23 Temmuz 2026 Perşembe
EN GÜZELLER
En güzel köprü
Gönüller arasında kurulandır
En güzel göz
Her şeye sevgiyle bakandır
En güzel söz
Yalansız olandır
En güzel ateş
Benliğimizi ısıtandır
En güzel çiçek
Sevgiliye armağandır
En güzel ırmak
Dost bahçesine akandır
En güzel ağız
Gerçekleri konuşandır
En güzel yol
Hasret kavuşturandır
En güzel kol
Zalime karşı kalkandır
En güzel el
Bilgiye, kültüre uzanandır
En güzel kapı
Mutluluğa açılandır
Kaz kadar olamıyoruz
KAZ KADAR OLAMIYORUZ...
Kaz, eti, yumurtası yenen güzel bir kuştur. Kaz tüyleri süs olarak kullanılır. Kaz kızartması, kaz ciğeri çok sevilir. Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez. Geri zekalı kişiler ya kaz çobanıdırlar ya da kaz kafalı! Beceriksizlere beş kaz verseniz, üçünü kaybederler. Kara kara düşünenlere “agobun kazı gibi ne düşünüyorsun?” diye sorarlar. Yanlış düşünenleri “kazın ayağı öyle değil” diye uyarırırz.
Ustası çırağına kaz kızartması getirmesini söylemiş. Uşağın canı çekmiş, önce ayaklarını yemiş, yetmemiş, kanatlarını da mideye indirmiş. Dayanamayıp başını yiyip kazı ustasına öyle getirmiş. Usta şaşırmış. “Hani bunun ayağı?” diye sormuş. Çırak boynun bükmüş, “topal idi” demiş. “Kanadı niye yok?”, “Laz idi!” demiş bu sefer çırak. Usta öfkeyle, “Başı da yok diyemezsin değil mi?” diye bağırmış. Çırak bıyık altından gülerek, “Onda kafa olsaydı, yakalanıp fırına girer miydi?” deyivermiş. Bizde kazları, daha doğrusu kaza benzeyen vatandaşları böyle yiyip bitiriyorlar, onu ayaksız, başsız bırakıyorlar. O da doğanın yok edilmesine, kaz dağlarının talanına sesini çıkaramıyor, kendini kurtaramıyor...
Bir türküde “Maya dağdan kalkan kazlar/ Ak topuklu beyaz kızlar” diye başlanılıyor söze. Seyrani de, “Mahkeme meclisi icat olduğun/ Rüşvet çeşmesinin akmaklığından/ Kaza bela ile alem dolduğun/ Kazların kadıya uçmaklığından” diyor. Kaygusuz Abdal kaz adlı şiirine, “Bir kaz aldım ben karıdan/ Boynu da uzun borudan/ Kırk derviş kanın kurutan/ Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz/ Sekizimiz odun çeker/ Dokuzumuz ateş yakar/ Kaz kaldırmış başın bakar/ Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz” diye yazıyor. Şiir uzun olduğu için hepsini buraya alamadım. Kaygusuz Abdal kazı kaynatamamış ama Amerika bu konuda çok usta!
Padişahın biri veziriyle birlikte geziye çıkmış. Bir köyün yanından geçerken küçük bir evin önünde oturup örgü ören bir köylü kızıyla karşılaşmış. “Baban evde mi?” diye sormuş. Kız zeki bir tavırla, “Babam evde değil, azı çok etmeye gitti” demiş. “Annen evde mi?”, “O da biri iki etmeye gitti.” Bu sözler padişahın ilgisini çekmiş, “Eviniz çok güzel ama bacası eğri” demiş. Kız hemen cevabı yapıştırmış, “Bacası eğri ama dumanı doğru çıkar”. Padişah kızın başını sıvazlamış, “Sana bir kaz yollasam yolar mısın?” diye sormuş. Kız gülerek başını sallamış, “Hem de en ince tüylerine kadar yolarım” demiş.
Kıza veda edip saraya döndüklerinde vezir kızın sözlerinden bir şey anlayamadığını söylemiş. Padişah da gidip kızdan öğrenmesini istemiş. Vezir kızın yanına gelip ne demek istediğini sormuş. Kız, “Söylerim ama her biri için on altın isterim” demiş. Vezir çaresiz kabul etmiş. Kız başlamış anlatmaya: “Babamın azı çok etmesi şu: Çiftçi olduğu için tarlaya tohum ekecek, azı çok etmek bu. Annem ebe olduğu için çocuk doğurtacak, kadın bir iken iki olacak. Bacanın eğriliği gözlerimin şaşı olmasıdır. Dumanının doğru çıkması ise gözlerimin iyi görmesidir. Yolunacak kaz da sizsiniz. Kaz olmasaydınız ayağıma kadar gelip ettiğim birkaç söz için bana bu kadar altın verir miydiniz?”
