6 Eylül 2026 Pazar

İnsanlık Nerede

İNSANLIK NEREDE? Bir türküde, “İndim dereye, taş bulamadım / Gönlüme göre eş bulamadım” deniliyor. Eş yerine iş, aş da diyebiliriz. Taşların bağlandığı, köpeklerin salıverildiği bu devirde Zalime atmak için taş da yok. Lokantalarda, çarşı ve pazarda sağlıklı yiyecek bulmak o kadar zor ki... Yani eş bulmakla bitmiyor iş. İyilik, güzellik azaldı ama çevre kirliliği, gürültü, anarşi, terör bol miktarda var. Yaşamak pahalı, ölmek ucuz. Üstelik kötülüğe, çirkinliğe alıştık, göz yumarak, aldırmayarak daha da çoğalmaları için var gücümüzle çalıştık... “Bu viran ülke ve bu yoksul insan kütlesi için ne yaptın? (...) Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. (...) O, kara toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki, ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabii ayaklarına batacak. İşte her yanın kanıyor ve sen, acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir, senin kendi eserindir.” diyen Yakup Kadri ne kadar da haklı. Kendimi bir “Yaban” gibi hissediyorum ve sözde okur-yazar ama kitap okumayan, mektup bile yazmayan kişilerin kirli sokaklarında bir yabancı gibi dolaşıyorum. Magandalar birbirlerine eşek şakaları yapıyorlar, yedikleri yiyeceklerin artıklarını yerlere fırlatıyorlar, itişip kakışarak gelip geçenleri rahatsız ediyorlar ama kimse ses çıkar(a)mıyor, üstelik aman başım belaya girmesin, bana bulaşmasınlar da ne yaparlarsa yapsınlar, diye oradan hızla uzaklaşıyor herkes. İsmet İnönü’nün, “Namuslular en az namussuzlar kadar cesur olmalıdırlar” sözü geliyor aklıma. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın, dersek yüz bulur, astar ister böyleleri. Susma, sustukça sıra sana gelecek. Bu tür kişiler çoğalacak, rahat, huzur elden gidecek” diyorum ama kimse oralı olmuyor. Aklıma bir Bektaşi fıkrası geliyor: Kibar bir gence bir arkadaşı eşek demiş. Şimdiye dek böyle bir hakarete uğramayan genç bunu hazmedememiş, düşüp bayılmış, bir türlü ayıltamamışlar. O sırada oradan geçmekte olan bir Bektaşi durumu öğrenmiş, gencin kulağına eğilip bir şeyler söylemiş. Geç bir süre sonra ayılmış, gülerek çekip gitmiş. Oradakiler bunu nasıl yaptığını sormuşlar. Bektaşi gülerek, “Çok kolay, demiş. Genç daha önce kendisine eşek denilmediği için, bu söz çok ağırına gitmiş ama ben kulağına kırk kere eşek deyince alıştı, hiç yadırgamadı.” Azalan insancıllığa, çoğalan hayvanlığa bakıyorum da, fıkradaki genç gibi olmak üzereyiz diye düşünüyorum ve Nabi’nin bir beytini değiştirerek şöyle diyorum: Bende tepki yok, onda insanlıktan zerre İki yoktan ne çıkar, düşünelim bir kere.

5 Eylül 2026 Cumartesi

Deniz Çağırıyor

DENİZ ÇAĞIRIYOR Deniz çağırıyor bizi Gelin diyor gelin Kucaklaşalım doya doya Balıklarıma bir merhaba deyin Güzelliklerini sunmak için Sabırsızlanan mavi suya Sevginizi sebil edin... Deniz çağırıyor bizi deniz Gelin diyor gelin El ele tutuşun dalgalarla Martılarla hora tepin Mutluluğu edelim gelin yakamozlarla

2 Eylül 2026 Çarşamba

Sevgin ırmak değilse

Sevgin ırmak değilse mutluluk denizine akamazsın insanlık ruhuna işlememişse güzelliklerden zevk alamazsın Hele doğaya dostça davranmazsan Boşuna uğraşma hiç sazın akort tutmaz bozuk plak olmaktan kurtulamazsın.

1 Eylül 2026 Salı

Hem Gül Hem Düşün

HEM GÜL HEM DÜŞÜN Sadece düşünmek ya da gülmek yetmez Düşünceni gülüş, gülmeni düşünce süslemeli İşte o zaman dalında öter muhabbet kuşu, bülbül Akar sevgi ırmağın gürül gürül Açılır mutluluğun kapıları ardına dek Merhaba der, el sallar lale, karanfil, sümbül Çiçek bahçesi olur gönül Solmaz maviliklerin yeşilin alın Duygularının pınarına neşe verir güzellikler Dertlere nokta koyarsın, sevinçlere virgül

25 Ağustos 2026 Salı

Elmalı dizelerim ve bir soru

ELMALI DİZELERİM Önce bir türküden ilham alarak şunları yazdım: Elma attım denize geliyor yüze yüze şimdiki kızlar pahalı kilosu bin beş yüze Bir süre sonra şu dizeler geldi aklıma: Elma attım denize batmadı, çıktı yüze Rüyamda yâri gördüm gecem döndü gündüze ***- SİZCE BU DİZELERDEN HANGİSİ DAHA GÜZEL?

21 Ağustos 2026 Cuma

AŞK ve SEVGİ

Aşk Ve Sevgi Aşk bir bedende iki ruh dostluk iki bedende bir ruhtur Joseph Roux Aşk inanmanın şiiridir Aşk bir sütlü kahvedir Aşk iki insanın ruhunu bir bütün halinde birbirine bağlar Peyami Safa Sevmek iki defa yaşamaktır George Sand Sevgi birliğe bencillik yalnızlığa götürür Shiller