24 Nisan 2016 Pazar
14 Nisan 2016 Perşembe
SEvgi ve DOSTLUK
Sevgi ve dostluktur
gönlümüzün doktoru
bahçemizi kuraklıktan kurtaran
mutluluk yağmuru
Onunla yoğrulur güzelliklerin hamuru
o temizler benliğimizdeki tozu çamuru
gönlümüzün doktoru
bahçemizi kuraklıktan kurtaran
mutluluk yağmuru
Onunla yoğrulur güzelliklerin hamuru
o temizler benliğimizdeki tozu çamuru
8 Nisan 2016 Cuma
Güldüren Düşündüren Fıkra
Köylü doktora muayene olur. Doktor ilaç yazar,
"Bunlar süpozituardır, makattan kullanacaksın" der.
Köylü anlamaz ama sormaya çekinir, köyde sorar
soruşturur, kimse bilemeyince muhtara danışır, o da
bilemez ve doktora telefon eder.
"Anüsten alınacakmış" der.
Köylü gene anlamaz,
doktora bu sefer kendisi telefon eder.
Doktor öfkeyle
"Kıçına sok kıçına!" diye bağırır.
Köylü mahcup olur,
"Tuh be! Doktor beyi kızdırdım. Yazıklar olsun bana" diye söylenir.
O öyle demiş ama yabancı
dille konuşmayı, yazmayı marifet sananlar utanmalı değil mi?
Melek Kırıcı'nın Kaleminden: Biz b...
Melek Kırıcı'nın Kaleminden:
Biz b...: Biz bir muma benzeriz, kendimiz yok oldukça çevremizde ışık veririz
Biz b...: Biz bir muma benzeriz, kendimiz yok oldukça çevremizde ışık veririz
6 Nisan 2016 Çarşamba
29 Mart 2016 Salı
KİTAPLI BİLMECE
KİTAPLI BİLMECE
Baba
okumayı çok severdi ama oğlu hiç kitap okumazdı. Baba oğluna kitap sevgisi
aşılamak için ne yaparsa yapsın olmadı. Günlerden bir gün elinde bir kitapla
geldi. Kitabı oğluna uzatarak: “Bu kitabı okursan sana yüz lira vereceğim”
dedi.
Delikanlı
kitabı aldı ama okumayı sevmediği için bir kenara fırlattı.
Birkaç gün
sonra da, “Babam okuyup okumadığımı nasıl olsa anlamaz” diye düşünerek onun yanına geldi, kitabı
okuduğunu söyledi, babasından vereceğini söylediği yüz lirayı istedi. Baba
kitabı şöyle bir karıştırıp oğlunun kitabın kapağını bile açmadığını anladı.
Baba
çocuğunun kitabı okumadığını acaba nasıl bildi?
***
YANIT: Çünkü babası kitabın arka sayfasına yüz lira
koymuştu. Oğlu kitabı okusaydı oradaki parayı görür, babasından istemezdi.
28 Mart 2016 Pazartesi
GÜZELLİK ÇEŞMESİ
GÜZELLİK ÇEŞMESİ
Profesör İ. Hakkı Baltacıoğlu, öğrencilerine Sultanahmet Çeşmesi’nin güzelliğinden söz ediyormuş. Biri ayağa kalkmış,”Efendim, ben o çeşmeyi inceledim ama sizin söylediğiniz güzellikleri göremedim “. Profesör ona kitap okuyup okumadığını, güzelliklere düşkün olup olmadığını sormuş. Hepsine de hayır yanıtını alınca acı acı gülmüş. “Boşuna uğraşmayalım, demiş. Ne ben sana bu çeşmenin güzelliğini anlatabilirim ne de sen anlayabilirsin.
İşte burada olduğu gibi gönül gözü kör kişiler her gün önünden gelip geçtikleri güzelliklerin farkına varamadıkları gibi, doğanın doğal güzelliklerin kirletilmesine, bahçeli evlerin yıkılıp apartman yapılmasına aldırmazlar.
Çevreyi temiz tutmak, doğayı korumak akıllarına gelmez. Onlar için önemli olan güzellik değil, bu güzelliğin kaç para ettiği, ne kadar çıkar sağlayacağıdır.
Güzellikleri özümsemeyen bu tür kişilere insan gözüyle bakmayalım, güzelliklerimizi yok etmelerine, kirletmelerine engel olalım.
HİÇ KESİLMESİN MUTLULUK ÇEŞMEMİZİN SUYU VE KURUMASIN GÜZELLİK ÇİÇEKLERİMİZ ÖMÜR BOYU.
ERHAN TIĞLI
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







