GÜLELİM GÜLÜŞELİM
Gülelim gülüşelim, neşeyi zevki paylaşalım, mutlulukta buluşalım.
18 Haziran 2026 Perşembe
Mutlu ederek mutlu olmak
"𝗠𝘂𝘁𝗹𝘂 𝗲𝗱𝗲𝗿𝗲𝗸 𝗺𝘂𝘁𝗹𝘂 𝗼𝗹𝗺𝗮𝗸 𝗯𝗶𝗿 𝗴𝗼̈𝗻𝘂̈𝗹 𝗵𝘂̈𝗻𝗲𝗿𝗶𝗱𝗶𝗿"
𝗦𝗲𝘃𝗴𝗶, ı𝘀̧ı𝗸𝗹𝗮𝗿ı 𝗵𝗶𝗰̧ 𝘀𝗼̈𝗻𝗺𝗲𝘆𝗲𝗻, 𝗯𝗮𝘁𝗮𝗿𝘆𝗮𝘀ı 𝗵𝗶𝗰̧ 𝘁𝘂̈𝗸𝗲𝗻𝗺𝗲𝘆𝗲𝗻 𝗯𝗶𝗿 𝗴𝗼̈𝗻𝘂̈𝗹 𝗳𝗲𝗻𝗲𝗿𝗶𝗱𝗶𝗿
"𝗛𝗲𝗿 𝘁𝗲𝗯𝗲𝘀𝘀𝘂̈𝗺,𝗸𝗮𝗹𝗯𝗶𝗻𝗶𝘇𝗶𝗻 𝗸𝗮𝗽ı𝘀ı𝗻𝗮 𝗯ı𝗿𝗮𝗸ı𝗹𝗺ı𝘀̧ 𝗯𝗶𝗿 𝗴𝗼̈𝗻𝘂̈𝗹 𝗰̧𝗶𝗰̧𝗲𝗴̆𝗶𝗱𝗶𝗿"
𝗛𝘂̈𝗻𝗲𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇, 𝗳𝗲𝗻𝗲𝗿𝗶𝗺𝗶𝘇, 𝗰̧𝗶𝗰̧𝗲𝗴̆𝗶𝗺𝗶𝘇 𝗰̧𝗼𝗸 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻 𝗯𝘂𝗴𝘂̈𝗻
𝗚𝗼̈𝗻𝘂̈𝗹'𝗱𝗲𝗻 𝗼𝗹𝘀𝘂𝗻...
17 Haziran 2026 Çarşamba
Mesele nedir?
Mesele yaşamak değil ki.!
Mesele kırmadan, incitmeden yaşamak,
Mesele iyi bir vicdana sahip olabilmek,
Mesele sevgi tohumları ekebilmek,
Mesele yüzleri güldürebilmek,
Mesele gönüllerde yer edinebilmek,
Mesele sözde değil,
Davranışta insan olabilmek,
16 Haziran 2026 Salı
İnsanlığın farkına var
Özgür bırak kendini.
Dayatılan algılara hapsedip ruhunu,
Kendin olmaktan vazgeçme.
İçinden geleni yap, aklından geçeni söyle,
Dans et, şarkı söyle, gez.
Kim ne derse desin aldırma.
Kimse için verilmedi bu can sana.
Kimseden akıllı, kimseden güzel
olmak zorunda değilsin.
Tadını çıkar hayatın.
Tadını çıkar kendin olmanın.
Ama insan olduğunun da farkına var,
13 Haziran 2026 Cumartesi
Suçlu Aranıyor
SUÇLU ARANIYOR
Bahçeli evler yıkıldı
hileli çıktı yediklerimiz
lokmalar boğazımıza dizildi
Ne oldu, niye bu hale geldik?
***
Suçlu aranıyor suçlu
bu olamaz, dayısı var
şu değildir, torpillidir
O, suya sabuna dokunmaz!
***
Tamam, şimdi buldum
suçlu kim değil kimler
Ben Sen O, biz siz onlar...
6 Haziran 2026 Cumartesi
Köylüyle Doktor
Köylü doktora muayene olur. Doktor ilaç yazar, "Bunlar süpozituardır, makattan kullanacaksın" der. Köylü anlamaz ama sormaya çekinir, köyde sorar soruşturur, kimse bilemeyince muhtara danışır, o da bilemez ve doktora telefon eder. "Anüsten alınacakmış" der. Köylü gene anlamaz, doktora bu sefer kendisi telefon eder. Doktor öfkeyle "Kıçına sok kıçına!" diye bağırır. Köylü mahcup olur, "Tuh be! Doktor beyi kızdırdım. Yazıklar olsun bana" diye söylenir. O öyle demiş ama yabancı dille konuşmayı, yazmayı marifet sananlar utanmalı değil mi?