Oynanan oyunların farkında olmadığımız için kaz gibi yolunuyoruz, doğamızı talan etmelerine ses çıkarmıyoruz, başımıza gelecek felaketin farkına varamıyoruz...
Kazları yerin dibine batırdık biraz. Aslında kaz kadar olamıyoruz. Niye mi? İşte:
Kazlar V şeklinde uçarlar. Böylece her kuş kanat çırptığında arkasındaki kuşa onu kaldıran bir hava akımı yaratır. Tek başına gidebilecekleri en uzun yolu grup halinde neredeyse ikiye katlarlar. Oysa bizler birbirimizin ayağından çeker dururuz...
Grubun başında giden kaz hiçbir hava akımından yararlanamadığı için diğerlerine göre daha çabuk yorulur ve hemen arkaya geçer, arkasındaki kaz lider olur. Bu değişim sürekli yapılır. Oysa bizim liderlerimiz hiç yorulmaz, makamını başkasına bırakmaz, üstelik arkasından gelenlerin, sivrilenlerin hızlarını kesmek için çalışır...
Uçuş hızı yavaşladığında gerideki kuşlar daha hızlı gidilmesi için öndekilere bağırır, onları uyarırlar. Bizde uyarıda bulunanlar erken öten horoz sayılır, haklarında gereken işlem yapılır. Ağır ol, molla desinler politikası uygulanır!
Kazların bize ders olabilecek bir başka özellikleri de birlikte uçtukları bir kuşun hastalanıp ya da yavrulamasıyla uçamayacak duruma gelmesi halinde iki kuşun onu korumak, ona yardım etmek için yanına gelmesi, ölünceye dek yanından ayrılmamasıdır. Oysa biz ölen ölür, kalan sağlar bizimdir, kral öldü, yaşasın kral deriz, kötü duruma düşenleri yalnız bırakırız. Ne zaman ölecek diye yüzlerine bakarız, yerlerine geçmeye can atarız.
Adamın bir ölmüş, öbür dünyaya gitmiş. Sorgu meleği ona sağlığında toplum için ne yaptığını, sanatla uğraşıp uğraşmadığını, kitap okuyup okumadığını sormuş. Adam, “Ben kimsenin etlisine sütlüsüne karışmadım. Gemisini kurtaran kaptan olmak için çalıştım ve başardım. Sanatla, kitap okumak gibi para etmeyen şeylerle ilgilenmedim” demiş.
Onu dinleyen baş melek yardımcılarına, “Çabuk bir kanat getirin” diye bağırmış.
Adam sevinçle, “Melek mi oluyorum?” diye sormuş.
“Hayır, demiş baş melek. Kaz oluyorsun kaz!”
Doğanın kirletilmesine, altın bulmak için Kaz Dağının harap edilmesine ses çıkarmayanlar öbür dünyada işte böyle kanat takacaklardır! Çabaları kutlu olsun!
Altın bulma sevdasıyla
Kirleniyor beyazlar
Kışa dönüyor yazlar
Hoyrat eller yüzünden
Akordu bozuluyor
Çalınamıyor sazlar
Bizden daha iyidir
Kaz dağındaki kazlar!
Erhan Tığlı
22 Temmuz 2026 Çarşamba
Sevgiliye yazdığım mektup
BİR MEKTUP YAZDIM...
Bir mektup yazdım sevdiğim dilbere
öyle coştu ki duygularımın kalemi
doyamadı anlatmaya
özlemimi umudumu aşkımı
Ama gelen yanıt hayal kırıklığı
yarattı bende...
Şöyle diyordu o zalim sevgili
"Böyle şeylere kafa yoracağına
bir mesaj yazsan yeterdi
mail adresime"
21 Temmuz 2026 Salı
AŞK ELBİSESİ
AŞK ELBİSESİ
Temel ile Fadime, kızları Emine'yi evlendirmişler. Düğünden sonra bir hafta geçmiş, ama yeni evlilerden hâlâ bir haber yokmuş. Bu durumu merak eden Fadime, kocası Temel'e demiş ki:
- Ula Temel, ha bunların sesi soluğu çıkmıyor. Ben bugün gidip bunları bir dolanayım bari.
- Tamam Fadime, git bak bakalım ne yapıyorlar?
Oflaya puflaya yola çıkan Fadime, yeni evlilerin kapısını çalmış. Çırılçıplak vaziyette kapıyı açan Kızı Emine seslenmiş:
- Buyur anne.
Kızını çırılçıplak görünce şaşkına dönen Fadime, o hırsla sormuş:
- Uyyy!.. Ha bu nedir kızım? Ayıptır da!..
Emine gülümseyerek cevap vermiş:
- Aaa, ne kadar geri kafalısın be anne!.. Bu ask elbisesi ask!..
- Tövbe estağfurullah!..
Fadime tam içeri gircekmiş ki, karşıdan çırılçıplak gelen damadı seslenmiş:
- Ooo anne hoş geldin?
Fadime utanarak sormuş:
- Ula uşağım, bu ne rezillik?
