7 Şubat 2012 Salı

Bir Milyon Kalem: Aşk Yasaklı Kelime

Bir Milyon Kalem: Aşk Yasaklı Kelime: Yadigar bir sandığın Küf kokan zemininde sakladığın Eski aşk mektupları gibi düşün Öyle bir sakla ki beni; En mahremin ola...

6 Şubat 2012 Pazartesi

Vay Domuz Vay!

Vay Domuz Vaayy...

VAY DOMUZ VAY!
Kene ısırması, deli dana, kuş gribi derken bir de domuz gribi çıktı başımıza, acı biber doğradı tatlı aşımıza. Dertlerimiz az gelmiş gibi zam yaptı korku ve kuşkularımıza...
Domuz eti yemek Müslümanlıkta haramdır. Domuza, domuz besleyenlere iyi gözle bakılmaz. Bu yüzden hazır yiyecek paketlerine, “mamullerimizde domuz yağı kullanılmamıştır” yazılır. Sevilmeyen kişilere “domuz, domuz çobanı, domuz kafalı”, “gene ne domuzluklar düşünüyorsun?” diye seslenilir. Bu arada “domuzdan bir kıl koparmak” istenilir! Devletin malı deniz, yemeyen domuzmuş. Yiyen ne acaba?
Yaban domuzları çiftçilerin tarlalarına, bahçelerine zarar verirler. Onun için hiç sevilmezler, yok edilmeye çalışılırlar; Domuz avına çıkılır, öldürülen domuzlarla birlikte poz verilir, domuz avcıları el üstünde tutulurlar...
Bir de “Sen domuzsan yana mısın, yoksa benden yana mı?” sorusu vardır. Bu soruyu politikacılara, baştaki yöneticilere sormak gerek. Fıkraya göre, sınavda birine, “Issız bir yolda giderken karşına birdenbire bir domuz çıksa ne yaparsın?” diye sormuşlar. “Tabancamı çeker vururum” demiş bizimki. “Ya tabancan yoksa?”, “Bıçağımı çeker, kendimi savunurum.”
“Tabancan yoksa ne yaparsın?”, “Yerden bir taş alır, kafasına fırlatırım.”, “Taş yoksa?”, “Domuzu yanıma sokmayacak bir sopaya da dal parçası bulmaya çalışırım.”, “O da yoksa?”,“Bir ağaca çıkarım.”, “Ağaç da yoksa?”
Adam dayanamamış, soru yağmuruna tutan kişiye şöyle bir bakmış:
“Bana bak, sen domuzdan yana mı sın yoksa benden yana mı?” demiş.
Avrupa’da domuz çiftlikleri vardır. Bir zamanlar Mustafa Ekmekçi de bizde böyle domuz çiftlikleri kurulmasını önermişti de tepkiyle karşılaşmıştı. Kötü kokan yerlere, “Domuz ahırı gibi kokuyor” derler. Domuzlara bakan kişilere domuz kokusu öyle bir siner ki, kolay kolay çıkmaz. Kızlar bu tür kişilerle evlenmek istemezler.
Domuzla inek aralarında konuşuyorlarmış. Domuz ineğe, “İnsanlara senden fazlasını veriyorum ama gene de yaranamıyorum” diye dert yanmış. “Etimi yiyorlar, derimden ayakkabı, kıllarımdan fırça yapıyorlar. Dişlerim bile işe yarıyor. Sen sadece süt veriyorsun.”
İnek acı bir gülüşle, “İyi ama insanlar bunları sen ölünce alabiliyorlar. Oysa ben onlara sütümü sağlığımda veriyorum” diye konuşmuş.
Cimri kişiler çevrelerinden gereken saygı ve sevgiyi göremediklerinden yakınırlar. İnsanlar onlardan öldükleri zaman yararlanabilirler ancak. Önemli olan sağlığında iyiliği dokunmaktır. İnek olamıyorsanız bari domuz olmayın da domuzluk yapmayın.
Ah domuz vah domuz, sen neymişsin sen! Yataklara düştük senin yüzünden...

Erhan Tığlı
erhantigli@mynet.com
*******************

5 Şubat 2012 Pazar

Tepki - Komik Animasyon - AnimaTurk.com

Tepki - Komik Animasyon - AnimaTurk.com

Söz Meclisten Dışarı: Sözdeyişler

Söz Meclisten Dışarı: Sözdeyişler: Aşk ilkokulda komedi,ortaokulda trajedi, lisede dram, imamhatipte ise haramdır haram! Arabanın ön koltuğundaki çocuk kazaya,arka koltuğunda...