2 Haziran 2026 Salı
Eşekli gülmece
Eski zamanların birinde üst düzey yöneticilerden biri memleketine gidecekti. Kendisini uğurlamaya gelenlere dönüşte bir hediye getirmek istediğini ve ne istediklerini söylemelerini belirtti. Densizlerden biri, "Sizin oranın eşekleri ünlüymüş" diyerek ondan eşek istedi. Yönetici kızdı ama bozuntuya vermedi, "Tamam. Getiririm" dedi.
Bir süre sonra yönetici geriye döndü.Karşılama töreninde bizim densiz, "Hani bizim eşek, niye getirmediniz?" diye sordu.
Yönetici elini alnına vurdu, "Unutmuşum. Seni görünce hatırladım" diye konuştu. Bizimki altta kalmadı, "Zararı yok efendim. Siz geldiniz ya, yeter!" diyerek taşı gediğine yapıştırdı.
21 Mayıs 2026 Perşembe
DİLLİ GÜLMECE
DEDİM DEDİ
Dedim: Merhaba, günaydın!
Dedi: Hello, hay!
Dedim: Vay! Yabancı dilin yıldızlı on, pek iyi!
Dedi: Nereden anladın?
Dedim: Selamına bile girmiş baksana.
Dedi: Herıld yani!
Dedim: Hava bugün çok güzel. Yaşasın!
Dedi: Çok sevindim buna. Oley!
Dedim: Sen böyle mi sevinmeye başladın?
Dedi: Dersime çok çalıştım. Böyle laflara alıştım.
Dedim: Aferin! Bugün ne yapacaksın?
Dedi: Biraz dolaşıp stres atacağım.
Dedim. Sakın yere atma o dediğin şeyi, çevreyi kirletirsin. Zaten dilimizi kirletiyorsun. Gençlere kötü örnek oluyorsun.
Dedi: Vallahi temizim. Bugün duş aldım.
Dedim: Biraz da bilinç alsaydın bari.
Dedi: Almak deyince aklıma geldi. Bir plazaya gideceğim. Fiyatlarda damping yapmışlar, süper indirimler var. Bu avantajı kaçırmak istemiyorum. Kendime birkaç tişört, blucin alacağım.
Dedim: Saçlarına ne oldu böyle?
Dedi: Kuaförümle vizyon değişikliği yaptık. Demin söylemeyi unuttum. Önce bir patiseriye gideceğim. Brunç edeceğim. Peynir, zeytin, margarin, reçel, yumurta, börek yiyeceğim. Yanında da limitsiz çay içeceğim.
Dedim: Simitsiz çayı ben de sevmem.
Dedi: Simiti de nereden çıkardın? Limitsiz dedim ben.
Dedim: Bu dil yozlaşmasından kurtulmak için cankurtaran simidi gerekiyor.
Dedi: Ben maçları çok severim. Yakında start veriliyor. Fikstüre bakacağım. Bizim takım deplasmana gidiyor. Skor ne olursa olsun üzülmeyeceğim. Nasıl olsa rakip takımla aramızda dokuz puan var.
Dedim: Tazesi varken ne yapacaksın bayatı?
Dedi: Onu da nereden çıkardın?
Dedim: Demin maçlara kart veriliyor dedin ya.
Dedi: Kart değil start dedim. Senin böyle şeylerden haberin yok.
Dedim: İyi ki yok. Zıvanadan çıkardım sonra.
Dedi: Ben de yanında biraz daha durursam depresyona gireceğim. Mantalitemi, motivasyonumu bozuyorsun. Performansım düşüyor.
Dedim: Sadece performansın düşse iyi ya. Daha nelerin düşüyor da görmüyorsun, anlamıyorsun. Senin bozduklarının yanında benimkiler devede kulak kalıyor. Neyse, konuyu değiştirelim biraz. Boynundaki kolye gerçek mi?
Dedi: Hayır. İmitasyon.
Dedim: Aynen senin gibi.
Dedi: Ajitasyon yapma.
Dedim: Sen de fabrikasyon konuşmalar yapma.
Dedi: Ben gidiyorum. Yanında biraz daha durursam karizmam çizilecek. Başka söyleyeceğin bir şey yoktur herhalde. Okey mi?
Dedim: Okey değil, dama, tavla!
Dedi: Hadi bay!
Dedim: Hay şaşkın hay!
Erhan Tığlı Daha Azını Gör
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




