GÜLELİM GÜLÜŞELİM
Gülelim gülüşelim, neşeyi zevki paylaşalım, mutlulukta buluşalım.
2 Eylül 2026 Çarşamba
Sevgin ırmak değilse
Sevgin ırmak değilse
mutluluk denizine akamazsın
insanlık ruhuna işlememişse
güzelliklerden zevk alamazsın
Hele doğaya dostça davranmazsan
Boşuna uğraşma hiç
sazın akort tutmaz
bozuk plak olmaktan kurtulamazsın.
1 Eylül 2026 Salı
Hem Gül Hem Düşün
HEM GÜL HEM DÜŞÜN
Sadece düşünmek ya da gülmek yetmez
Düşünceni gülüş, gülmeni düşünce süslemeli
İşte o zaman dalında öter muhabbet kuşu, bülbül
Akar sevgi ırmağın gürül gürül
Açılır mutluluğun kapıları ardına dek
Merhaba der, el sallar lale, karanfil, sümbül
Çiçek bahçesi olur gönül
Solmaz maviliklerin yeşilin alın
Duygularının pınarına neşe verir güzellikler
Dertlere nokta koyarsın, sevinçlere virgül
25 Ağustos 2026 Salı
Elmalı dizelerim ve bir soru
ELMALI DİZELERİM
Önce bir türküden ilham alarak şunları yazdım:
Elma attım denize
geliyor yüze yüze
şimdiki kızlar pahalı
kilosu bin beş yüze
Bir süre sonra şu dizeler geldi aklıma:
Elma attım denize
batmadı, çıktı yüze
Rüyamda yâri gördüm
gecem döndü gündüze
***-
SİZCE BU DİZELERDEN HANGİSİ DAHA GÜZEL?
21 Ağustos 2026 Cuma
AŞK ve SEVGİ
Aşk Ve Sevgi
Aşk bir bedende iki ruh
dostluk iki bedende bir ruhtur
Joseph Roux
Aşk inanmanın şiiridir
Aşk bir sütlü kahvedir
Aşk iki insanın ruhunu bir bütün halinde birbirine bağlar
Peyami Safa
Sevmek iki defa yaşamaktır
George Sand
Sevgi birliğe
bencillik yalnızlığa götürür
Shiller
17 Ağustos 2026 Pazartesi
Gelirli Şiir
“İstanbul’dan ayva da gelir nar gelir
Döndüm baktım bir edalı yâr gelir
Gelir desen dar gelir…
Aman aman dayanamam
Bu iş bana zor gelir!”
Böyle demiş şair Orhan Veli.
Şimdi devir değişti…
İstanbul’dan gelmez artık ayva, nar
Ancak çevre kirliliği, gürültü gelir…
Bir edalı yâr gelir ama
Burnu kaf dağındadır
Ve de bizim gibilere birkaç beden bol gelir!
Kızları İstanbul gibidir yedi tepenin;
Tepeden bakar çulsuzlara
Ne insaf merhamet ne de aman bilir…
Gündüz Beyoğlu’na gider
Gece Boğaz’dan gelir!
12 Ağustos 2026 Çarşamba
Bak şu İşe; Löpontif!
Bak Şu İşe- Löpontif / Erhan Tığlı
Advert
BAK ŞU İŞE- LÖPONTİF
Dilime her gün bir sözcük takılır, bugünkü de; “löpontif”.
Anlamı ne? Kimden, nereden duydum? Bilmiyorum. Yolda “Löpontif” diye yürüyüp giderken önümdeki kadın aniden dönüp, “Terbiyesiz!” diye bağırınca şaşırıp kaldım. “Bana mı dediniz?” soruma, ‘’Evet, sana dedim kart zampara!” cevabıyla neye uğradığımı anlamadım. “İyi ama neden?” “Bunun nedeni var mı? Bana laf atıyorsun. Senin hiç utanman sıkılman yok mu?”