1 Şubat 2012 Çarşamba

Yazmak Neye Yarar?

YAZMAK NEYE YARAR?

Okuryazar geçiniriz ama çoğumuz okumaz, yazmaz, sadece seyreder, bakar. Eskiden eş dost birbirine mektup yazar, bayramını, evliliğini, doğum gününü kutlardı. Cep telefonu yaygınlaşalı bu külfet ortadan kalktı. Yazarsak mesaj yazıyoruz mektup yerine. Buna da üşenip hazır mesajları kullananlar var! Atalarımız, “Al eline kalemi, yaz başına geleni” demişler oysa biz dilekçe bile yazmaz, başımıza iş getirenlere “Allah cezaları versin!” diye beddua etmekle, küfredip homurdanmakla yetiniriz. Ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep, yazılmaz benim derdim, deriz ah of çekerek. Bakkala, marketçiye “Yaz tahtaya, al haftaya” diyoruz ya da Barış Manço’nun, “Yaz defteri kitabı/Sarı çizmeli Mehmet ağa/Bir gün öder hesabı” diye şarkı söyleyiveriyoruz alacaklılarımıza. Lefter, futbolu bıraktığı için, “Ver Leftere, yaz deftere” esprimiz de unutuldu...
Başımıza gelenler alın yazımız sayılıyor, kader kara yazdı, diye dert yanılıyor...
Bu karamsar sözleri silelim de sizleri yazmakla ilgili fıkralarla baş başa bırakalım.
KUDURAN ADAM
Adamın birisini köpek ısırmış. Zamanında aşı yaptırmadığı için ölecekmiş. Ölüm döşeğine düşünce dostlarından kalem, kâğıt istemiş. “Vasiyetini mi yazacaksın?” diye sormuşlar. “Hayır” diye başını sallamış, “Isıracağım kişilerin adlarını yazacağım.”
AHMAKLAR DEFTERİ
Şair Haşmet, yanında “Ahmaklar Defteri” adını verdiği bir defter taşır ve oraya ahmaklık yapanların adlarını yazarmış. Koca Ragıp Paşa merak etmiş, “Bu defterde benim de adım var mı?” diye sormuş. “Evet, paşam, var” demiş Haşmet. Paşa şaşırmış, “Peki neden?” demiş. Şair, “Dün, pek güvenilmeyen birine borç verdiniz de ondan” diye cevap vermiş.
“Ya adam borcunu öderse ne yapacaksın?”
“O zaman sizin adınızı siler, onunkini yazarım.”
YAZMAK NE ZAMAN İŞE YARAR?
Yazanlar, hele gazete ve dergilerde gerçekleri yazanlar beladan kurtulamazlar. Ya hapse düşer ya da ağır para cezalarına çarptırılırlar. Çıkarı bozulanlar tarafından dövülür, sövülür, hatta öldürülürler. Bu konuda şöyle bir taşlama yazmıştım:
Kara kara kazanlar
Ah şu oyunbozanlar
Kimvurduya giderler
Gerçekleri yazanlar...
Yazmanın işe yaradığı yerler ve zamanlar da vardır. Nasıl mı? Bakın anlatıvereyim.
Geçenlerde bir lokantaya gittim. Ismarladığım yemeğin gelmesini beklerken ilham geldi. Cebimden not defterimi, kalemimi çıkarıp bir şeyler yazdım. Garson koşarak geldi:
“Beyefendi, bir kusurumuzu mu gördünüz?” diye sordu.
“Hayır, aklıma bir şey geldi de onu yazdım” dedim ama garson inanmadı, lokantanın sahibine bir şey söyledi. Adam yanıma geldi, özür diledi ve öyle çok itibar etti ki beni böyle yerleri teftiş eden biri sandığını anladım. Bozuntuya vermedim. İkram edilen güzel yemekleri yedim. Benden para almadıkları gibi her gidişimde başköşeye oturttular...
Gördünüz ya yerinde ve zamanında yazılan yazı ne kadar işe yarıyor!
ERHAN TIĞLI
************

30 Ocak 2012 Pazartesi

DOST...

Dostuma da düşmanıma da dağ olurum; dostlarım yaslansınlar diye, düşmanlarım da dostlarıma ulaşamasınlar diye...
****
Dostluklar serap olursa
gönüller harap olur...