Follow by Email

27 Ağustos 2019 Salı

Mizahi Vatandaş Çeşitleri

VATANDAŞLAR
Susandaş: Ezildiği halde hiç sesini çıkarmayan vatandaş
Uçandaş: Dar gelirliler sürünürken her makama kolayca ulaşan vatandaş
Şaşandaş: İşin aslını anlayamayıp, birdenbire köşeyi dönenlere şaşkın şaşkın bakan vatandaş
Betondaş: Doğayı, bahçeli evleri mahvedip apartman diken yapsatçı vatandaş
Yatandaş:: yattığı yerden kolayca para kazanan vatandaş
Kaçandaş: Vergi vermekten kaçan, sıkışınca kapağı yurt dışına atan vatandaş
Açandaş: Orasını burasını açarak sanat(!) yapan vatandaş
Satandaş: Her şeye ticaret gözüyle bakan, iyi bir müşteri bulunca vicdanını bile satan vatandaş
Takandaş: Uçan kuşa borcu olan, borçlarını ödemeyip üstüne yatan vatandaş
Atandaş: Bol keseden atan, attığı zaman mangalda kül bırakmayan politik vatandaş
Matandaş: Hiçbir vatandaşlık hakkından yararlanamadığı halde kendini vatandaş sanan sanaldaş
Erhan TIĞLI

24 Ağustos 2019 Cumartesi

Didim'de Yaşamak

DİDİM’DE YAŞAMAK

Altınkum’da gelin olmuşlar
Doğaya yıldız yağdıran çiçekler
Gökyüzünün çiçeğidir yıldızlar
Sahildeki yakamoz denizinde
Yaşamak ne güzel Didim’de
            ****
Uçuruyor insanı mutluluğa
Gönlümüzde esen bahar yeli
Cana can katıyor güzel eli
Yeşille mavi öpüşüyor enginde
Yaşamak ne güzel Didim’de



15 Ağustos 2019 Perşembe

Şaşırtan Bilmeceler

ŞAŞIRTAN BİLMECELER
Sıka sıka canımı çıkardılar.
( Vatandaş değil, limon!)
Çalıyorum ama kimse hırsız diye yakalamıyor.
(Becerikli iş adamı değil, telefon!)
Hiç suçum olmadığı halde sürüp duruyorlar.
(Memur değil, tarla!)
Kimse beni takmaz oldu.
(Aydın değil, kravat!)
Kulağımın dibinde bağırıp duruyorlar ama sağır olmuyorum.
( Nutuk dinleyen seçmen değil, mikrofon!)
Alçacık dallı, yemesi ballı.
(Haram değil, çilek!)
Akıp duruyor, hiç kesilmiyor suyu.
( Bozuk banyo çeşmesi değil, rüşvet çeşmesi!)
Aşkın gözü kördür. Ne zaman açılır?
(Evlenince ve de cepteki paralar bitince!)
Karşıdan baktım, pek çok; yanına vardım hiç yok.
(Sorumlu kişiler değil, kuşlar!)
Karşıdan baktım, hiç yok; yanına vardım pek çok.
(Saman altından su yürüten yöneticiler değil, karınca!)
Erhan Tığlı

6 Ağustos 2019 Salı

ŞEREF-Sizler

Yoksul bir Bektaşi çarşıdan geçerken, esnaf kendisiyle dalga geçer, alay ederlermiş.
Bektaşi bir sabretmiş, iki sabretmiş, sonunda dayanamayıp bir taşın üstüne çıkmış, var gücüyle; “Şerefsizleerrr!” diye bağırmış.
Dükkânlarından dışarı fırlayanlar “Ne var, ne oluyor?” diye birbirlerine sormaya başlamışlar. Bu bağırışa bir anlam verememişler.
Yoksul Bektaşi onlara şöyle bir bakmış, dudak bükerek:
“Amma da çokmuşsunuz haa!” demiş, çekmiş gitmiş.
Barışa ve dostluğa mayın döşeyenlere, şeref konulu politik tartışma ve atışmalara bakıyorum da, nedense bu fıkra geliyor aklıma...
ERHAN TIĞLI

3 Ağustos 2019 Cumartesi

YALAN; eder mutluluğu talan

Yalan: Tatlıdır ama buruk bir anıdır geriye kalan
Yalan: Kurtulamaz yalancı eşeklikten, sırtına vursan da altın palan
Yalan: Herkes gerçekçi geçinir, gerçekleri sever; öyleyse kimdir bunca yalanı üstümüze salan
Yalan: Kültür ve uygarlık gelişiyor; oysa yalan değil gerçekler oluyor hep azalan
Yalan: Aşktır en güzel gerçek, en tatlı yalan. Bu denize dalan da pişman, dalmayan da...
Yalan: Dertlerle çilelerle kendini yiyip bitireceğine yalanlarla biraz oyalan
Yalan: Kuşkucu kişi gözünü açıp kapatasıya kadar Üsküdar’ı geçer atı alan
Yalan: Hayatımızı eder talan; ama gene de çoktur ona inanan, onu gerçek sanan
Yalan: Vahşi bir hayvandır o, gerçeklerin bahçesine dalıp çiçeklerimizi koparan
Yalan: Hırsızdır umutlarımızı çalan
Yalan: Özlemlerimiz olmasaydı bulamazdı yalan rahatça at oynatacak bir alan
Yalan: Çoğalmasına ses çıkarmaz, aldırmazsan; zamanla öyle yaygınlaşır ki, olur doğrunun iyinin güzelin hali duman!
Erhan Tığlı

1 Ağustos 2019 Perşembe

Bırakmamız Gereken Şeyler

Hürriyet Kelebek'te bırakmamız gereken 10 şey dile getirilmiş. Bunlardan 9. madde Her şeye evet demeyi bırakın kısmı dikkatimi çekti. Orada şöyle deniliyor:Kimsenin kalbini kırmamak ya da sevimli görünmek adına, olur olmaz her isteğe evet demeyi bırakın. Sizi zorlayacak, size ters gelen hiçbir şeyi yapmak zorunda değilsiniz... Bu yazı aklıma bir fıkra getirdi: İki hizmetçi birbirlerine dert yanıyorlarmış. Biri "evet demekten usandım, demiş. Evin hanımına evet efendim demezsem kızıyor." Öbürü, "O da bir şey mi?" diye gülmüş, "Ben de evin beyine her allahın günü hayır efendim, olmaz efendim" deyip duruyorum ya!"