Ahı gitmiş vahı kalmış kadına şöyle bir baktım.
“Laf atacak olsam sülün gibi güzel kızlara atarım. Senin neyine atayım?”
Dudak büzerek verdiğim cevapla büsbütün çileden çıkan kadın, “Yetişin a dostlar, hem suçlu hem güçlü. Hem laf atıyor, hem de hakaret ediyor!” diye avazı çıktığı kadar bağırdı.
Çevremizi saran kalabalık bana nefretle bakmaya başladı.
Bir kadın öfkeyle başını sallayıp “Bunun gibi rahat vermeyen sapık herifler yüzünden sokağa çıkamaz olduk. Üstelik de tecavüz edecekmiş gibi bakıyor.” dedi.
Biraz ötede duran kızın mini eteğinden gözlerini ayırmayan sicim bıyıklı genç “Alacaksın böylelerini karakola çekeceksin, eşşek sudan gelinceye kadar döveceksin!” diye kükredi.
Mini etekli kız eteğini çekiştirerek lafa karıştı:
“Hadi genç olsa neyse de babam yaşındaki adam niye böyle bir şey yapar?”
Kızın yanındaki başörtülü kadın “Asıl böylelerinden korkacaksın” diye homurdandı.
Bana dövecekmiş gibi bakan bir kasketli başını salladı, “Bu herif cezasız kalmamalı!” dedi.
“Polis, polis yok mu? diye bağırdı köşedeki kazıkçı bakkal.
“Polis gelse ne olacak?” diye güldü müşteri, “Önce zılgıt çekip sonra da salıveriyorlar.”
“Dağılın! Ne var, ne oluyor burada?” diye bağırarak hemen yanımıza damlayan polis olaya el koydu. Başka zaman pek ortalarda görünmezdi.
Kadın beni gösterip, “Bana laf attı, üstelik hakaret de etti” dedi.
Polis “Bak sen şu moruğa, ne dedi?”
Kadın; “Löpontif” dedi.
Polis dudağını büküp başını salladı, “Bak şu işe? Kimse anlamasın diye Fransızca laf atmalar da başladı ha? Şimdi ben bunu karakola çekip iki tokat atsam, yaptığı terbiyesizliğe bakmazlar da, karakolda vatandaşa dayak atıyorlar diye ortalığı ayağa kaldırırlar.”
“Bir dakika, ben kimseye laf falan atmadım!’’ diye bağırdım.
”Löpontif, yeni çıkan bir temizlik tozunun marka adı. Hem ucuz hem de ikramiyeliymiş. Kampanya düzenlemişler herkes kapışıyormuş. Karım,’ gelirken muhakkak al’, dedi. Adını unutmayayım diye kendi kendime tekrarlıyordum. Hanımefendi önümdeydi, yüzüne karşı söylemiş değilim.”
Ağzımdan çıkan temizlik tozu, ucuzluk, ikramiye sözleri kadınları harekete geçirdi. Laf attığımı iddia eden kadın da dahil olmak üzere hepsi birden markete koştular. Polis bile “Bari ben de gidip alayım, karıma sürpriz yaparım” dedi.
Yalanım ortaya çıkmasın diye düşünerek oradan uzaklaştım.
Truva Edebiyat Dergisi
Truva Edebiyat Dergisi
ETİKETLER:Erhan TığlıBAK ŞU İŞE- LÖPONTİF
Dr. Cihangir Işık: Adli Tıp Dosyaları Beş Duyunun Kasabı... / Serpil Meriç Dr. Cihangir Işık: AdDosya
9 Ağustos 2026 Pazar
Kitapsızlık
Bir toplumu yok etmek için kitap yakmaya gerek yoktur.
Okuma isteğini öldürmek yeterlidir.
Yeni nesil düşünmeyi değil, tüketmeyi öğrenirse zihinler sessizce boşalır ve boşluk en kolay yönetilen alandır ....
Aldous Huxley
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