Damat gülümseyerek cevap vermiş:
- Aaa, ne kadar geri kafalısın anne!.. Bu ask elbisesi aşk!..
Çaresiz kalan Fadime bir koşuda evde almış soluğu ve kendini sorgulamaya başlamış:
- Ula, ben gerçekten geri kafalı mıyım acaba?
Uzun uzun düşündükten sonra, üstünde başında ne varsa soyunup dökünen Fadime, evde çırılçıplak dolaşmaya başlamış. Akşamüstü kapı çalınmış. Fadime pencereden bakmış ki; gelen kocası Temel. Saçını başını düzelten Fadime, çırılçıplak vaziyette kapıyı açarak seslenmiş:
- Buyur Temel'im.
Karısı Fadime'yi çırılçıplak görünce, gözleri yerinden fırlayan Temel, şaşkınlıkla sormuş:
- Ula karı, bu ne hal? Kafayı mı yedin da?
Fadime gülümseyerek cevap vermiş:
- Ula kocacığım, ne kadar geri kafalısın!.. Bu aşk elbisesidir da!..
Fadime'nin çırılçıplak halini biraz seyreden Temel, dert yanmış:
- Ula Fadime, biraz ütüleseydin bari!..
Gönderen ZEKİ ÇAĞLAR
20 Temmuz 2026 Pazartesi
Melek mi Kaz mı?!
Adam ölmüş, öbür dünyada sorgusu başlamış:
- İçki içtin mi?
- Aman efendim, içki içmek benim haddime mi?
- Kumar oynadın mı?
- Aman efendim, kumar oynamak benim haddime mi?
- Hovardalık yaptın mı?
- Aman efendim, hovardalık yapmak benim haddime mi?
Cebrail öbür meleklere bağırmış:
- Oradan bir çift kanat getirin!..
Bunu duyan adam sevinçle sormuş:
Melek oluyorum değil mi efendim?
- Hayır, kaz oluyorsun!..
10 Temmuz 2026 Cuma
Gülmece Güldürmece
GÜLMECE GÜLDÜRMECELER
Nasıl çalışırız?
İki tık tık bir tak takla
Aşk nasıl başlar?
Gözle dudakla
Nasıl biter?
Yatakla
Vatandaş nasıl korkutulur?
Günahla yasakla
Nasıl yola getirilir?
düdükle copla
Çıkarcı kişi ne yapar?
zalimlerin önünde atar takla
Politikacı ne zaman şımarır?
Bravoyla şak şakla
Ömrümüz nasıl geçiyor?
leylek gibi lak lakla!
7 Temmuz 2026 Salı
Sürpriz
SÜRPRİZ...
Size sürpriz yapılmasını ya da başkalarına sürpriz yapmayı sever misiniz? Acı olmaması kaydıyla sürpriz güzel bir şeydir. İlişkileri sağlamlaştırır, sevgi ve dostluğu pekiştirir, her iki tarafı da heyecanlandırır, acı ya da tatlı bir gülümseme ile karşılanır...
Size üç sürpriz fıkrası anlatacağım. Bakalım hangisini beğeneceksiniz?
SEKRETERİN SÜRPRİZİ
İşveli ve cilveli sekreter patronunu evine davet etmiş. “Size bir sürprizim var” demiş. “Ama gözlerinizi kapayacak, ben aç demedikçe açmayacaksınız. Ben yan odaya geçiyorum, biraz sonra yanınıza geleceğim.”
Patron çoktandır beklediği anın geldiğini, sekreterin teklifini kabul edip en sonunda kendisiyle yatacağını düşünerek soyunup yatağa yatmış.
Bir süre sonra sekreter gelmiş, patrona “gözlerinizi açın” demiş.
Patron gözlerini açınca emrinde çalışan memurların hep birlikte kendisini alkışlayarak, “Sürpriz doğum günü partisine hoş geldiniz!” diye bağırdıklarını duyunca şaşırmış ve ne yapacağını bilememiş.
EŞİN Sürprizi
Adam kuru fasulyeyi çok severmiş ama karısı sevmez, kendisine de yedirmezmiş. Bir süre sabreden koca dayanamamış, bir lokantada iki porsiyon kuru fasulye yiyerek eve gelmiş. Kapıdan içeri girerken kadın, “Çabuk gözlerin kapa. Sana bir sürprizim var. Biraz bekle” diyerek onu salona götürmüş. Kendisi yan odaya geçmiş.
Adam, “Herhalde kuru fasulye pişiriverdi” diye düşünüp bol bol yellenmiş. Karısı gelip “Gözlerini açabilirsin” deyince bir de bakmış ki kaynanası, kayınpederi orda değil mi!
ÇOCUKLA BABA
Çocuk, “Baba, bir kardeş istiyorum.”
Baba, “İyi öyleyse, annene söyleyelim.”
Çocuk, “Hayır, söylemeyelim. Sürpriz yapalım!”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



