki giyside yabancı sözler vardı. Konuşurken ikide birde yabancı sözler paralıyordu. Öyle bir kadındı ki...”
“Turistik!”
“Evet. Aynen öyle. Kimseyi takmıyordu, küçük dağları ben yarattım dercesine yürüyordu. Bizim gibilere hiç bakmıyordu. Havasından yanına varılmıyordu...”
“Demek ki bu kadın aynı zamanda sosyetik!”
“Öyle olacak. Dudaklar kirazdı, yanaklar elma. Gözler üzüm, saçlar buğday, göbek ayva, göğüslerine portakal mı desem limon mu...”
“Desene şuna kısaca meyve bahçesi ya da çiftlik!”
“Büyülüyordu herkesi. Bir mıknatıstı sanki manyetik.”
“Böyle biriyle evlenen erkeğin işi bitik. Yoksa tutuldun mu sen bu kadına a deli, a kaçık!”
“Az kalsın öyle oluyordu ama neyin nesi olduğunu öğrenince vazgeçtim.”
“Söyle bakalım. Kimin şapkası, püsküllü fesiymiş?”
“Dur bakalım. Daha bitmedi söyleyeceklerim. Sürmüştü yüzüne bolca kozmetik. Giyindiği yer butik. Bir evdi prefabrik. Yakıyordu herkesi, sandım asit sülfirik. Kendimi kaybettim bu manzara karşısında...”
“Öyleyse seni kendine getirmek için atayım bir çimdik.”
“Dur bakalım. Onun kim olduğunu söyleyince asıl sen kaybedeceksin kendini.”
“Sahi mi, bu dilber nerenin kraliçesi, prensesiymiş?”
“Ne kraliçesi, prensesi? Domestikmiş haspa, domestik! Hizmetçi yani...”
***Erhan Tığlı
14 Şubat 2021 Pazar
Dinle ilgili Ezber Bozan Sözler
.İLAHİYATÇI PROF. DR. GÜNER AKÇA, ACABA KUR'AN'DA NELER YOK DEYİP ARAŞTIRMIŞ, BİLELIM İSTEMIŞ VE YAYINLAMIŞ.
ÇOK ENTERESAN ve ÇOK EZBER BOZAN DURUMLAR VAR.
.
1 - Tüm Şefaat sadece Allah'a aittir. Şefaat ya Resullulah, ya Ali, ya Geylani, ya Gavs vs. yok.
2 - Mehdinin geleceği yok...
3 - Kabir hayatı, kabir azabı yok...
4 - Miraç yok.
5 - Kadercilik yok...
6 - Recm cezası yok.
7 - Hac ayları 4 aydır, dileyen 2 günde dileyen daha fazla günde işini bitirir ve döner. 10 günlük hac süresi yok.
8 - Hac’da şeytan taşlama, hacer-ül esved taşına el yüz sürme yok.
9 - Mezhepler yok.
10 - Altın/İpek erkeğe haramdır, yok.
11 - Bir şeyhe veya tarikata bağlanma yok.
12 - Kıyamet alametleri yok.
13 - Erkek/Kadın sünnet olmak yok.
14 - Hayızlı/lohusa kadınlara ibadet yasağı yok.
15 - Kuran’ı anlamadan sevap için okumak yok.
16 - Ölüye Kuran okumak, sevap transferi yapmak yok.
17 - Bir insandan Tevbe almak vermek, rabıta yapmak, dönmek, kafa sallamak yok.
18 - İnfakta/zekatta kırkta bir yok. Malın biriktikçe ihtiyacından fazlasını imanın/samimiyetin/takvan oranında verirsin.
19 - Erkeğin kişisel üstünlüğü, kadının erkeğe itaati yok. Sorgusuz itaat Allahadır.
20 - Evliya (Allah dostu), keramet sahibi yok.
21 - Mevlid yok.
22 - Salavat yok.
23 - Sünnet namaz zorunluluğu yok.
24 - Arapça dua etmek ve Arapça namaz kılma zorunluluğu yok.
25 - Muska/Büyü/Nazar yok.
26 - Cuma namazı sadece erkeklere farzdır diye birşey yok. İman eden her erkek ve bayanlara farzdır.
27 - Kölelik/Cariyeliği teşvik yok.
28 - Kadının uğursuzluğu, cenazeden uzak tutulması, sadece erkeğin cenaze namazı (duası) kılması yok. Cenaze namazı cenaze duasıdır.
29 - Kaza namazı yok.
30 - Haremlik/Selamlık şartı yok.
31 - Kadının sesi haramdır yok.
32 - Kutsal günler/Kandiller yok. Sadece Kadir gecesi özeldir.
33 - Bazı ayetleri veya duaları belli sayıda okuyup üflemek ve bundan murad beklemek yok.
34 - Sırat Köprüsü yok.
35 - Kuranın saydığı haram yiyecekler. dışında kalan yiyecekler kültürel, tercihler ve alışkanlıklar ile ilgili meselelerdir. Kafaya göre haram koymak yok.
36 - Erkeğin kadını dövme yetkisi yok.
37 - Dua ederken el açmak, âmin demek zorunluluğu yok.
38 - Teravih namazı yok
49 - Sağ el / Sağ ayak saçmalığı yok.
40 - Hem askerde veya savaşta ölenin şehit olması gibi birşey yok.
41 - Boşanma yetkisinin yalnızca erkeğe ait olması yok.
42 - Ölüye telkin ve ıskat yok.
43 - Takva kıyafeti (sakal, cübbe, sarık vs.) yok.
44 - Sorgulamadan bir fikre, bir şahsa tabii olmak yok.
45 - Kuranın tüm emir ve yasakları farzdır. Sadece 32 veya 52 farz yok.
46 - Kuranda 6236 ayet var, 6666 ayet yok.
47 - Çocuk yaşta evlilik yok.
48 - Namus/zinada kadın erkek farkı yok.
49 - 61 gün oruç tutma cezası yok.
50 - Türbede dilek dilemek yok.
51 - Tasavvuf, gavs, kutup, şeyh, seyyidlik İslamda yeri yok.
52 - Kuran anlaşılması zor bir kitaptır, yok.
53 - Deve idrarı içen ve iç diyen bir resul yok.
54 - Resul ve Nebi var, Peygamber kelimesi ise kuranda yok.
55 - Kuran okumak için abdest şartı yok.
56 - Sakala cilet vurmak haramdır diye bişey yok.
57 - Cehennemde yanıp çıkma yok.
58 - Din değiştirenin (Mürtedin), namaz kılmayanın, içki içenin, zina yapanın öldürülmesi diye bişey yok.
59 - Sakalı şerif, nalı şerif, hırkayı şerif, Kabak, hurma, zemzem, tesbih, seccade vs. kutsaldır diye bişey yok.
60 - Sevap kazanmak için kertenkele, kara köpek vs hayvanları öldürmek yok. Uğursuz hayvan yok.
61 - İslami bir isim koymadan ve sünnet olmadan müslüman olamazsın diye bişey yok.
62 - Hadisler kesin peygamber sözüdür diye bişey yok.
63 - Hadis, Fıkıh kitaplarında kuran dışında hükümler vardır diye bişey yok...
- İlahiyatcı- Prof. Dr. GÜNER AKÇA.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







