14 Ocak 2017 Cumartesi

KÖYLÜYLE DOKTOR

Bir köyde ateşli bir hasta vardır, kasabaya doktora getirir hastayı köylüler. Koca devletin koca doktoruna. Doktor hastaya fitil verir ve köye döndükleri gibi hastaya fitili anüsten vermelerini söyler köylülere.
Köylüler tabi ‘ Tamam doktor bey’ deyip köye giderler. Köydeki herkese sorarlar, en bilgelere bile, ama kimse anüs ne demektir bilemez. Bu nedenle bir türlü ilacı da veremezler hastaya. Hastanın durumu da gitgide kötüleşmektedir.
Bunun üzerine köylü, doktora, koca devletin koca doktoruna telefon etmeye karar verir ama kimse buna yanaşmaz. Ne cüret değil mi doktoru arayacak bir köylü.
Neyse durumun vahameti üzerine muhtar aramayı kabul eder. Bütün köylü toplanır santrale, muhtar arar, ‘Biz ne yapacağımızı bilemedik doktor bey’ falan der. Karşıdan doktor bir şeyler söyler. Muhtar döner arkasına: ‘Makattan verin dedi doktor’ der. Yine tüm köye sorarlar, komşu köylere birilerini yollayıp sordururlar falan ama makat ne bilen yoktur yine.
Hasta ise gitti gidecek, ateşler içinde kıvranıyor bayağı. İhtiyar meclisi toplanır. Son çare, doktorun bir kez daha aranmasına karar verilir. Yine kimse aramak istemez doktoru. Nihayetinde yine biri kandırılır, telefonun başına geçer, ama bir yandan söylenmektedir: ‘Çok kızacak doktor,çok! ‘ diye.
Sonunda telefonu açar, durumu anlatır, doktor bir şeyler söyler yine. Telefondaki köylü, yüzü allak bullak, arkasını döner:
‘Ben çok kızacak demiştim size; g*tüne sokun, dedi!" diye konuşur.

13 Ocak 2017 Cuma

POT KIRAN FIKRALAR

POT KIRAN FIKRALAR

            Pot kırmak düşüncesizce bir söz söyleyip kalp kırmak, istemeden karşımızdaki kişiyi üzmek, kızdırmaktır. Bu işi(!) kimi zaman şu fıkrada olduğu gibi iltifat edeyim derken yaparız. Genç görünme sevdalısı bir kadın bir delikanlıya yaptığı oyaları, elişlerini gösteriyordu. Bir ara çekmeceden başka bir elişi çıkardı, övünerek, “Bak, bunlar çok değerlidir. Antika sayılır. En az kırk yıllıktır” diye konuştu.
            Delikanlı elişlerine hayranlıkla baktı, “Çok güzel” dedi. “Bunları da mı siz yaptınız?”
            Çam devirmek pot kırmanın daha kötüsüdür. Pot kıran kırdığı potu tamir edebilir ama çam deviren bunu pek başaramaz, zeka işidir bu tamir, hazırcevap olmayı gerektirir.
            Ünlü bir yazarın yanına hiç sevmediği biri gelmiş, kendisini yemeğe davet ediyordu. O kadar ısrar etti ki yazar peki demek zorunda kaldı. O kişinin gittiğini sanıp uşağına, “Bir bahane uydur da gelemeyeceğimi söyle şu zevzeğe” dedi ama adamın dışarı çıkmadığını görünce lafı değiştirdi, “Çünkü yemeği bu beyle yiyeceğim” dedi.
            Çariçe Katerina pencereden dışarı bakarken orada geçen bir muhafız kendisine bir çimdik atmış. Çariçe hışımla geri dönmüş, “Ne yapıyorsun sersem!” diye bağırmış.
            Muhafız, “Kusura bakmayın efendim. Sizi hizmetçilerden biri sandım” demiş.
            Çariçe öfkeyle, “Şimdi ne yapayım ben sana? Cezalardan ceza beğen bakalım” deyince muhafız boynunu bükmüş, “Bilmiyorum ama vereceğiniz ceza kalçanız kadar sertse yandım” diye önüne bakmış. Bu yanıt çariçenin hoşuna gitmiş, onu komutan yapmış.
            Buna benzer şöyle bir fıkra daha vardır:
            Padişah İncili Çavuş’a “Öyle bir kabahat işle ki, özrün kabahatinden büyük olsun” diye emretmiş. Çavuş uzun bir süre ne yapacağını düşünmüş ama aklına bir şey gelmemiş.
Bir süre sonra padişah pencereden dışarı bakarken kendisine bir çimdik atmış. Padişah hiddetle, “Ne yapıyorsun, eceline mi susadın, bu ne cüret?” diye bağırmış.
            İncili hemen cevabı yapıştırmış, “Kusura bakmayın, özür dilerim hükümdarım, sizi valide sultan sandım.”
            Kimi potlar da hiçbir art niyet olmadan, içtenlikle ve sevgiden ileri gelen potlardır.
            Ev sahibi eve gelen konuklara en güzel yiyeceklerden çıkarmış. Konuklar yerken ev ahalisi de onlara bakıyormuş. Konuklardan biri dayanamamış, “Siz de yesenize. Niye yemiyorsunuz?” diye sormuş. Ev sahibi gülerek, “Biz her zaman yiyoruz” demiş.
            Şu şarkı ve türkülerde de sevgiliye iltifat edilip güzelliği övülürken aşktan, sevgiden doğan bir çeşit pot kırılmıyor mu?
            “Uzat dudaklarını öpeyim/koynunda sabahlayıp öleyim”
            Buradaki aşık sevgilinin koynunda zevkten ölecektir ama geride kalan sevgili buna hiç üzülmeyecek midir?  Bu, sevgiliye yapılan bir kötülük değil midir?
            “Çarşamba yollarında/kelepçe kollarımda/ Allah canımı alsın/o yarin kollarında”
            Allaha edilen bu duada bir bencillik, bir düşüncesizlik yok mu?
            Ya şu türküdeki sevgili katil etme dileği de nedir?
            “Bahriyeli güzelsin/niçin beni üzersin/öldürürsen sen öldür/sevabıma girersin.”
            Siz olsanız eksik olsun böyle kan dökerek kazanılacak sevap demez misiniz?

            Potsuz günler dileğiyle…