GÜLELİM GÜLÜŞELİM
Gülelim gülüşelim, neşeyi zevki paylaşalım, mutlulukta buluşalım.
18 Eylül 2026 Cuma
Sevgi ve dostluk dizeleri
SEVGİ VE DOSTLUK DİZELERİ
Bizi zirveye çıkaran sevgi ve dostluğun elidir
bu gerçeği bilmeyen görmeyenler
ya aptal ya da delidir
***
Hep doğruya iyiye güzele açılsın
sevgi ve dostlukla taçlansın
gönlünüzün penceresi
sıkmasın sizi dertlerin cenderesi
17 Eylül 2026 Perşembe
MODAYA BAK MODAYA!
MODAYA BAK MODAYA
Önce çoğu kişi yadırgar, dudak büker
Der; giyilir mi bu da?
Derken yaygınlaşır
Giymeye başlarsınız
Yeni bir moda çıkıncaya dek
Sen de o da...
Öyle bir yeniliktir ki
Hem karada hükmü geçer hem suda!
***
İlk çıktığında küçücük bir odadır
Sonra olur koskoca bir ada...
Kimine şerbet gibi gelir
Kimine rakı şarap ya da viski soda...
***
Ah moda vah moda
Sen neymişsin sen!
Maymuna döndük senin yüzünden...
15 Eylül 2026 Salı
Ana yurdumsun ey aşk
AŞK YURDUMDUR
Gözleri İstanbul'dur aşkın
kaşları Ankara
Dudakları İzmir
Gönlümü Akdeniz eder
yakamozlu elleri
Aşk anayurdumdur
6 Eylül 2026 Pazar
İnsanlık Nerede
İNSANLIK NEREDE?
Bir türküde, “İndim dereye, taş bulamadım / Gönlüme göre eş bulamadım” deniliyor.
Eş yerine iş, aş da diyebiliriz. Taşların bağlandığı, köpeklerin salıverildiği bu devirde
Zalime atmak için taş da yok. Lokantalarda, çarşı ve pazarda sağlıklı yiyecek bulmak o kadar zor ki... Yani eş bulmakla bitmiyor iş. İyilik, güzellik azaldı ama çevre kirliliği, gürültü, anarşi, terör bol miktarda var. Yaşamak pahalı, ölmek ucuz. Üstelik kötülüğe, çirkinliğe alıştık, göz yumarak, aldırmayarak daha da çoğalmaları için var gücümüzle çalıştık...
“Bu viran ülke ve bu yoksul insan kütlesi için ne yaptın? (...) Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. (...) O, kara toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte her yanın kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.” diyen Yakup Kadri ne kadar da haklı. Kendimi bir “Yaban” gibi hissediyorum ve sözde okur-yazar ama kitap okumayan, mektup bile yazmayan kişilerin kirli sokaklarında bir yabancı gibi dolaşıyorum.
Magandalar birbirlerine eşek şakaları yapıyorlar, yedikleri yiyeceklerin artıklarını yerlere fırlatıyorlar, itişip kakışarak gelip geçenleri rahatsız ediyorlar ama kimse ses çıkar(a)mıyor, üstelik aman başım belaya girmesin, bana bulaşmasınlar da ne yaparlarsa yapsınlar, diye oradan hızla uzaklaşıyor herkes. İsmet İnönü’nün, “Namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmalıdırlar” sözü geliyor aklıma. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, dersek yüz bulur, astar ister böyleleri. Susma, sustukça sıra sana gelecek. Bu tür kişiler çoğalacak, rahat, huzur elden gidecek” diyorum ama kimse oralı olmuyor.
Aklıma bir Bektaşi fıkrası geliyor: Kibar bir gence bir arkadaşı eşek demiş. Şimdiye dek böyle bir hakarete uğramayan genç bunu hazmedememiş, düşüp bayılmış, bir türlü ayıltamamışlar. O sırada oradan geçmekte olan bir Bektaşi durumu öğrenmiş, gencin kulağına eğilip bir şeyler söylemiş. Geç bir süre sonra ayılmış, gülerek çekip gitmiş. Oradakiler bunu nasıl yaptığını sormuşlar. Bektaşi gülerek, “Çok kolay, demiş. Genç daha önce kendisine eşek denilmediği için, bu söz çok ağırına gitmiş ama ben kulağına kırk kere eşek deyince alıştı, hiç yadırgamadı.”
Azalan insancıllığa, çoğalan hayvanlığa bakıyorum da, fıkradaki genç gibi olmak üzereyiz diye düşünüyorum ve Nabi’nin bir beytini değiştirerek şöyle diyorum:
Bende tepki yok, onda insanlıktan zerre
İki yoktan ne çıkar, düşünelim bir kere.
5 Eylül 2026 Cumartesi
Deniz Çağırıyor
DENİZ ÇAĞIRIYOR
Deniz çağırıyor bizi
Gelin diyor gelin
Kucaklaşalım doya doya
Balıklarıma bir merhaba deyin
Güzelliklerini sunmak için
Sabırsızlanan mavi suya
Sevginizi sebil edin...
Deniz çağırıyor bizi deniz
Gelin diyor gelin
El ele tutuşun dalgalarla
Martılarla hora tepin
Mutluluğu edelim gelin
yakamozlarla
3 Eylül 2026 Perşembe
2 Eylül 2026 Çarşamba
Sevgin ırmak değilse
Sevgin ırmak değilse
mutluluk denizine akamazsın
insanlık ruhuna işlememişse
güzelliklerden zevk alamazsın
Hele doğaya dostça davranmazsan
Boşuna uğraşma hiç
sazın akort tutmaz
bozuk plak olmaktan kurtulamazsın.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




